Andras Balint Kovacs’a göre modern sinema anlatısına gerçekçi yaklaşımın sunduğu önemli etkilerden biri de hiyerarşik bir biçimde dizilen ön plan ve arka plan ayrımlarını bulanıklaştırmasıdır; arka plandaki olaylarla ön plandaki başkarakterlerin başına gelen olayları eşitleyerek anlatı yapısını gevşetmesidir.[1] Avrupa sömürgeciliğinin çöküşte olduğu 1950’li 1960’lı yıllarda Küba’da meydana gelen toplumsal devrimler, üçüncü dünya ülkelerine örnek teşkil ederek, umut ve devrim coşkusunu artırmıştır.[2] Böylesi bir ortamda üçüncü sinemacıların ilgilendiği konular da içinde yaşadıkları toplumun sorunları etrafında belirlenmiştir. Bu yönetmenler, ulusal bağımsızlık, halk savaşı, farklı bir üçüncü dünya kimliğinin kabul görmesi gibi sorunları gündeme taşımışlardır.[3] Ken I, Daniel Blake Ken Loach, Hollywood sinemasının özdeşleşmeye dayalı taklitçi yapısını reddeden bir anlaşıyla; izleyiciyi rahatsız ederek düşünmeye yönlendiren ve izleyiciye izlediğinin bir film olduğu duygusunu yaşatan, gerçekçi yaklaşımın temsilcilerinden biri olduğunu tekrar göstermiştir. İngiliz hükümetinin politikalarını eleştiren yönetmen, filmlerinin gösterim aşamasında birçok sansüre maruz kalmıştır. Politik tutumu ve ele aldığı konular itibariyle Loach, Üçüncü Sinema’nın militan tavrını ortaya koymaktadır. Ken Loach her ne kadar Yeni Dalga akımının içinde konumlandırılmış olsa da gerek işçi sınıfının sorunlarını ortaya koyması açısından gerek politik tavrından gerekse de maruz kaldığı baskı ve sansürlerden dolayı Avrupa Üçüncü Sinema temsilcisi olarak değerlendirilebilir.[4]
Ken Loach’un bu filmiyle ve sinematografisini yansıtan şu sözüyle: “Bize ilham verenler dünyanın beşinci zengin ülkesi İngiltere’de yiyecek bulamayanlardır.” vize ödevimi bitirmiştim önceki sonbahar döneminde aldığım derslerden Sanat Sineması’ndaki.
Klasik anlatı içerik olarak popüler argümanların formüllerle ve tekrarlarla kalıplaşan öğelerini kullanarak kişisel fantezilerin gerçekleştiği bir dünya sunar. Bu yaratımda merkeze kişisel psikolojik nedenleri alarak, kişinin kararları, tercihleri ya da karakter özelliklerini ön plana çıkarır. Karakterin arzusu anlatıyı sürdüren şey haline gelirken onu bir hedefe yönlendirir. Hedefinin önüne geçen engel yani karşı güçle, finaldeki çözüme kadar çatışırlar. Karşı güç, kahramanın istek ve özelliklerine zıt hedefler ve istekler taşıyan bir karakter olacağı gibi, sel, deprem, hortum, kar fırtınası gibi doğal afetler ya da toplum baskısı, iç savaş, yasalar gibi toplumsal faktörler de olabilir. Fiziksel ya da ruhsal hastalıklar, kıtlık, baskıcı yönetimler de engel olarak karşımıza çıkabilir. Arzusuna ulaşamadığı için çatışan karakter hedefe ulaşmak için durumu değiştirmeye çabalamak zorundadır. İstekler, neden ve sonucu oluşturur. “Neden ve sonuç” değişimi ima eder. Eğer karakterler anlatının başında olduğu tarzdan başka bir şey arzulamasaydı değişim olmazdı. Bu nedenle karakterlerin özellikleri ve istekleri, neden ve sonuçların güçlü bir kaynağıdır.[5]
Gündelik olanın sanat ve sanat dışındaki alanlarda bir anda ortaya çıkmasını dikkatle değerlendirmek mecburidir. Gündelik olan, epik bir görünüme, maskelere, kostümlere ve dekorlara bürünmüş olarak sahneye çıkar. Dilin ve üretilen metaların tüm kaynaklan hem bir sefalet hem de bir zenginlik olan gündelik hayatı dile getirmek için kullanılmaktadır. 19. yüzyıl ortalarındaki felsefi ve teorik durumu yorumluyor Henri Lefevbre tarafınca.
Gerçek bir felsefe kitabını hayali ve numaradanmış gibi anlatmayı başarabilmek gerekir.[6]
Bürokratik yönlendirilmiş tüketim toplumundaysa, gündelik hayatının tarihini üç bölüme ayırır:
a) üsluplar;
b) üslupların sonu ve kültürün başlangıcı (XIX. yüzyıl);
c) gündelik hayatın yerleşmesi ve sağlamlaşması.
Lefevbre’ye bakılırsa; rutinin yerleşik hale bürünmesi, devrim yapma girişimlerinin her başarısızlığından sonra, gündelik hayatın nasıl daha da belirginleştiğini gösterecektir.
Fark ve tekrar, özdeşin ve olumsuzun, özdeşliğin ve çelişkinin yerini almıştır.[7] Özdeşten kurtulmuş, olumsuzdan bağımsız, saf farklara müracaat etmenin elbette tehlikeleri vardır.[8]
Gündelik hayatta ve haber kaynaklarında (televizyon, radyo vb. araçlar aracılığıyla), bürokratik dikey hegemonyanın arka planında “Kimsiniz? Kendinizi tanımayı öğrenin” tarzındaki testlerin hızla çoğaldığı görülmektedir. Kültürel iktidar hiçbir koşulda hükmedenlerde değilse dahi, araçları (devletin ideolojik aygıtları) yönlendirme ve yanlı propaganda hükmedenlere hizmet eder.
En basit bir çözümleme bile, birbirinden oldukça farklı, “yapısal olarak” karşıt iki tür boş zaman kullanımı olduğunu gösterir:
a) Derin bir tatminsizlik duygusu bırakan; ilgili kişileri, dehşete düşmüş karısının ve çocuklarının gözleri önünde “Artık her şey mümkün!” diye bağırarak gazetesini yırtan Kierkegaard’vari kişilik durumuna düşüren, gündelikle bütünleşmiş boş zaman
b) Gidiş beklentisi, bir kopuş gerekliliği, arkadaş çevresi, tatil, LSD, doğa, şenlik, delilik aracılığıyla kaçma isteği.
Gündelik olanın bir sistemi yoktur. Boşluklarla birbirinden ayrılmış, yine de bir düzlem üzerinde yer alan veya bu düzleme bağlı olan alt sistemler vardır sadece. Toplumsal gerçeklik düzeylerinde mantıkla akılla açıklanabilecek iktidarın stratejileri ve muhalefetin iktidarı adına 3 madde vardır;
- Mülkiyet, akılcılık, devlet ideolojileri
- Gündemdeki retoriğe ve ideolojiye bağlı olan yanılsamalar ve mitoslar
- Yabancılaşmayan toplumla bir arada somutlaşan duygusal yatırımlar
Tüketim kendisini aldatmaca, yanılsama harici bütün bir eylem, eylemlilik olarak ortaya koymasaydı. Problem yaratacak bir mesele olmayacaktı. Ancak reklam metinleri ve gerçek tüketim arasında belirli sınırlar yoktur.
Tekrar etmek, belli bir davranış sergilemektir fakat bunu biricik veya tekil olan, dengi veya benzeri olmayan bir şeye ilişkin olarak yapmaktır.[9]
Kaynakça
Bordwell, David. Thompon, Kristin. (2012) Film Sanatı, (Çev. Ertan Yılmaz – Emrah Suat Onat), De ki Basım Yay., 2.Baskı., Ankara. s.79
Deleuze, Gilles (2021). Fark ve Tekrar. (B. Yalım, & E. Koyuncu, Çev.) Istanbul, Beşiktaş,: Norgunk.
Kovacs, Andras Balint (2010) Çev. Ertan Yılmaz, Modernizmi Seyretmek, Avrupa Sanat Sineması 1950-1980: De ki Basım Yayın
Modern Dünyada Gündelik Hayat – https://onurberkaysuicmez.wordpress.com – gündüzleri geceymiş gibi
[1] Kovacs(2010), s.267
[2] Biryıldız & Çetin Erus, 2007, s.20-21
[3] Azime Cantaş, Meral Serarslan, (2021) Gerçekliğin Katmanları Arasından Üçüncü Sinemaya Doğru: Ben, Daniel Blake. s.642
[4] Azime Cantaş, Meral Serarslan, (2021) Gerçekliğin Katmanları Arasından Üçüncü Sinemaya Doğru: Ben, Daniel Blake. s.652
[5] Bordwell, Thompson, Film Sanatı, s.102
[6] Deleuze, G. (2021). Fark ve Tekrar. (B. Yalım, & E. Koyuncu, çev.) Istanbul, Beşiktaş,: Norgunk.s.18
[7] Deleuze, G. (2021). Fark ve Tekrar. (B. Yalım, & E. Koyuncu, çev.) Istanbul, Beşiktaş,: Norgunk.s.15
[8] Deleuze, G. (2021). Fark ve Tekrar. (B. Yalım, & E. Koyuncu, çev.) Istanbul, Beşiktaş,: Norgunk.s.16
[9] Deleuze, G. (2021). Fark ve Tekrar. (B. Yalım, & E. Koyuncu, çev.) Istanbul, Beşiktaş,: Norgunk.s.19

Yorum bırakın