Öncelikle; ortaokulda da lisede de veli toplantılarımıza annem daha çok katılıyordu ve sınıf öğretmenlerim çoğunlukla kadın öğretmenlerdi. Anasınıfı dahil bütün karnelerim basılı ve imzalı olduğundan, her şey elektronik ve üzerinde oynanabilir hale dönüşmeye başladığında dahi, orijinal belgeler sistem dışına çıkmadan hiçbir evrağı kaybetmeden ve nerede eğitim ve öğrenim hayatım devam ediyorsa, bulunduğum ve ders aldığım öğretmenlerime ve arkadaşlarıma sevgi ve saygıyı yitirmeden sırasıyla öğrenci olarak bulunduğum okullar ve aldığım eğitimleri sıralamaya başlıyorum:
-Ankara (Köy Hizmetleri Bölge Kreşi ve Anaokulu, Öğretmen Kubilay İlkokulu, Köy Hizmetleri İlkokulu, Ayten Şaban Diri Ortaokulu, Etimesgut Anadolu Lisesi) [2000-2013]
-Antalya (Akdeniz Üniversitesi Makine Mühendisliği terk) [2013-2014]
– Ankara (ODTÜ Hazırlık terk, Ankara Sanat Tiyatrosu – Temel Oyunculuk Eğitimi Sertifikası) [2014-2015]
– Eskişehir (Anadolu Üniversitesi Sinema-TV Örgün Öğretim Lisans diploması, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, Ustasından Öğren Programı kapsamında Uğur İçbak tarafından düzenlenen eğitimle Görüntü Yönetmenliği Sertifikası) [2015-2020]
– Ankara (Hacı bayram Veli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema Tezsiz Yüksek Lisans derecesiyle Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda Çiğdem Ülker tarafından düzenlenen eğitimle kazandığım Editörlük Sertifikası) [2021 – halen devam ediyorum]
İlkokul, ortaokul, lise, üniversitede lisans, tezsiz yüksek lisans ve şimdilerde başladığım tezli yüksek lisansta öğrenmeye geri adım atmadan ve telafisiz hata yapmadan hayat yolculuğuma devam ediyorum.
Kimseye aşk hayatını da liseden bu yana sevdiği kızı beklemekte olan bir adam olarak açıklama yapmak mecburiyetinde değilim. Akranlarım, yaşıtlarım, küçüklerim dahil herhangi birine zararlı sayılabilecek bir arkadaşlık yapıp yapmadığımı ben biliyorum ve zamanımı değerlendirdiklerim hariç tanık olmayan kimse bilemez ve yargılayamaz diye düşünüyorum. Tanıştığım ve benimle birkaç hafta değil herhangi bir hatırası bile olmayan saçma sapan geri zekalılar benimle dalga geçerek kazançlar elde edebiliyorken, tanıdıklarım ve önyargı mekanizmasını devreye almadan beni yüz yüze tanıyanlar dışında komik ve hiç alakamın bulunmadığı kimseler tarafından ciddiye almadığım şakalar tatsızlaşmaya başladığında, satranç oynamaya, ekranlardan önce, mühendis anne ve babanın oğlu olarak ve onlardan bağımsız, kendi kişiliğine ve yaptıklarına sahip çıkan bir birey olarak, deli olmadan lüzumsuzları umursamayan, “vaziyet ve hal” i çokça başlayıp, ara verip, okumayı bitirdiğim süreçte, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar kitaplarına aşina olduğumu belirterek; beni tanımayan ve atıp tutanlara karşı her türlü hukuki hakkımı saklı tuttuğumu not düşüyorum.
21 Ağustos 2022’de yapılan ALES 2, 2022 sınav sonucum ve 28 Ağustos 2022’deki Yabancı Dil Sınavı sonucumun değerlendirmesini yapanlara, akıl kifayet, dilerken; hile hüleye bulaşmadan, sahtekarlara boyun eğmeyeceğimi her platformda duyuracağımı ve gidişinizi miyopi astigmat numaralı gözlüğümü takmadan, dört gözle değil, iki göz, iki kulak görmeyi ve duymayı bekliyorum.
Emeğini hakkını başkalarına emanet etmeyen, çalmadan çalışanlara başarılarının devamını ve bol şans diliyorum.
Patikalar ve yollar, çift şeritli ve kalabalık değilken de, şimdilerde de, zaman mekan ve hükmedenler fark etmeksizin, Başkent Ankara’da, her ağaç dibinden kesilmeye çalışılıyordu. Budamak değildi bu, kökünü kazımaya ve her yeri beton yapmaya, başlayan kimse ardından gelen de gidenden farksızdı. Denize de ağaçlara da doğduğum yerde aşina değilsem dahi memleketimden aşinayken, hiçbir yeşerecek bitki veya sarmaşık dahi olmayan boş sokaklarda, ailemizden aldığımız harçlıklarla, ejder meyveli sumuthi filan bilmediğimiz zamanlarda, öğrencilerin çalıştığı ve öğrencilerin zamanını değerlendiği kafe ve barlarda, herkese benzeyen ve hiç kimseye benzemeyen, eş zamanlı herhangi biri tarafından tanınma, sevilme, arzulanma beklentisinde değilken, tek başınayken ne yapıyorsam, kimse tarafından değiştirilmeden sadece büyümek ve memur olabilmiş ama her zaman daha da fazlasını hak eden bir ailede büyüdüğümden, kaynak yaratma çabasında olmadan okul bahçesinde basket veya futbol oynayıp, başarı esasını yakınlarımın benden beklenmeyen düzeylerde tuttuğum öğrencilikten emekli olana kadar öğrenmeye devam edeceğim ortaokul son sınıf ve liseye başlangıç zamanlarımda, çalışkan ve zaman zaman çok başarılı çalışmaları yapıp herhangi bir ücret almadan, emeği ve çabasına karşılık adını da imzasını da kullandırmayan, toplumcu bir Ziraat Mühendisi, Kamu Yönetimi Uzmanı baba, ve Ziraat Yüksek Mühendisi bir annenin büyük oğlu; sabahları 6 ila 7 arası annesi tarafından uyandırılan evin abisi olarak, okuldaki öğretmenlerin çoğu tarafınca akıllanmaz, yaramaz diye konuşmasalar dahi, notlarım ve sistem sınavlarındaki puanlarımdan dolayı, evimizin içinde kendi kendimi değersiz hissetmeme neden olan zaman aralığı, yani ergenlik zamanım başlamıştı. Önceki zamanlardan tanıdıklar en yüksek puanlı okullara yerleşmiş, bense hep ortalama öğrenci olmaya devam ediyordum. Sabahları bazen ekmek üstü atıştırmalık kahvaltı, bazen tost, bazen omlet, bazen de oltacıların mıhlama, orijinal halininse Karadeniz usulü, Kuymak olduğunu bilerek yapılan bazen hem anne hem baba hem kardeşimle, bazı zamanlardaysa 3 kişilik sabah kahvaltılarıyla, hiçbir zaman aç hissetmediğim zamanlar, günde minimum 2 otobüsle, okuldan evime, evimden okula, yabancı hissetmeden, maddi ve manevi hiçbir eksiklik olmadan, yeni tanıştığı insanlarla da çabuk kaynaşabilen, aynı zamanda eski tanıdıklarla her zaman değil de zaman zaman hal hatır sormak adına dahi olsa vakit ayırıp iki kelime de olsa muhabbet edebiliyor olma özelliğimi henüz yitirmemiştim.
Bende tahammül seviyesi azaldıkça, tepeden tırnağa, başkaldırma özelliğim, hiç ağlamadan ve de hiç sızlanmadan, ne yapıyorsam devam etmemi, ne yapmıyorsam ama yapacağımı düşünüyorsam onu öğrenebilmeme sebep oluyordu.
Kodak kamera annemle babam tanıştığından beri hatta belki daha önce, aile ve çocukluk fotoğrafları, düğün fotoğrafları ve Türk veya İngilizce dinledikleri müziklerin kasetleri kaset çalar ve atmayıp sakladığı tarihsel filmleri VCD-DVD oynatıcı piyasaya çıktığından beri ve bilgisayar da benim doğduğum 95’ yılında ve kardeşim daha doğmadan da bizimkilerin evden çalışabileceği şekilde, masaüstü ve bir tane olmak üzere bizim evimizde bulunuyordu. Teknoloji özürlüsü olarak doğmadım yani, komedi ve fantastik filmler başta, orijinal CD’leri babam da annem de hangisiyle alışverişe çıkıyorsak onlardan ne istiyorsam, hiç diretmeden ediniyordum daha önceleri. Ortaokul ve liseden önce, normal her çocuk nasıl okula başlıyorsa, önce anasınıfı sonra ilkokulda okuyup, koşturup duran, çok fazla ya da azımsanamayacak kadar hata yapmayıp, yere düşmeyip, düşenlere tekme vurmayan ve kim düştüyse yardım eden, mızmızlanmayan bir çocuktum.
Şimdiki zamanda yaramaz mıyım evet, çocukken de şimdiki halime benzerdim, kesinlikle. Çünkü orijinal CD ve DVD’lerden filmler seyrettikçe ve bilgisayar oyunlarını seven çocukları olan ailemizin en yakın arkadaşlarının çocuklarıyla sokaklarda oyun oynamış son neslin parçasıyken, koşturmasak ve yerimizde dursak dahi, eve çıkıp, bilgisayar oyunu oynuyorduk. Kardeşim benden 2 yaş küçük olduğundan, ben okula başladığımda öğrendiğim çoğu şeyi ona öğretmeyi denediğimden, birinci sınıftan itibaren her zaman akıllı, uslu ve başarılı çocuk oldu. Benden daha çok teknolojiye hakim olan kuşağın onlar ve sonrası olduğunun bilinciyle, ben de benden büyüklerimden ve kitaplarımdan daha çok şey öğrendim. Öğrenciliğimin hiçbir döneminde tek değildim, şimdilik tekim. Ailem yanımda, tabi ki es veya pas geçilmez ama, birilerinin uşağı birilerin kuşağı olmaktan ziyade tekim dememin başlıca nedeni; takım uyumu ve mücadele hırsını yitirmediğimden, tek tek hedef haline dönüştürülen değerler ve değerlendirenlere yabancılaşmaya başlamam tam da bu zaman aralığına denk düşüyor.
yazmaya başlamadan ve yazarken dinlediğim müzikler:
Francois Atlan – Nathalie Negro : Çamdan Sakız Akıyor
Ezginin Günlüğü : Çamdan Sakız Akıyor
Marsis – Dik Oynar Laz Uşağı
Allame – Yanyana
Bu müzik parçalarını ve sözlerini, Eylül ’22 bitmeden, sesli olarak değerlendirip, Kökler ve Çimenler adındaki Podcast denememde 6. bölüm (tanıtım bölümü) olarak kaydedip, Spotify’da yayınlayacağım.

Yorum bırakın