“Radikal Teknolojiler: Gündelik Hayatın Tasarımı” “Radical Technologies: The Design of Everyday Life” kitabının değerlendirmesi

Onur Berkay SUİÇMEZ

22.11.22

https://www.academia.edu/91387165/

Gündelik olanın bir sistemi yoktur. Boşluklarla birbirinden ayrılmış, yine de bir düzlem üzerinde yer alan veya bu düzleme bağlı olan alt sistemler vardır sadece. Toplumsal gerçeklik düzeylerinde mantıkla akılla açıklanabilecek iktidarın stratejileri ve muhalefetin iktidarı adına 3 madde vardır;

  1. Mülkiyet, akılcılık, devlet ideolojileri
  2. Gündemdeki retoriğe ve ideolojiye bağlı olan yanılsamalar ve mitoslar
  3. Yabancılaşmayan toplumla bir arada somutlaşan duygusal yatırımlar

Tüketim kendisini aldatmaca, yanılsama harici bütün bir eylem, eylemlilik olarak ortaya koymasaydı. Problem yaratacak bir mesele olmayacaktı. Ancak reklam metinleri ve gerçek tüketim arasında belirli sınırlar yoktur. (Suiçmez, Modern Dünyada Gündelik Hayat, 2022)

Ne yazık ki herkes boyun eğse de, boyun eğmeyen birileri vardır ve olduklarının bilinciyle savaşmaya karar verdiklerinde, bal yapmayan arılar, bal arılarıyla yeniden buluşmaya başladığında, kuru kalabalıklarla radyolardaki sivrisinekler vız gelir, sanat eserleri üzerinden duyar kasma çabası olarak değerlendirilebilme olasılığı bile olmayan, sepetçiler tarihin çöplüğüne yol alırken, sanat yeniden ve yeniden kendi kendini tanımlar; bunu önceki dönemlerde yeniden keşfedip çalışmalarıyla tanıştığım Joachim Trier’in “Oslo, 31 Ağustos” ve “Dünyanın En Kötü İnsanı” filmleri, Robert Bresson’un Fransızca bilmediğimden dolayı Fransızca seslendirme Türkçe altyazılı yayınlanmış bütün filmleriyle “Notes sur le Cinematographe” eserinin Türkçe çevirisi ve  herkesin hiçlikle ilgilendiği ve hiçliğin hiç anlamı olur mu diye düşünmeden, nihilistik felsefe ve “1984” benzeri bir distopyayı benimsediği 21.yüzyıl Dünya’sında, 27 yaşını sağsalim doldurmuş bir T:C. Devleti vatandaşı olarak, Dünya Vatandaşı olmanın bile parayla satıldığı zamanlara tanık, Kuzey’li Kierkegaard’ın eseri “Kahkaha Benden Yana”dan ve daha temel kuramlardan da beslenerek şöyle açıklayabilirim: “bu dünyada kendimize dair sağlam bir duyguyu  yaşamak ve yaşatmak adına bazı şeylere sahip olmamız ve sahip olduklarımız yetersiz değilken dahi, sahip olduğumuz şeyleri göstermemiz gerekir.” ve “Metaleps” tekniğine başvuran sanatçı gerçek yaşamla kurgusal yaratım arasındaki köprüleri bir biçimde dikkatli okurlarıyla paylaşır. Böyle bir durumda, aslında kurmaca yazımın kuramına bulaşmış sayılır.[1]

Sinema tarihi her filmde her sahnede yeniden keşfedilmeye açıktır, ama sahnelerin sırasının bile büyük yapımcıların çalışmadığı fakat yaşayan ve üreten “Reality Creator” yönetmenlerin “Director’s Cut” bir diğer adıyla kendi çektiği filmin kurgusunu kendi yaptığı ve manevi değer taşımasının yanında maddi değeri, sadece sıradan platformlarda herkese açık paylaşılırken, “Reality Creator” literatürde “Auteur kavramı”yla da açıklanabilir yani kendi duygu ve düşüncelerini aktaran kişi. Ancak bu durumda, yaratıcı; hem yazdım, hem çektim, hem yönettim hem de kurguladım egosunu sergilemeden;  “metteur es scene”  başkalarının duygu ve düşüncelerini sahneleyenlere benzer bir yaklaşımla; üretim, dağıtım ve yayın aşamalarından haberdar olamazsa; 15-20 sn’lık reklam aralarıyla, 3-4 saat herhangi bir dizi karşısında ekrana bağlı kalabilen kalabalıklara dahi kendi ürettiğini seyrettiremez, tok, üstünkörü, meraksızdır çünkü. (Suiçmez, Sempati Empati Sentezi, 2022)

Paris Yıl Sıfır başlığıyla Modern Zamanlarda Hayatın Tasarımına dair teknolojileri olumlu-olumsuz demeden sentezlediği düşünceleriyle şöyle başlayan Adam Greenfield;

“Bu şehirde, cep telefonu olan herkes – telefonunun ayrıntılı yer bulma teknolojisiyle donatılıp donatılmadığına, hatta açık ya da kapalı olduğuna bile bakmaksızın – aslında konumunu da ifşa etmiş oluyor.” (Greenfield, 2022, s. 10)

Bu başlangıcıyla; bizlere, Radikal Teknolojiler kitabına konu olarak belirlediği başlıklara dair distopik bir ön izleme fırsatı sunuyor. Okumaya devam etmeli mi? Yoksa teknolojiden bağımsız bir hayat mı düşlemeli? Bunu değerlendirmeye çalışırken, kendimden ve 2017 yılında yazılmış, 2022’de Türkçe’ye çevrilmiş ve kitabın EPOS Yayınları 2022, Birinci Basımında kapak fotoğrafı olarak benim çektiğim ancak telif ücreti almadığım bir fotoğraf olan “Zamane Ailesi” adını belirlediğim fotoğrafla, en temel düzeydeki teknoloji ve iletişim çalışmalarına kaynak kullandığım “Radical Technologies: Design of the Everyday Life” çalışmasını, kendi bireysel Radyo, TV ve Sinema çalışmalarımın henüz hedeflediğim hedef kitlesini bulmamasının rahatlığıyla temelden, sessiz ve derinden öğrenci olmaya aday ve hep öğrenci kalmaktan da rahatsız olmayacak bireylere kaynak yaratmaya bireysel bir biçimde devam ediyorum.

Devletlerin bakışları bazı durumlarda, daha dikkatli odaklanmakta, sansür mekanizmaları devreye alınmakta ya da istatistikler bazen doğru bazen dizayn edilmiş rakamlarla kamuoyuna yanlış bilgilendirme yapmadan hareket ederken adaletli olma, etik kurallara uyma, hariçten gazel okumamama rağmen bir kişiyle bile okur-yazar, iletişim kuramlarını Avrupai bir hayat tarzıyla yaşayıp yansıtırken fark edemeyen eşik bekçileri ve yararsız kontrol mekanizmalarına rağmen; teknolojik aygıtları kullananların da belki devleti yöneten hükümetlerden, daha kaliteli araçlar kullanmakta ve bu araçların kullanımında da onlardan her halükarda daha yetenekli olduğunun ve kimlerce nerede ve nasıl bir takip mekanizması altındayken, hamleler yaparak, bu takip mekanizmasını ayna misali karşısındakilere çözümsüz ve boş arayışlar peşinde olduklarını bildirmekteyim.

Bu çağda, “küresel köylüler” ya da “düz dünyacılar” nerede ne yaşanırsa yaşansın tek tıkla hemen hemen herkesin doğru haberlere ve bilgilendirmelere ulaşabilen zamanlar; devir değişmeden teknolojiye hakim neslin orijinal belgeler üretmeninse, herkesle aynı şeyleri yapmaktan daha zor olduğu, aklı başında bir insandan daha hızlı düşünecek hiçbir makinenin bulunmadığı ve şimdilik yaşamın bulunduğu tek reel ekosisteme sahip Dünya’da yaşarken bizler; Radikal Teknolojilere dair herkese herkesin anlayacağı bir dilden akıl ve düşünme dileğiyle kitapta dikkatimi en çok çeken şu cümlelerle başlamalıyım diye düşünüyorum.

Basit bir şekilde, sivil kaynakların dağılımını yönlendirmeyi amaçlayan bir algoritma yazarlığının bizatihi politik bir eylem olduğunu anlamamız gerekmektedir. (Greenfield, 2022, s. 73)

Sıradan amaçlarımızı gerçekleştirmek için bile ağa erişime bağımlı hale geldik. (Greenfield, 2022, s. 33)

Çünkü; şimdiki zamanda, hiçbir şekilde, yaşanmış bir hikayeden uyarlanmış Into the Wild (2007) filmindeki kendiyle baş başa Kuzey Kutbu’na yol alıp filmin sonunda, yanlış bir bitki yediğinden dolayı hayatın aslında sadece paylaşıldığı ve başrolün hayatının birileriyle birlikteyken anlamlı kılındığını anlamasının üzücü bir finalle bu çağda sınırlara, sürgünlere ve sahteliğe aldırmayan herkesin katharsis yaşama olasılığı taşıyabildiği üst-benlik “Supertramp” karakteri misali, doğaya açılalım diye bir düşünceyle hareket edemiyoruz. 2020 – 2022 arası Dünya’da salgın hastalıkların belki de en ölümcül düzeyde ve azımsanamayacak kadar kayıp yaşatan Covid-19 adı verilen hastalık ve yeni yeni türevleriyle yakınlarımıza daha çok bağlanıp daha kaliteli zamanlar değerlendirmeye çalışmaktayken; anahtar, kimlik kartı, kredi kartı, sigara paketi, taşımakta olduğumuz maddi değerinden ziyade manevi değeri olan yüzük, sevdiğimizin fotoğrafı vb. bunun yanında da üzerimizde taşımadan en yakın parka bile çıkamadığımız akıllı cihazlarımız bizi bizden daha çok merak eden yakınlarımızla sürekli ve sürdürülebilir bir bağlantıyı koruma davranışını içgüdüsel bir şekilde bilinçaltımızı şekillendiriyor.

Burada etik açıdan problemli bir durum vardır. Çünkü, akıllı telefonlar fiilen muhtaç olduğumuz bir araç halinde dönüşüyorsa, karşılığında bireysel verilerimiz ve belgelerimiz, önce telefonlara ve ötesindeki ağa teslim etmeyi kabul etmeden kullanmamız olanaksız haldedir. (Greenfield, 2022, s. 36)

Ingilizce, “Product” kelimesi ürün anlamını taşımaktadır. “Price”, fiyat ya da ücret anlamında kullanılmaktadır. “Place” denildiğindeyse mekan ya da yer kastedilmektedir.

Bütün bu olaylar, daha önceki herhangi bir çağda hiç fark edilmeden ve kaydı tutulmadan geçip gidebilirdi. En hassas gözlemci bile, yaşayan şehirleri ne kadar izlerse izlesin, olup bitenlerin küçük bir kısmına dahi tanık olmayı ve bunları aklında tutabilmeyi hayal edemezdi. (Greenfield, 2022, s. 10)

Bu akıl, en azından prensipte izlenebiliyor, zaman ve mekan içindeki yeri belirlenebiliyor. Bilinmeyen örüntüler ve beklenmedik bağlantılar belirlenebilir ve buradan kontrol etme zihniyetiyle etkili müdahale noktaları önerilebilir. Yaşayan bir şehirde, insanların hayal etme cesareti gösterilebileceklerinden çok daha fazlası, kendini çeşitli ritimlerle göstermektedir. Beklentiler, geri dönüşler, hafif sapmalar. Kekelemeler, duraklamalar ve gecikmeler: Tekrarlar ve kazalar. Tüm bunlar, gündelik hayat ortamına yayılmış çok geniş bir yelpazedeki veri toplama cihazları, bu cihazları birbirine bağlayan neredeyse görünmez ağlar ve şehirde dolaşan hemen herkesin üstünde taşıdığı arabirim cihazları sayesinde artık mümkündür. (Greenfield, 2022, s. 10-11)

Eskiden büyük şehirlerin katmanlarında gerçekleşen her şey gerçekleştiği anda uçup giderken, artık bütün bu ritimler ve süreçler, sanal ağ tarafından ele geçirilip boş zaman denetimi için kayıt altına alınıp el altında tutulmaktadır. Çekim merkezleri ya da rahatsızlık duyulan alanlar rahatlıkla görüntülenebilir böylece herhangi bir akışla diğeri arasındaki fark anlaşılır ki bu da içimizdeki iyimserlere, yöneticilerin bu tür akışların seyrini, daha hafif dokunuşlarla öğrenebilecekleri umudunu aşılar. Bununla birlikte, yine aynı nedenle, bir zamanlar eşikte duran her şey daha açık hale gelmektedir. (Greenfield, 2022, s. 14)

Akıllı telefonlar 21.yy ortalarından bu yana hayatlarımıza damgasını vurmuş bir üründür. Çok yönlü nesne (object) olarak, daha bir on yıl bile olmamışken vazgeçilmez bir araç olarak neredeyse hepimizin yaşamında yerini aldı. Çok az üretim nesnesi, polikarbonatın bu parlayan levhaları kadar yaygınlaşabilmiştir. Birçoğumuz akıllı telefonları uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra birincil araç olarak kullanıyoruz. Buluşmak, tanışmak, iletişim kurmak, eğlenmek hatta yolumuzu bulmak amacıyla dahi kullanabiliyoruz. Gittiğimiz yerleri, yaptığımız işleri, eşimizi dostumuzu belgelemek amacıyla telefonlara bel bağlıyoruz. (Greenfield, 2022, s. 18) Hatıralarımızı hatırlamak amacıyla kullandığımız nesneler – bir zamanlar eskitecek kadar uzun zaman kullandığımız cüzdanlar ve cüzdanda taşımaktan kenarları kıvrılmış eski sevgilimizin fotoğraflarına bakıp, ailelerimizde hayatta olanlarla mesajlaşıp, çocukluk arkadaşlarımız dahil, yıllar yıllar önce karşılaşmış olsak dahi bu akıllı araçlar aracılığıyla, tanıdıklarımızı tanımadıklarımızı bir ekranın ötesiden ekran kilitlerinin kontrolünde hepimiz ceplerimizde ya da ellerimizde taşıyoruz. (Greenfield, 2022, s. 21)

Yine Greenfield’a başvurduğumuzda, “bu kullandığımız ürünlerin, üretim süreçlerine bakmak adına geçmişe doğru geri adım atıldığında, tüm teknolojik araçlar ve benzer şekilde akıllı telefonların üretiminde de yeryüzünün doğal kaynaklarını tüketip enerjimizi sömüren endüstrilerin çıkarttığı hammaddeler kullanılmakta” olduğunu hatırlatmakta. “Lityum bataryalar ve bu bataryaların hammaddesi olarak kullanılan kobaltınsa, Kongo’da, madenlerde zor şartlar altında çalıştırılan çocuklar tarafından elleriyle çıkarılmakta” olduğunu bize bildirmektedir.  Bu teknolojik aygıtları bir arada tutan “lehimlenmiş tabakalar da, doğal kaynak sularını geri-dönüşümsüz kirletip su altındaki resiflerin yüzde 70 oranında madenlerce kullanışsız hale taşınması da Endonezya’da üretilmektedir.” Maden çıkarmak ve doğal kaynakların kirletilmesi, özellikle yasal olmadığı zeminlerde temelsiz yapılan projeleri yaparken yaşanan yıkım ve hasarlar Dünya’nın doğal ekosistemini, sahte ve “asılsız verilerle Dünya halklarına aktarılan hasar denetim raporlarından çok çok fazla zarar vererek yokluğa sürüklemektedir.” diye de eklemektedir.

Kendimizi, duvarların ötesindeki dünyayla neredeyse kesintisiz kılan, akıllı telefonlarımızın oluşturduğu birleşme noktasıyla kaynaşmış sinir sistemleri olarak anlamak zorundayız. Sürekli tıklayıp durduğumuz ekranlarımızın başında bizi tutan şey, herhangi bir pratik ihtiyacın karşılanmasından ziyade, daha fazlası için ilkel paylaşım telaşıyla sürekli girişilen bir fırsat arayışıdır. İster bilinçli ister başka türlü olsun, etkileşim tasarımcıları bu arzuyu harekete geçirmeyi ve onu geliştirmeyi öğrendiler. Birisi size mesaj attığında, fotoğrafınızı beğendiğinde ya da e-postanızı cevapladığında, bunun nörotransmitterler aracılığıyla yeni beyin hücrelerinin iletişim kanallarını yeniden düzenleyerek, beyninizin ödül devrelerini çalıştırdığını ve dopamin dalgasının birkaç saniye içinde azalmasının ardından da tüm döngüyü, tekrar tekrar tetikleme ihtimalinizi artırarak maddi olarak beklentiye gireceğinizi çok iyi biliyorlar. Hücrelerimizdeki DNA’dan bağırsaklarımızdaki mikroplara, kendi kendini kopyalayan dil modüllerine ve tam da kendimizi oluşturan öğrenilmiş ideolojilere kadar sanki hiçbir zaman açık, çok yönlü ve başkalık dışında hiçbir şey yokmuş gibi, belki de oluşturduğumuz ağ, zaten her zaman keşfedilmeyi bekleyen bağlantıları yorumlamanın elverişsiz bir yoludur. (Greenfield, 2022, s. 40-41)

Akıllı telefon gibi şeylerin interneti de tek bir teknoloji değil, disiplin kolaylığı namına hepsinin tek bir hareketle tek bir başlık altına süpürüldüğü algılama rejimleri, düzensiz protokoller, yetenekler ve arzular topluluğudur. Çeşitli cihazları, hizmetleri, satıcıları ve ilişkili çabaları birbirine bağlayan hemen hemen her şey, değerlendirilmeyi bekleyen ağdaki çeşitli durumlar hakkında farkındalık yaratma tutkusudur. (Greenfield, 2022, s. 42-43)

Bunun çekiciliğinin, amansız yayın programları ve yüksek operasyonel tempoyla karakterize edilen çalışma ortamlarında performans adına psikofiziksel açıdan uyumluluklarını amaçlayan nicelleştirme eyleminden devşirdikleri kontrol nedeniyle, ezici bir çoğunlukla teknoloji endüstrisinin bizzat kendisindeki genç işsizlere yönelik olduğu çok nettir. Ölçülmüş Benlik’le “hayatı hackleyen” alt-kültür gerçek yemeklere zaman ve çaba açısından verimli bir alternatif olarak tasarlanmış tatsız besin bulamacı koyan aynı insanlar arasında çok önemli bir örtüşme olması da boşuna değil. Burada nüfusun hatırı sayılır bir yüzdesi, piyasanın emeklerine biçtiği değeri öylesine kabullenmiştir ki, aslında piyasa ihtiyaçlarını karşılayan kendilerini yeniden şekillendirme eyleminin otantik bir kendini ifade etme eylemine dönüşmüş olduğunun farkında bile değillerdir. Vücudu yeniden şekillendirmek amacında olan kalabalıklar eski bir Radiohead şarkısının sözlerindeki gibi “sakin, daha zinde, daha sağlıklı ve daha fazlası” olmaya hazırdır ki daha az zamanda daha çok iş yapılarak verimli olunabilsin, birlikte çalışmak daha kolay daha keyifli olsun ki gerçekte böyle yaparak kendilerini sadece ekonomiye sunuşlarına göre değer biçilen, tümüyle ikame edilebilir, yerini kolaylıkla doldurulabilir üretim birimlerine dönüştürmektedir diye eklerken;

Giyilebilir biyometrik cihazlar, kusurlu da olsalar, titiz bir şekilde kendi kendine hakim olmayı hedefliyorsa, benzer bir şekilde ev ortamının ağa bağlı ürünler ve hizmetler tarafından sömürgeleştirilmesi çok farklı bir deneyim sunmayı amaçlamaktadır: Kolaylık! Bu tür “akıllı ev” çabalarının açık amacı, kişinin bir arzuyu kabul etmesiyle onun pazar aracılığıyla duran düşünme sürecini mümkün olabilirse kısa-devre yaptırmaktır. (Greenfield, 2022, s. 48)

Tüketicilere yönelik bağlantılı ürünlerde, Dash düğmesi gibi genellikle “tak ve çalıştır” kalitesine büyük önem vermektedir: Bir ürünü eve getirip ilk kez açıp, cihaz kendisini ayarlarken geri çekilerek sadece izlemek…Üreticiler, bunun çekiciliğinin üzerinde dururken, çoğu insanın bir cihazın internet bağlantısının ayrıntılarını yönetmek için ne zamanları ne bilgileri ne de bu yönde bir eğilimleri olmadığını doğru bir şekilde sezdiler. Ancak kolaylığa doğru bu evriliş, çoğu zaman çok kritik bir şeyin arka planda kalmasına yol açmakta ve tak-çalıştır mantığıyla kullanılan aygıtlarda ağ güvenliği çoğunlukla dikkate alınmamaktadır. (Greenfield, 2022, s. 55)

Çoğumuz akıllı olsun ya da olmasın, telefonlarımızın sürekli olarak nerede olduğumuz ve yaptıklarımız hakkında bilgi topladığının, bu konuyla çok ilgilenmiyor olsak bile farkındayız. Ancak moderne sokak görünümlerinin kendisinin de bilgi toplamaya ne ölçüde elverişli olduğu konusunda nispeten cahil kalma eğilimindeyiz. Bedenlerimiz ve evlerimiz kapsamlı bir şekilde aygıtlarla nasıl donatıldıysa, hareket ettiğimiz alanlar da öyledir. (Greenfield, 2022, s. 62)

Cesur, kusursuz bilgi iddiası, bilinen tüm bilgi işleme sistemlerinin, onları kullanan insan bireylerin ve kurumların karmaşık gerçekliğiyle ve daha kapsamlı değerlendirdiğimiz dünyayla, deneyimlediğimiz dünyanın uyumsuzluğunu fark ederiz. Aslında herhangi bir deneyimli mühendisin, ne kadar güçlü olursa olsun herhangi bir hesaplama sistemi adına “mükemmellik” iddiasında bulunacak kadar ihtiyatsız olması şaşırtıcıdır. (Greenfield, 2022, s. 71)

Greenfield’ın Radikal Teknolojiler başlığı altında topladığı yazılarından biri de Şeylerin İnterneti. Bu başlık altında değerlendirmelerine şöyle devam etmektedir: “Bizler aynı zamanda şehirlerin nasıl çalıştığına dair bildiğimiz her şeyi de hiçe saymaktayız. Akıllı şehirlerin mimarları, iktidarın gerçekliğini ve çeşitli elitlerin kendi çıkarlarıyla politik yönelimlerini bastırma konusundaki kalıcı yeteneklerini hesaba katmakta başarısız oldular. Sensörden türetilen verilerin değerlendirilmesi, belediye idaresinin kaynak tahsisi kararları ve başka eylemlere yönlendirilmesine izin verileceğini öne süren teknokratik nosyon, en iyi ihtimalle saflıktır. Ama en kötüsü de tarihten alınacak dersleri kusurlu bir şekilde ihmal etmesidir diye değerlendirilebilir. Şu zamanlarda internet, etrafımızdaki dünyayı ölçme ve kontrol etme arzusunun elle tutulabilir maddi bir yansımasıdır. Bir veri yakalama aygıtı olarak, yalnızca amaç için araçtır. Amaç, her ölçekte yaşam süreçlerinin dijital verilere dönüştürülmesi, bu verilerin anlaşılması amacıyla makine öğrenmesi algoritmalarının çalışılmasıdır. Bu karmaşık fikirlere her başvurduğumuzda düşünmek adına daha çok zaman harcamalıyız.”

Dahası, insanlık durumu üzerindeki sınırlandırmalar, hepimiz için daha önce hesaba katmayı bile düşünmediğimiz şekillerde değişecektir. Yaşam deneyimlerimiz; Zizek vb. komünizmin en ateşli yaşayan savunucuları ve komünizmin peygamberlerinin öngördüğü yüksekliklere tırmansın ya da tırmanmasın, bir şeyleri yerel olarak anlamlı bir şekilde üretme yeteneği, “Insan Hakları Evrensel Bildirgesi” nde ifade edilen ”yeterli bir hayat standardı hakkı” nı somutlaştırmaktadır.[2]

“Sermayenin, bilginin meta biçimini sürdürmek için bilgisayar kullanıcılarının becerilerini zapt etmek zorunda” olduğu kadar, şeylerin metalaşmasını korumak amacıyla imalat için verilen talimatların dolaşımını da zapt etmesi şarttır.[3] Kuşkusuz, kültürden kaynaklanan herhangi bir ücretsiz şartname uygulaması, tam olarak yapay kıtlığa dayanan birçok iş modeli için son derece ciddi bir meydan okuma haline dönüşecektir ve böyle olunca birileri de çıkıp açıklanması muhtemel imalat bilgilerinin alabildiğine sıralanması için çaresizce uğraşacaktır. (Greenfield, 2022, s. 129)

Herhangi birinin, az ya da çok, istediğini istediği zaman yapabilme kabiliyeti, reklamların arzuları kışkırtmasıyla piyasaların reel hiyerarşisi arasındaki köklü devreyi koparacaktır. (Greenfield, 2022, s. 110)

O halde, bizler de bu teknolojilerin yükselme olan Sol hareketlerin pankartlarında da teknolojinin halk için ve halk adına bu kadar belirgin şekilde kullanılmasında ve kullanılacak olmasına şaşırmamalıyız.

Kaynakça

Greenfield, A. (2022). Radikal Teknolojiler: Gündelik Hayatın Tasarımı (1.Baskı b.). (S. Kayaoğlu, S. Özcan, Dü, M. Kutun, & E. Çamuroğlu Çığ, Çev.) Ankara: EPOS Yayınları.

Kıran, P. E., & Kıran, P. (5. Baskı, 2021). Yazınsal Okuma Süreçleri. Seçkin Yayıınları.

Suiçmez, O. B. (2022, 07 18). Modern Dünyada Gündelik Hayat. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/07/18/modern-dunyada-gundelik-hayat/ adresinden alındı

Suiçmez, O. B. (2022, 11 10). Sempati Empati Sentezi. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/11/10/sempati-empati-sentezi/ adresinden alındı


[1] “Metaleps” kavramı (Kıran & Kıran, 5. Baskı, 2021)

[2] United Nations, “Universal Decleration of Human Rights.”10.12.1948.

[3] Johan Söderberg, Hacking Capitalism: The Free and Open Source Software Movement, Abingdon: Routledge,2012.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin