“bir deniz biriktirdim” demiştim “gece mavilerinden”

Kendimi şaşkına çevirerek aklımı karıştıran ilk izlenimler zamanla biraz yumuşadığında, kimsenin canına kıyabile-meyeceğimi zaten öldürmekten bahsetmenin anlamsızlığını düşünürken, gelecekteki deneyimlerin olası nedenleri olarak idealler belirlemeye başlamıştım.

İletişim kavramı “anlaşılabilmek” amacıyla, bilgi, düşünce, tutum ve davranış ortaklığı yaratmak adına “bir şey yapmalı” diyen uzun saçlı, sakallı, sol kulağında küpesi olan müzisyenlerin kalabalıklara kendini dinletebildiği zamanlardan bu yana, “Şarkı Söyleyen Kadınlar” dan “Köyümün Yağmurlarında Yıkansam” zamanlarına ve “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” a kadar sosyal bilimlere katkı koymadan hemen öncesinde başlayan bilinçli bir soyutlanma ve gürültülü kalabalıkları tınmadan, görüntü ve gürültü kirliliği yaratmadan, okumakla, bıkmamakla susamamanın şart olduğu bir zaman aralığında, şike zamanlarıyla bize karşı elimizden alınan kupa dahil, akılsızların kandırılmasını hüzünlü bir şekilde seyrettiğimiz zamanlar, adaletsizleri kirli ve terörü iktidara taşıyan ve orada tutan dindar kindar kimliksiz şarlatanlara karşı sokaklarda ya da halı veya çim sahada oynamayı bıraktığım futbolu ara ara menajerlik oyunu oynayıp takip ederken, sistem ne zaman akıllı ve bilinçli bir planlamayla sarsılacak ve temiz bir şekilde çalışma şartları olacaksa o zamana kadar öğrenebileceğim ne varsa öğrenmeyi sürdürerek, alta aldığım bilgisayar oyunlarında, taktik ve kuralları değişmeden maçları asistana bırakıp bazen dinlediğim müzikle bazen de okuduğum ya da yazdığım birkaç şeye odaklanıp kafa tatiline çıkarak; ara ara da eskiden zamanını benimle değerlendirmekten keyif alıp beni benden başkalarından değil de beni benimle tanıyan kız arkadaşlarıma kuş sütü eksik olan birkaç sofra kurup, işler ciddiye binince de torpil ya da kız-kaçıran dahil hiçbir şey patlatmamama rağmen “kendinden kaçak yârim benden keskin bıçak” şarkılarının dinlendiği tenha köşelerde değil de kısmen en tepede kısmen de çatlak olmayan bir zeminde, “zaman zaman” babam ve annemin gençlik zamanlarından “yadigar” müzik kasetlerle, yerel kültürü kendimi beslemek amacından başka hiçbir şeyi düşünmeden, hiç konumsuz – yersiz- yurtsuz kalmadan, şansımı kendim yaratıp, kimseye eğilmeden ve bayramlarda dahil harçlık istemeden, aile büyüklerime saygıdan, tanıdık veya tanımadık hiç kimsenin elini eteğini öpmeden,  her an çevrimiçi ve her an bir arama mesafesinde yalansız dolansız, dümdüz, adım adım hareket ettiğim zamanlardaki kinetik enerjimi, potansiyel şekilde koruduğum bu zamanlara kadar sağ-salim, orada, burada benden beklenmeyen bir davranışta bulunmadan yaşamaya da enerjimi koruyabileceğim koşullarda ve daha da kuvvetli durumlarda durmadan devam edebilmeyi düşünüyorum.

Takip mekanizmasını ben belirlemediğimden beni takip edenleri ben belirleyemiyordum. Gurbetçi Gençler anlar beni, deplasmanlarda kendi evimizi yaratmak ve yaşatmak kolay değil ki, kültürsüzlere kültür tarihi dersi, sanatsuzlara sanat tarihi dersi vermek haddim de değil amacım da değil.

Oluklar bazen bilinçli bir şekilde; bilgi, duygu, düşünce, kanılarla tutum ve davranış biçimlerinin semboller aracılığıyla ve değişim amacıyla aktarılma süreciyken, öğrenme yöntemleri, tekrar, deneme ve yanılmayı da kapsar. Yalnız bırakmadığım, koruyup kolladığım, korkutmadığım kız arkadaşım, bir başına kaldığında, kendi kendine düşünsün: Para kazanmanın bu kadar kolay olduğu bir düzeysiz toplumda, Devlet Tiyatroları’nda oynayan oyunlar, şiddet ve şarlatanların bir o dizide bir de bu dizide şansımı deneyeyim? Maddi kazanç sağlamak amacıyla yaşanmış hayatları hiçe sayan sisteme hizmet edebilecek herhangi birileri miyiz, yoksa çağrıldığı yere kendinden Amerikan Kültürü’nden başka, başka olmayanların akledemediği, birbirini bulmak ve birbirini durdurmak ve birbirini hareket ettiren, duygusuzluğa anarşiyle bakan Kaybedenler Kulübü’nün alt-metninde bahsettiği kazan(a)mayan  “Anaakım Sinemacı” adayı mıyım ben? Yoksa “Bağımsız ve Eleştirel” mi?

Temel Psikoloji, Temel Sosyoloji ve Sosyal Psikoloji derslerini, psikopatlaşmadan ve beni benden daha çok önemseyen birileri yokken, beni aramayan kimseyi aramayıp, kendi kendimle dertleşerek başarıyla tamamladığım öğrencilik zamanları hala devam ederken, uyuşturmadan, uyuşturulmadan, uyutmadan uyutulmadan, huzursuzken bile huzursuzluk çıkarmadan, sevmediğime sevdim demeden, kimseyi birbirine düşürmeden, kavganın sebebi değil kavganın kendisi benmişim misali, doktorlara alışkanlıklarımı ve sistemli bir çalışma çabasında olduğum zamanlarda adını bilmediğim hiçbir madde kullanmadan, bir hafta misafir olduğum Şehir Hastanesi’ndeki zamanlarım ve benim benden kaynaklı olmayan bir yabancılaşma durumum hatırına ben de defterime şu soruları yazmışım:

“Sosyal Psikoloji Bilim midir?”

“Üretilen Sosyal Psikolojik bilgiler nesnel midir?”

“Birey ve Toplum arasındaki ilişkinin doğası nedir?”

Halk kültürü nedir bilirken, folk kültürü bilirken, hiçbir zaman karmakarışık bir pizza, çorba edilmiş bir makarna yemezken, matem ayında veya normal zamanda bir kere bile aşure yememiş biriyken alet edilmeye çalışıldığım ya da bir parçasıymışım sanılarak sarılamayan makaralarla alakasızca, 4-4’lük ritimle, yüksek lisansımı sistemsiz hükümetin bakanları bakanlıkları değiştirse de endüstrileşmenin temellerinin aslında dinamite ihtiyaç duymadan yıkılacak boş çuvallardan, kütüklerden ve olmamış hıyar yani acurlardan oluştuğunu, Eurovision yarışmasına 2010-2011 yıllarında bir kez kazanan bir kez de finale çıkan Alman kız Lena’nın “Satellite” şarkısının neden birinci olduğunu, bizim ülkenin de anadilde değil de Ingilizce “We Could be the Same” şarkısınınsa dizayn edilmeye başlanan Yeni Dünya Düzeni’nin rengarenk şarkılarını popüler kültürden, yerel kültürün yok edilme koşullarını, Avrupai nesilleri parçalayıp ve doğallıkları yok edip, ben ve benim çevremde çakal misali dolanmayan reelde var olan birkaç arkadaş Atatürk Orman Çiftliği’nde Doğadan Başka Bir Şey olmayacak derken, Belediye başkanıyken cami hariç değil pavyon dahil milletten oy dilenerek şans eseri Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı olabilmiş tipitip Saray’lar yaparken, Zihin Sarayı’mda huzurumu kaçıran herhangi bir düşmanla çarpışmaya hazırlanmanın hiç de zor olmadığı bu anlarda, beni benden önce sen anlardın diye düşündüğün kaç kişi olabilir bir insanın hayatında.  Atıf yükleme kuramı, bilişsel kuram, sosyal bilişsel kuramlara aşinayken Asosyal bir hayat nedur ki? Sosyalleşmek hem sokaklarda hem sosyalleşme adına herkesle değil, seçici davranarak insansız bir hayat değil, azala azala kaliteli azınlık yaratma çabasında olduğumu her adımımla akıllara kazımışken.

Konfor alanımı hiçbir zaman bozmayan bir benin, her nereye yolum düşerse tek yürüdüğümü ama geri-dönüşü olmayan yollara hiçbir zaman çıkmayacağımı bilmen lazımken, konformite kavramının boyun eğme anlamına geldiği anlatılırken sizlere derslerde, ben de “yansımalardan yankılara” belli bir zaman noktasından önem hiyerarşisine bakarak düzenlenen olaylar listesinin “adını koyamadığım parti”ye ve hizmetçilerine hitap eden medya gündemini tınmadan, siyasal gündemi kendinden ibaret zannedip şaşırtmacalarıyla her zaman aynı kalan sahtekarlara ve akılsızlara bir kere bile selam çakmadan, halkın içinde, halkın arasında, her zaman ve her yerde halkın gündemini belirleyen zamanları yaratan kuşaklarla yanyana, bilime ve sanata aşina bir mekanı önce kaldığım odamda, bilgisayarımda, ses sistemimle,  kütüphanemi kurarak, her kuruşunu bizden aldıkları vergilerle Saray yapıpi koruma ordularıyla Şoray Uzun Yolda ya da Acun Firarda misali Saray Saray dolaşsa da, Katar Katar kaçacakları zamanlara, öyle bir şekilde hazırlanıyorum ki, kapımı dinleyenlere komedi filmleri, sizi kandıranlara korku filmi atmosferini alay ederek ve şaka yaptığımda ne kadar ciddi olabileceğimi bilen çok az kişi vardır.

Onur’lu Duygu’lara bizim sokaklar bizim uşaklar nereye korkusuzca adım atması lazımken ve orada bulunup sevgili sevgililere aşinayken, yağmur yokken toprak atan, biraz su buldu mu fışkiyelerle kendilerine benzetemeyenlere çamur atan bataklık farelerini hiçbir zaman ciddiye almamak lazımdı ki hala öyle. Çalmadan çalışanlara “enter-tainment” malzemesi olamayacak kadar şakasız, “info-tainment” üretmeye ve yalanım yokken, kalıp-yargılar, önyargılar ve ayrımcılık koşulları yokken hiçbir koşulda, “oyun bozan ve oyun kuran”  bir birey olarak yolsuzların emir komutasında bulunmayacağıma tekrar tekrar sözü bitirecekken başlatıp, “Ezik Meyvenin Tatlısını” kimin yiyeceği “Ballı Armut Likörünü” kimin yudumlayacağını, oynadığım oyunlarım ve dinlediğim müziklerle kitaplar ve sinema film arşivim dahil, kütüphanemi bu Büyülü Ağaç Ormanı’nda ne kadar zamanda ne kadar büyütebileceğimi ve büyüyebileceğimi, konfor koşulları ve yaratıcı düşünme koşullarımdan taviz vermeden, yıpratıcı, durdurucu, karşıt koşutluklara karşı da kimin kurt kimin koyun; kimin aslan-tavşanı, kirpiyle kaplanı tanıdığını; kimin nereye giderse gitsin kabuğunu taşıyan kaplumbağa olduğunu, ya da bazen bir şarkı duyarsınız da nostalji duygusu yaşarsınız ya ha işte o türden bir “Özlenen Eşek” olduğunu zaman, tekrar tekrar ve zaman zaman değil her zaman; davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza ve doğal çevremize inanmayı bir türlü beceremiyorsanız da anlayacaksınız ama adım adım, ama kulaktan kulağa, ama realiteden rüyalara, .ama masallardan mitlere, hatırlamayanlara hatırlatmak benim sorumluluğum değilse bile yine de burada noktayı koyup; bir Berkay Suiçmez atasözüyle bir dur “bakalım” biz daha buradayız diye, yeni bir yazıyla, sonbahar biterken, bir bahar havasında yine yeni bir Ankara sabahında buluşmayı diliyorum.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

““bir deniz biriktirdim” demiştim “gece mavilerinden”” için 3 cevap

  1. […] “bir deniz biriktirdim” demiştim “gece mavilerinden” | gündüzleri geceymiş gibi (wordpre… […]

    Beğen

  2. […] encinııring ve a-gri kültürel encinııring “bir deniz biriktirdim” demiştim “gece mavilerinden” Modern Futbol ve ANTIFA Lağım Farelerine karşı Ninja Kaplumbağalar […]

    Beğen

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin