Anahtar Kelimeler ve Öz
Gözetim Toplumu, Güvenlik, Teknolojinin Kullanım Amaçları ve Yöntemleri
https://www.academia.edu/92114738/
“Future can be seen.”, “The guilty punished before crime is ever commited” filmin tanıtım aşamasında, sloganlaştırılmış bir başlangıç olsa da, değerlendirmeye bu cümleleri açıklamayla başlarsak; ne eksik ne fazla, tam olarak; dizayn edilmekte olan bir bilim-kurgu evreninde mükemmel ve asla yanıltılamayacağı düşünülen bir sistemde, geleceğin öngörülebileceği ve suçluların, suçları henüz gerçekleştirememişken yakalanabileceği bu filmin özünü oluşturmaktadır.
Gündelik olanın bir sistemi yoktur. Boşluklarla birbirinden ayrılmış, yine de bir düzlem üzerinde yer alan veya bu düzleme bağlı olan alt sistemler vardır sadece. Toplumsal gerçeklik düzeylerinde mantıkla akılla açıklanabilecek iktidarın stratejileri ve muhalefetin iktidarı adına 3 madde vardır;
- Mülkiyet, akılcılık, devlet ideolojileri
- Gündemdeki retoriğe ve ideolojiye bağlı olan yanılsamalar ve mitoslar
- Yabancılaşmayan toplumla bir arada somutlaşan duygusal yatırımlar
Tüketim kendisini aldatmaca, yanılsama harici bütün bir eylem, eylemlilik olarak ortaya koymasaydı. Problem yaratacak bir mesele olmayacaktı. Ancak reklam metinleri ve gerçek tüketim arasında belirli sınırlar yoktur. (Suiçmez, Modern Dünyada Gündelik Hayat, 2022)
2022-2023 Sonbahar dönemi’nde Yeni Medya ve Reklamcılık dersi anlatım konum olan ve blogumda paylaştığım Nöro-Marketing ve İnsan Davranışlarına Yansımaları | gündüzleri geceymiş gibi (wordpress.com) denememle, Radikal Teknolojiler: Gündelik Hayatın Tasarımları kitaplarını temel kaynağım olarak belirlerken, Azınlık Raporu filmini ve yeni teknolojik değişimlerle beliren kötüye kullanılan teknolojilere dair bir çalışma hazırlayacağım.
Bu zamandan bir zaman önce; dünyayı olduğu gibi sahiplenmeye, olaylardan ve akıştan saçma olsun olmasın anlam çıkarmaya ve bağımsız gibi görünen, yaygın yapay zeka (AI: Artificial Intelligence) katlanmaya zorlanmaktaydık.
Teknolojik açıdan araçları kullanmaya hakim, ortalama bir birey, 21. Yüzyılın başlarından bu yana; medya tüketirken araçları kullanmakta ustalaşmaya başladığında; sosyalleşme aracı diye de kullansa, yoksa sadece kendi kendini, yakınlarını, yaşadığı hayatı değil, karşısına çıkan “entertainment“ reklam araçlarını algılarken bunlara karşılık olarak “infotainment” şeklinde adlandırılabilir bir sistematik sentezle; değer ve bilgi üretimine dair kendi bildiğini okurken eş zamanlı bilmediğini de öğrenebilmeye başladı.
Tüketim kendisini aldatmaca, yanılsama harici bütün bir eylem, eylemlilik olarak ortaya koymasaydı. Problem yaratacak bir mesele olmayacaktı. Ancak reklam metinleri ve gerçek tüketim arasında belirli sınırlar yoktur.
X-Y-Z kuşağını, ayırmadan ve kuşaklar arası çatışmalar yaratmadan; “Dijital Yerli” ve “ Dijital Göçebe” akran ve yaşça büyüklere mevcut araçların müsaade ettiği ölçüde tasarlanabilir ve düzenlenebilir çalışma verilerinin ekrandan ekrana paylaşılabilir bir yeni medya sisteminde, kendi verilerini koruyup korunarak, herkesin istediğini, seçime bağlı takip mekanizmalarında, takip ettiği kişileri az çok tanısa da kendisini kimin takip ettiğini seçemediği bir evrende kötü niyetli zihniyetlere açık vermeden, “klavye delikanlısı” diye adlandırılabildiği şekilde, ağlar arası oynanan oyunlar aracılığıyla “sosyal medya fenomeni” “olabildiği belli durumlar da şahit olduğumuz detaylar arasında.
Bazılarımız bu durumu verili ve hatta muhtemel bir öğretici olarak kabul etmeye hazır. Fakat hazır olmayan başkalarının varlığı da malum…Bu isteksizlikten dolayı, bu insanlar bahsettiğimiz herhangi bir değerlendirme ekseni veya boyutu eşliğinde, kapasitesi bizden daha yüksek olan teknik sistemler tasarlamaya başladılar: Bizden daha güçlü veya daha akıllı varsayılan sistemler, daha dayanıklı aynı zamanda daha hızlı bir şekilde asla bunalmadan ve yorgunluğa yenilmeden, süresiz sürekli çalışmaya ayarlanmış ve insan emeğinin yerini alabilecek potansiyeldeki robotlardan bahsedebiliyoruz teknoloji şimdiki kadar hızlı bir şekilde büyümeye devam ederse.
Tartıştığımız pratik çabalar, veri değerlendirmesinin işleyenlerinin veri üretenlerle bağlantısı yokken, dünyanın artan yüksek çözünürlük ve çok yönlü modellerde temsili ve sentetik değerlendirmeyi bireylerin kendi sistematik araçlarıyla; kendilerine özgü farklılıkları yok saymayan ve bunun yanında da edilgen değil etken kalabalıkların kabiliyetlerinin araçsallaştırılmasına müsaade etmeden bir arada; beşeri bilimlerin eşiğine varmış bulunuyoruz.
Paris Yıl Sıfır başlığıyla Modern Zamanlarda Hayatın Tasarımına dair teknolojileri olumlu-olumsuz demeden sentezlediği düşünceleriyle şöyle başlayan Adam Greenfield;
“Bu şehirde, cep telefonu olan herkes – telefonunun ayrıntılı yer bulma teknolojisiyle donatılıp donatılmadığına, hatta açık ya da kapalı olduğuna bile bakmaksızın – aslında konumunu da ifşa etmiş oluyor.” (Greenfield, 2022, s. 10)
Bu başlangıcıyla; bizlere, Radikal Teknolojiler kitabına konu olarak belirlediği başlıklara dair distopik bir ön izleme fırsatı sunuyor. Okumaya devam etmeli mi? Yoksa teknolojiden bağımsız bir hayat mı düşlemeli? Bunu değerlendirmeye çalışırken, kendimden ve 2017 yılında yazılmış, 2022’de Türkçe’ye çevrilmiş ve kitabın EPOS Yayınları 2022, Birinci Basımında kapak fotoğrafı olarak benim çektiğim ancak telif ücreti almadığım bir fotoğraf olan “Zamane Ailesi” adını belirlediğim fotoğrafla, en temel düzeydeki teknoloji ve iletişim çalışmalarına kaynak kullandığım “Radical Technologies: Design of the Everyday Life” çalışmasını, kendi bireysel Radyo, TV ve Sinema çalışmalarımın henüz hedeflediğim hedef kitlesini bulmamasının rahatlığıyla temelden, sessiz ve derinden öğrenci olmaya aday ve hep öğrenci kalmaktan da rahatsız olmayacak bireylere kaynak yaratmaya bireysel bir biçimde devam ediyorum.
Devletlerin bakışları bazı durumlarda, daha dikkatli odaklanmakta, sansür mekanizmaları devreye alınmakta ya da istatistikler bazen doğru bazen dizayn edilmiş rakamlarla kamuoyuna yanlış bilgilendirme yapmadan hareket ederken adaletli olma, etik kurallara uyma, hariçten gazel okumamama rağmen bir kişiyle bile okur-yazar, iletişim kuramlarını Avrupai bir hayat tarzıyla yaşayıp yansıtırken fark edemeyen eşik bekçileri ve yararsız kontrol mekanizmalarına rağmen; teknolojik aygıtları kullananların da belki devleti yöneten hükümetlerden, daha kaliteli araçlar kullanmakta ve bu araçların kullanımında da onlardan her halükarda daha yetenekli olduğunun ve kimlerce nerede ve nasıl bir takip mekanizması altındayken, hamleler yaparak, bu takip mekanizmasını ayna misali karşısındakilere çözümsüz ve boş arayışlar peşinde olduklarını bildirmekteyim.
Bu çağda, “küresel köylüler” ya da “düz dünyacılar” nerede ne yaşanırsa yaşansın tek tıkla hemen hemen herkesin doğru haberlere ve bilgilendirmelere ulaşabilen zamanlar; devir değişmeden teknolojiye hakim neslin orijinal belgeler üretmesininse, herkesle aynı şeyleri yapmaktan daha zor olduğu, aklı başında bir insandan daha hızlı düşünecek hiçbir makinenin bulunmadığı ve şimdilik yaşamın bulunduğu tek reel ekosisteme sahip Dünya’da yaşarken bizler; Radikal Teknolojilere dair herkese herkesin anlayacağı bir dilden akıl ve düşünme dileğiyle kitapta dikkatimi en çok çeken şu cümlelerle başlamalıyım diye düşünüyorum.
Basit bir şekilde, sivil kaynakların dağılımını yönlendirmeyi amaçlayan bir algoritma yazarlığının bizatihi politik bir eylem olduğunu anlamamız gerekmektedir. (Greenfield, 2022, s. 73)
Sıradan amaçlarımızı gerçekleştirmek için bile ağa erişime bağımlı hale geldik. (Greenfield, 2022, s. 33)
Çünkü; şimdiki zamanda, hiçbir şekilde, yaşanmış bir hikayeden uyarlanmış Into the Wild (2007) filmindeki kendiyle baş başa Kuzey Kutbu’na yol alıp filmin sonunda, yanlış bir bitki yediğinden dolayı hayatın aslında sadece paylaşıldığı ve başrolün hayatının birileriyle birlikteyken anlamlı kılındığını anlamasının üzücü bir finalle bu çağda sınırlara, sürgünlere ve sahteliğe aldırmayan herkesin katharsis yaşama olasılığı taşıyabildiği üst-benlik “Supertramp” karakteri misali, doğaya açılalım diye bir düşünceyle hareket edemiyoruz. 2020 – 2022 arası Dünya’da salgın hastalıkların belki de en ölümcül düzeyde ve azımsanamayacak kadar kayıp yaşatan Covid-19 adı verilen hastalık ve yeni yeni türevleriyle yakınlarımıza daha çok bağlanıp daha kaliteli zamanlar değerlendirmeye çalışmaktayken; anahtar, kimlik kartı, kredi kartı, sigara paketi, taşımakta olduğumuz maddi değerinden ziyade manevi değeri olan yüzük, sevdiğimizin fotoğrafı vb. bunun yanında da üzerimizde taşımadan en yakın parka bile çıkamadığımız akıllı cihazlarımız bizi bizden daha çok merak eden yakınlarımızla sürekli ve sürdürülebilir bir bağlantıyı koruma davranışını içgüdüsel bir şekilde bilinçaltımızı şekillendiriyor.
Burada etik açıdan problemli bir durum vardır. Çünkü, akıllı telefonlar fiilen muhtaç olduğumuz bir araç halinde dönüşüyorsa, karşılığında bireysel verilerimiz ve belgelerimiz, önce telefonlara ve ötesindeki ağa teslim etmeyi kabul etmeden kullanmamız olanaksız haldedir. (Greenfield, 2022, s. 36)
Ingilizce, “Product” kelimesi ürün anlamını taşımaktadır. “Price”, fiyat ya da ücret anlamında kullanılmaktadır. “Place” denildiğindeyse mekan ya da yer kastedilmektedir.
Bütün bu olaylar, daha önceki herhangi bir çağda hiç fark edilmeden ve kaydı tutulmadan geçip gidebilirdi. En hassas gözlemci bile, yaşayan şehirleri ne kadar izlerse izlesin, olup bitenlerin küçük bir kısmına dahi tanık olmayı ve bunları aklında tutabilmeyi hayal edemezdi. (Greenfield, 2022, s. 10)
Bu akıl, en azından prensipte izlenebiliyor, zaman ve mekan içindeki yeri belirlenebiliyor. Bilinmeyen örüntüler ve beklenmedik bağlantılar belirlenebilir ve buradan kontrol etme zihniyetiyle etkili müdahale noktaları önerilebilir. Yaşayan bir şehirde, insanların hayal etme cesareti gösterilebileceklerinden çok daha fazlası, kendini çeşitli ritimlerle göstermektedir. Beklentiler, geri dönüşler, hafif sapmalar. Kekelemeler, duraklamalar ve gecikmeler: Tekrarlar ve kazalar. Tüm bunlar, gündelik hayat ortamına yayılmış çok geniş bir yelpazedeki veri toplama cihazları, bu cihazları birbirine bağlayan neredeyse görünmez ağlar ve şehirde dolaşan hemen herkesin üstünde taşıdığı arabirim cihazları sayesinde artık mümkündür. (Greenfield, 2022, s. 10-11)
Eskiden büyük şehirlerin katmanlarında gerçekleşen her şey gerçekleştiği anda uçup giderken, artık bütün bu ritimler ve süreçler, sanal ağ tarafından ele geçirilip boş zaman denetimi için kayıt altına alınıp el altında tutulmaktadır. Çekim merkezleri ya da rahatsızlık duyulan alanlar rahatlıkla görüntülenebilir böylece herhangi bir akışla diğeri arasındaki fark anlaşılır ki bu da içimizdeki iyimserlere, yöneticilerin bu tür akışların seyrini, daha hafif dokunuşlarla öğrenebilecekleri umudunu aşılar. Bununla birlikte, yine aynı nedenle, bir zamanlar eşikte duran her şey daha açık hale gelmektedir. (Greenfield, 2022, s. 14)
Akıllı telefonlar 21.yy ortalarından bu yana hayatlarımıza damgasını vurmuş bir üründür. Çok yönlü nesne (object) olarak, daha bir on yıl bile olmamışken vazgeçilmez bir araç olarak neredeyse hepimizin yaşamında yerini aldı. Çok az üretim nesnesi, polikarbonatın bu parlayan levhaları kadar yaygınlaşabilmiştir. Birçoğumuz akıllı telefonları uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra birincil araç olarak kullanıyoruz. Buluşmak, tanışmak, iletişim kurmak, eğlenmek hatta yolumuzu bulmak amacıyla dahi kullanabiliyoruz. Gittiğimiz yerleri, yaptığımız işleri, eşimizi dostumuzu belgelemek amacıyla telefonlara bel bağlıyoruz. (Greenfield, 2022, s. 18) Hatıralarımızı hatırlamak amacıyla kullandığımız nesneler – bir zamanlar eskitecek kadar uzun zaman kullandığımız cüzdanlar ve cüzdanda taşımaktan kenarları kıvrılmış eski sevgilimizin fotoğraflarına bakıp, ailelerimizde hayatta olanlarla mesajlaşıp, çocukluk arkadaşlarımız dahil, yıllar yıllar önce karşılaşmış olsak dahi bu akıllı araçlar aracılığıyla, tanıdıklarımızı tanımadıklarımızı bir ekranın ötesiden ekran kilitlerinin kontrolünde hepimiz ceplerimizde ya da ellerimizde taşıyoruz. (Greenfield, 2022, s. 21)
Yine Greenfield’a başvurduğumuzda, “bu kullandığımız ürünlerin, üretim süreçlerine bakmak adına geçmişe doğru geri adım atıldığında, tüm teknolojik araçlar ve benzer şekilde akıllı telefonların üretiminde de yeryüzünün doğal kaynaklarını tüketip enerjimizi sömüren endüstrilerin çıkarttığı hammaddeler kullanılmakta” olduğunu hatırlatmakta. “Lityum bataryalar ve bu bataryaların hammaddesi olarak kullanılan kobaltınsa, Kongo’da, madenlerde zor şartlar altında çalıştırılan çocuklar tarafından elleriyle çıkarılmakta” olduğunu bize bildirmektedir. Bu teknolojik aygıtları bir arada tutan “lehimlenmiş tabakalar da, doğal kaynak sularını geri-dönüşümsüz kirletip su altındaki resiflerin yüzde 70 oranında madenlerce kullanışsız hale taşınması da Endonezya’da üretilmektedir.” Maden çıkarmak ve doğal kaynakların kirletilmesi, özellikle yasal olmadığı zeminlerde temelsiz yapılan projeleri yaparken yaşanan yıkım ve hasarlar Dünya’nın doğal ekosistemini, sahte ve “asılsız verilerle Dünya halklarına aktarılan hasar denetim raporlarından çok çok fazla zarar vererek yokluğa sürüklemektedir.” diye de eklemektedir.
Kendimizi, duvarların ötesindeki dünyayla neredeyse kesintisiz kılan, akıllı telefonlarımızın oluşturduğu birleşme noktasıyla kaynaşmış sinir sistemleri olarak anlamak zorundayız. Sürekli tıklayıp durduğumuz ekranlarımızın başında bizi tutan şey, herhangi bir pratik ihtiyacın karşılanmasından ziyade, daha fazlası için ilkel paylaşım telaşıyla sürekli girişilen bir fırsat arayışıdır. İster bilinçli ister başka türlü olsun, etkileşim tasarımcıları bu arzuyu harekete geçirmeyi ve onu geliştirmeyi öğrendiler. Birisi size mesaj attığında, fotoğrafınızı beğendiğinde ya da e-postanızı cevapladığında, bunun nörotransmitterler aracılığıyla yeni beyin hücrelerinin iletişim kanallarını yeniden düzenleyerek, beyninizin ödül devrelerini çalıştırdığını ve dopamin dalgasının birkaç saniye içinde azalmasının ardından da tüm döngüyü, tekrar tekrar tetikleme ihtimalinizi artırarak maddi olarak beklentiye gireceğinizi çok iyi biliyorlar. Hücrelerimizdeki DNA’dan bağırsaklarımızdaki mikroplara, kendi kendini kopyalayan dil modüllerine ve tam da kendimizi oluşturan öğrenilmiş ideolojilere kadar sanki hiçbir zaman açık, çok yönlü ve başkalık dışında hiçbir şey yokmuş gibi, belki de oluşturduğumuz ağ, zaten her zaman keşfedilmeyi bekleyen bağlantıları yorumlamanın elverişsiz bir yoludur. (Greenfield, 2022, s. 40-41)
Akıllı telefon gibi şeylerin interneti de tek bir teknoloji değil, disiplin kolaylığı namına hepsinin tek bir hareketle tek bir başlık altına süpürüldüğü algılama rejimleri, düzensiz protokoller, yetenekler ve arzular topluluğudur. Çeşitli cihazları, hizmetleri, satıcıları ve ilişkili çabaları birbirine bağlayan hemen hemen her şey, değerlendirilmeyi bekleyen ağdaki çeşitli durumlar hakkında farkındalık yaratma tutkusudur. (Greenfield, 2022, s. 42-43)
Bunun çekiciliğinin, amansız yayın programları ve yüksek operasyonel tempoyla karakterize edilen çalışma ortamlarında performans adına psikofiziksel açıdan uyumluluklarını amaçlayan nicelleştirme eyleminden devşirdikleri kontrol nedeniyle, ezici bir çoğunlukla teknoloji endüstrisinin bizzat kendisindeki genç işsizlere yönelik olduğu çok nettir. Ölçülmüş Benlik’le “hayatı hackleyen” alt-kültür gerçek yemeklere zaman ve çaba açısından verimli bir alternatif olarak tasarlanmış tatsız besin bulamacı koyan aynı insanlar arasında çok önemli bir örtüşme olması da boşuna değil. Burada nüfusun hatırı sayılır bir yüzdesi, piyasanın emeklerine biçtiği değeri öylesine kabullenmiştir ki, aslında piyasa ihtiyaçlarını karşılayan kendilerini yeniden şekillendirme eyleminin otantik bir kendini ifade etme eylemine dönüşmüş olduğunun farkında bile değillerdir. Vücudu yeniden şekillendirmek amacında olan kalabalıklar eski bir Radiohead şarkısının sözlerindeki gibi “sakin, daha zinde, daha sağlıklı ve daha fazlası” olmaya hazırdır ki daha az zamanda daha çok iş yapılarak verimli olunabilsin, birlikte çalışmak daha kolay daha keyifli olsun ki gerçekte böyle yaparak kendilerini sadece ekonomiye sunuşlarına göre değer biçilen, tümüyle ikame edilebilir, yerini kolaylıkla doldurulabilir üretim birimlerine dönüştürmektedir diye eklerken;
Giyilebilir biyometrik cihazlar, kusurlu da olsalar, titiz bir şekilde kendi kendine hakim olmayı hedefliyorsa, benzer bir şekilde ev ortamının ağa bağlı ürünler ve hizmetler tarafından sömürgeleştirilmesi çok farklı bir deneyim sunmayı amaçlamaktadır: Kolaylık! Bu tür “akıllı ev” çabalarının açık amacı, kişinin bir arzuyu kabul etmesiyle onun pazar aracılığıyla duran düşünme sürecini mümkün olabilirse kısa-devre yaptırmaktır. (Greenfield, 2022, s. 48)
Tüketicilere yönelik bağlantılı ürünlerde, Dash düğmesi gibi genellikle “tak ve çalıştır” kalitesine büyük önem vermektedir: Bir ürünü eve getirip ilk kez açıp, cihaz kendisini ayarlarken geri çekilerek sadece izlemek…Üreticiler, bunun çekiciliğinin üzerinde dururken, çoğu insanın bir cihazın internet bağlantısının ayrıntılarını yönetmek için ne zamanları ne bilgileri ne de bu yönde bir eğilimleri olmadığını doğru bir şekilde sezdiler. Ancak kolaylığa doğru bu evriliş, çoğu zaman çok kritik bir şeyin arka planda kalmasına yol açmakta ve tak-çalıştır mantığıyla kullanılan aygıtlarda ağ güvenliği çoğunlukla dikkate alınmamaktadır. (Greenfield, 2022, s. 55)
Çoğumuz akıllı olsun ya da olmasın, telefonlarımızın sürekli olarak nerede olduğumuz ve yaptıklarımız hakkında bilgi topladığının, bu konuyla çok ilgilenmiyor olsak bile farkındayız. Ancak moderne sokak görünümlerinin kendisinin de bilgi toplamaya ne ölçüde elverişli olduğu konusunda nispeten cahil kalma eğilimindeyiz. Bedenlerimiz ve evlerimiz kapsamlı bir şekilde aygıtlarla nasıl donatıldıysa, hareket ettiğimiz alanlar da öyledir. (Greenfield, 2022, s. 62)
Cesur, kusursuz bilgi iddiası, bilinen tüm bilgi işleme sistemlerinin, onları kullanan insan bireylerin ve kurumların karmaşık gerçekliğiyle ve daha kapsamlı değerlendirdiğimiz dünyayla, deneyimlediğimiz dünyanın uyumsuzluğunu fark ederiz. Aslında herhangi bir deneyimli mühendisin, ne kadar güçlü olursa olsun herhangi bir hesaplama sistemi adına “mükemmellik” iddiasında bulunacak kadar ihtiyatsız olması şaşırtıcıdır. (Greenfield, 2022, s. 71)
Greenfield’ın Radikal Teknolojiler başlığı altında topladığı yazılarından biri de Şeylerin İnterneti. Bu başlık altında değerlendirmelerine şöyle devam etmektedir: “Bizler aynı zamanda şehirlerin nasıl çalıştığına dair bildiğimiz her şeyi de hiçe saymaktayız. Akıllı şehirlerin mimarları, iktidarın gerçekliğini ve çeşitli elitlerin kendi çıkarlarıyla politik yönelimlerini bastırma konusundaki kalıcı yeteneklerini hesaba katmakta başarısız oldular. Sensörden türetilen verilerin değerlendirilmesi, belediye idaresinin kaynak tahsisi kararları ve başka eylemlere yönlendirilmesine izin verileceğini öne süren teknokratik nosyon, en iyi ihtimalle saflıktır. Ama en kötüsü de tarihten alınacak dersleri kusurlu bir şekilde ihmal etmesidir diye değerlendirilebilir. Şu zamanlarda internet, etrafımızdaki dünyayı ölçme ve kontrol etme arzusunun elle tutulabilir maddi bir yansımasıdır. Bir veri yakalama aygıtı olarak, yalnızca amaç için araçtır. Amaç, her ölçekte yaşam süreçlerinin dijital verilere dönüştürülmesi, bu verilerin anlaşılması amacıyla makine öğrenmesi algoritmalarının çalışılmasıdır. Bu karmaşık fikirlere her başvurduğumuzda düşünmek adına daha çok zaman harcamalıyız.”
Dahası, insanlık durumu üzerindeki sınırlandırmalar, hepimiz için daha önce hesaba katmayı bile düşünmediğimiz şekillerde değişecektir. Yaşam deneyimlerimiz; Zizek vb. komünizmin en ateşli yaşayan savunucuları ve komünizmin peygamberlerinin öngördüğü yüksekliklere tırmansın ya da tırmanmasın, bir şeyleri yerel olarak anlamlı bir şekilde üretme yeteneği, “Insan Hakları Evrensel Bildirgesi” nde ifade edilen ”yeterli bir hayat standardı hakkı” nı somutlaştırmaktadır.[1]
“Sermayenin, bilginin meta biçimini sürdürmek için bilgisayar kullanıcılarının becerilerini zapt etmek zorunda” olduğu kadar, şeylerin metalaşmasını korumak amacıyla imalat için verilen talimatların dolaşımını da zapt etmesi şarttır.[2] Kuşkusuz, kültürden kaynaklanan herhangi bir ücretsiz şartname uygulaması, tam olarak yapay kıtlığa dayanan birçok iş modeli için son derece ciddi bir meydan okuma haline dönüşecektir ve böyle olunca birileri de çıkıp açıklanması muhtemel imalat bilgilerinin alabildiğine sıralanması için çaresizce uğraşacaktır. (Greenfield, 2022, s. 129)

Herhangi birinin, az ya da çok, istediğini istediği zaman yapabilme kabiliyeti, reklamların arzuları kışkırtmasıyla piyasaların reel hiyerarşisi arasındaki köklü devreyi koparacaktır. (Greenfield, 2022, s. 110)
O halde, bizler de bu teknolojilerin yükselme olan Sol hareketlerin pankartlarında da teknolojinin halk için ve halk adına bu kadar belirgin şekilde kullanılmasında ve kullanılacak olmasına şaşırmamalıyız.[1]
[1] Nöro-Marketing ve İnsan Davranışlarına Yansımaları | gündüzleri geceymiş gibi (wordpress.com)
O halde, bizler de bu teknolojilerin yükselme olan Sol hareketlerin pankartlarında da teknolojinin halk için ve halk adına bu kadar belirgin şekilde kullanılmasında ve kullanılacak olmasına şaşırmamalıyız.[3]
Kaynakça
Benjamin, W. (2017). Pasajlar (13 b.). (A. Cemal, Çev.) Istanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Greenfield, A. (2022). Radical Technologies: The Design of Everyday Life. (S. Kayaoğlu, S. Özcan, Dü, M. Kutun, & E. Çamuroğlu Çığ, Çev.) Ankara: EPOS Yayınları.
Greenfield, A. (2022). Radikal Teknolojiler: Gündelik Hayatın Tasarımı (1.Baskı b.). (S. Kayaoğlu, S. Özcan, Dü, M. Kutun, & E. Çamuroğlu Çığ, Çev.) Ankara: EPOS Yayınları.
Suiçmez, O. B. (2022, 07 18). Modern Dünyada Gündelik Hayat. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/07/18/modern-dunyada-gundelik-hayat/
Suiçmez, O. B. (2022, 11 10). Sempati Empati Sentezi. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/11/10/sempati-empati-sentezi/
[1] United Nations, “Universal Decleration of Human Rights.”10.12.1948.
[2] Johan Söderberg, Hacking Capitalism: The Free and Open Source Software Movement, Abingdon: Routledge,2012.
[3] Nöro-Marketing ve İnsan Davranışlarına Yansımaları | gündüzleri geceymiş gibi (wordpress.com)

Yorum bırakın