
Atos, Portos, Dartanyan ve Aramis’i bildiğimiz zamanlar “Üç Silahşor”, şimdiki Sokrates dergisinden önce Antik Yunan’da yaşamış Sokrates’in, efsane bir filozof olduğu zamanlara aşina, sinemada seyrettiğim ilk film olarak hatırladığım “Truva” benzeri tarihsel kurgu film projelerinin dışında; yerli ne Hollywood, ne Bollywood herhangi bir ortak platomuz bile yokken; Türkiye’deki sinema atmosferini iktidar yanaşması birkaç sektör temsilcisine teslim edip, sanatı sepet, sanatçıyı sepetçi yapmaya çalıştıkları zamanlarda, iktidarın ne Arapça ne Türkçe bizimle uzaktan yakından alakası yoktu.
Fareler, Bıçakçı’nın karakteriydi ve sonradan fark ettiğim üzere, İletişim Yayınları dahil, bütün demesem de birçok kitabevinden basılan kitapların, yazarlarının ya nerde ve ne yaptığı bilinmez ama adı var kendisi yok olan birçok kitapla karşılaştım. Oğuz Atay’ı okudum, Borges’i hiç okumadım. Borges olsaydım diye düşündüm, -kör ama müthiş yazınsal betimlemeler yapan bir yazar- mutsuz olurdum. Kör değilim, hala değilim. Lisede Vincent Van Gogh’un tablolarına bakmasaydım ve/veya ortaokulda İş Eğitimi dersinde Serap ve Yahya hocanın dersinde İnönü daha yeni kaybetmişken hayatını onun oğlunun bilimsel serüvenini PowerPoint olarak sunmasaydım da sağır olabilirdim, sağır değil, sığır hiç değilim, buradan başlayalım. Sinema ve Televizyona Giriş 2015-2016 senesi, Erdem ve Ufuk hoca; ya “one man army” olacaksınız ya da okulsuz çocuklar sürüsüne katılacaksınız diye uyardıklarında birinci dönemin birinci dersinde önümüze konulan kağıtta Bergman, Bergson, Marx ve Tarkovski kimdir sorusuna, özellikle sonuncuya dikkat diğerlerine ne yanıt verdiler bilmiyorum. Onlara benzeseydim, benzer şekilde bir İngiliz futbolcu yanıtı verirdim.
Zaten sonradan roman okumaya bırakıp, hikayeler oluşturmaya başladım.
Şimdiki zamanda o kadar çok okuduğum kitap var ki, okuduğumu hatırladığım ve içini açıp baktığımda, neden ve ne zaman altını fosforlu kalemle çizdiğimi hatırladığım.
Bugün, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde bir Tsunami olsa, An(a)kara’da sular altında kalsak 18 metreye kadar tüplü dalış sertifikam olmasına ve cankurtaran eğitimi almamama rağmen, kurtaracağım kişileri her zaman hikayelerimde yan role hapsediyormuş gibi geliyordu. Artık hikayelerim okuduklarımla seyrettiklerimle yarışacak kadar kaliteliyse de yeteri kadar alaka ve takipçi bulamamaktan yakınmıyorum, hiç yakınmadım zaten. Çünkü, bu memlekette çoban da imam da ülkemizin en yetkili mercisi konumuna alındığı zamanlarda, koruma ordusu değil, aşk ve aşık biriktirmeye çabalıyorum.
Çocuklar sinemayla evdeki kablolu yayın, ya da akıllı olmayan kutularca tanıştırılırsa; Televizyondaki, birbirini aşağılamaktan, zorbalıktan, peynir kapanındaki peyniri defalarca kapana kısılsa dahi bir parça olsun koparabilmek adına kuyruğunu bırakmayı göze almış farelere karşı, ben müzik yapmıyorum. Dinlediğim şarkıları, okuduğum kitapları, seyrettiğim filmleri paylaşıyorum.
Ninja Kaplumbağalar neden Lağım Farelerine karşı diyorum; çünkü, Splinter usta, her ne kadar onlara özel yetenekler öğretse de kabuklarını sırtında taşımaya devam edecekleri şekilde, eğitilmiş ve öğrenilmiş yetenekleriyle birlikte; yuvadan ne kadar uzaklaşılırsa o kadar çabuk dönülecek mesafede olduğunu, başlangıç noktasına en yakın konumun orijinal eserleri orijinalinden okumak, sanatçıları dinlerken önüne ne konsa yiyen şarkıcıları başka atmosfere salıp, kulaklarımızın kirlenmesine engel olarak; önceki hafta söylediğim şekilde şöyle bitireyim bu yazımı da:
4-4’lük ritimle bize her yer Trabzon diyorum. Bütün kitaplarımı değerlendirecek zamanı bulacak kadar boşa çalışmış olsam, zaten ne yüksek lisans yapabilirdim ne tezime çalışabilirdim. Dinlenirken dinliyorum, sevdiğim ve beni sevdiğini bildiğim zamanları özlediğini ama ne hikmetse hala yanıtsız bırakılan sorularla biraz çizgi film, biraz animasyon seyrederken, biraz da buraların sessizliğini özlüyorum.


kimi gider batum’a, kimi gider mandıraya, bizlerin konumuysa her daim bellidir. yeniden ve tekrarlayacak şekilde… – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et