Kültürel Hiçbir Hegemonyası Olmamasına Rağmen İktidarı Bırakmayan A.K. partisi döneminde çok okuyan mı bilir? dolaşan mı? hem okuyup hem dolaşan mı?

https://www.academia.edu/112328761

Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin -her dönemin şart ve koşullarında değişebilir şekilde- kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır. Halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlara benzer. Bu yüzden eskilerden bu yana “Her millet, layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmektedir. 

Bu denememe, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Cumhuriyet’in ilan edildiği yıllarda, vasıflı ve liyakatli bir şekilde, devleti yeterli ve işinin ehli kurucu kadrolarla yönetmeye hazırlık safhasında bütün okullarda, özellikle Cumhuriyet’ten öncesinden kalan askeri okullar ve yeni kurulan üniversitelerde okuyan öğrencilere okumayı tavsiye ettiği değil zorunlu kıldığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adındaki Finlandiya’nın Eğitim ve Sosyal Devriminin bir bölümünü içeren kitaptan bu alıntıyla başlamamın nedenini son paragrafta açıklayacağım.

Önceki dönemde Televizyon Anlatıları ve TRT’de yayınlanan tarih dizilerine dair yazdığım bir yazıyı atıflar ve alıntılarımı yeniden gözden geçirerek düzenlemem şart gibi görünüyordu. Ve eş zamanlı olarak şimdiki zamanda yayınlanmış, yayınlanmakta ve yayınlanacak olan dizilere de biraz değinerek “öğretim görevlisi” olmadan önce “öğrenim görevlisi” olarak, diplomalarını ve kalemle klavyelerini saraya ya da yabancı memleketlere kiralayan “akomedisyen”lerden olmadan “akademisyen” olma adayı olarak bilinçli ve sorumlu bir şekilde biraz sosyal bilim, biraz da pozitif bilimlerden yararlanıp İletişim’i “telekominikasyon” dan ibaret zannedenlere meydan okuyacağımı hiçbir koşulda unutmamalısınız. Bunun yanı sıra, İletişim’in Başkanlık olmadan evvel bilim olarak değerlendirilmesini talep ve rica ederek söyle başlıyorum.

Televizyon, modern toplumun ve toplumsal hayatın gündelik yaşantısında önemli bir fonksiyon icra etmektedir. İcadından bugüne sosyal, siyasi ve kültürel hayat üzerinde toplumun tüm bileşenleriyle etkileşim halindedir. Bu amaçla, işlenen konular (senaryolar), teknik imkanlar, iktidarların, yapımcıların ve yönetmenlerin tercihleri göz önüne alınarak televizyon dizilerini değerlendirmek iletişim çalışmaları açısından büyük önem arz etmektedir. İdeolojik ve siyasal iktidarların (devlet, yapımcı ve yönetmenler) etkisi suretiyle şekillenen televizyon ürünlerinin, seyirci üzerinde kurulmak istenen hegemonya ve ekme kuramı çerçevesinde uzun süreli halkı bilinçlendirme ve dolayısıyla dönüştürme de yaşatabileceği bir gerçektir. Bu vesileyle, sinema gibi televizyonun da propaganda amacı olarak ele alınabilecek ideolojik bir aygıt olarak incelenmesi gerekmektedir. Türkiye’de televizyon dizilerinin yapılmaya başlandığı (1974 senesi itibariyle) dönem ile, televizyon sektöründeki teknik değişimler, televizyon-seyirci ilişkisi, tarihsel, toplumsal, politik değişimlerin izi, diziler üzerinden toplumun hangi kodlar ya da hangi değerler üzerinden bilgilendirilmeye ve bilinçlendirilmeye çalışıldığı, bunları yaparken hangi kavramsal ya da toplumsal değerlerin ele alındığını görmek, varılmak istenen ya da evrilmesini istenen noktanın ne derece sağlıklı olup olmadığını görebilme açısından da diziler dikkat çekici bir noktada yer almaktadır. Günümüzde teknolojik gelişim süreci içinde en çok tüketime tabi tutulan materyallerinin başında hiç şüphesiz dizi filmler gelmektedir. Çünkü seyirci, okumak yerine daha az zaman ve emek harcayarak kitabı, kestirme bir yoldan, dizi ya da film üzerinden tüketmeyi tercih eder. Çünkü izlemek, okumaktan daha zahmetsizdir ve daha az zaman alır. Genel itibariyle reyting kazanma ve reklam payı üzerinden gelirlerini arttırma üzerinden kurulu olan bu yayın sisteminde ön planda olan eğlendirme maksadının yanında toplumun kültürüne, ideolojisine, dinine, ekonomisine ve siyasetine dair iletileri de barındırdığından ötürü güç sahipleri tarafından (devlet, yapımcılar, yönetmenler vs.) bu ürünler üzerinden bilgilendirme ve yönlendirme politikalarını rahatlıkla yürütebilmektedirler. Yürütülen bu bilgilendirme/bilinçlendirme politikası ile, bireyler üzerinde olumlu ya da olumsuz birtakım etkiler bırakılabilmektedir. Bu bilgilendirmenin ve bilinçlendirmenin en rahat bir şekilde uygulanabildiği alan da hiç şüphesiz tarihi konuların işlendiği dizilerdir. Tarih dizileri istenilen dönem, konu ve başlıklar etrafında şekillendirilerek izleyiciye-sunulmaktadır. Günümüzde de hâlâ örneklerine rastlanılmakta olan yerli ve yabancı diziler üzerinden, kötü algı oluşturmak üzere Türk tarihi kötülenmekte1 ya da tam tersi iyi bir algı oluşturmak üzere bazı yapımların ele alındığı görülmektedir. Her ne kadar senarist, yönetmen ve yapımcının bakış açısına ve projeyi ele alışına, sağlam kaynak ve belgelere dayanan bir altyapıya da sahip olsa, hiçbir tarih dizisi tamamen objektif bir biçimde ele alınamamaktadır zira ele alınan konu başlıkları senaristin elinde kelimelere dökülmeye başladığı andan itibaren, öncelikli olarak kendi ideolojik bakış açısı çerçevesinde şekillenmeye başlamaktadır. Buna ek olarak, ele alınan tarih dizilerinin hedef kitlesi, izlenme oranları ve kurguları dikkate alındığında da kültürel ve ideolojik bağlarının bulunduğu toplumun ortak öğelerini barındırdığı görülmektedir Televizyon dizilerinde ele alınan tarihi konular, diğer bir taraftan izleyiciler üzerinde tarih ilmine olan merakı da ortaya çıkartmaktadır. Tarih dizileri ele aldıkları dönemi, olayları, mekânları, o dönemde yaşayan kişiler üzerinden verdiğinden izleyicide yaşanmışlık hissi bağlamında tarihe karşı bir merak duygusu uyandırarak, tarihi konulara karşı bir sempati ile bireylerde araştırma hissiyatı da doğurabilir. Bu hissiyat ile araştırmaya yönelen bireyler (sayıları, genele göre az da olsa), olayları analiz etme ve çözümleyebilme gibi yetilere ulaşmakta, doğru bilgiye ulaşma noktasında bireylerin yeni yollar keşfetmesine de olanak sağlamaktadırlar Vatandaşlarını birinci kaynaktan ve doğru bilgilendirme amacı ile yola koyulan iktidarlar, kendi ele aldığı ve alacağı yapımlarla bu bilgilendirme ve bilinçlendirme ile bilgileri düzeltme çabasına girdiğini söylemek yanlış olmaz zira geçtiğimiz senelerden bugüne, çok büyük bütçeli yapımların gerçekleştirildiği ve reytingler anlamında da geri dönüş alındığı görülmektedir.

İçeriğinde yer alan tutumlar (senaryo, oyunculuk, dekor, kostüm vs.) açısından ‘taraflı ve yanlış’ bulunan anlatımı devlet yetkilileri tarafından rahatsızlıkla karşılanmıştır. Bu meseleyle, toplumu doğru- bilgi ve değerler üzerinden devlet eliyle bilgilendirerek, istenilen manevi duyguları da aşılamak üzere çalışmalara başlanması için bir zemin ve milat oluşturmuştur. Kasım 2012 tarihinde Hürriyet İnternet’te yer alan haberde, Kütahya Zafer Havalimanı açılış töreninde konuşma yapan (o dönem Başbakan olan) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ecdadımızın sırtında gittiği her yere biz de gideriz, her yerle biz de ilgileniriz” sözleri var ama bunlar televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o ‘Muhteşem Yüzyıl’ belgeselindeki gibi tanıyor. Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni tanımadık. Biz öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi. Bunu çok iyi bilmeniz, anlamamız lazım. Ve ben o dizilerin yönetmenlerini de o televizyonun sahiplerini de milletimizin huzurunda kınıyorum. Ve bu konuda da ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gerekli kararı vermesini bekliyorum. Böyle bir anlayış olamaz. Bu milletin değerleriyle oynamaya, milletçe gereken dersin, milletçe gereken cevabın hukuk içinde verilmesi gerekir. Bu manada bakıldığında, bireylerin yoğun olarak televizyon izlediği ve televizyon programlarının etkisinde kaldığı bir dönemde izleyicileri istenen bilgiler çerçevesinde bilinçlendirmek amacıyla devlet destekli projelerle, ne gibi değerlerin işlendiği, hangi tarihsel gerçeklerin anlatıldığı bu minvalde oldukça önemlidir. 2012 yılı itibariyle TRT’de yayınlanmaya başlanan tarih dizilerinin günümüzde oldukça dikkat çekici bir sayıya ulaştığı verdiğimiz bilgiler üzerinden açıkça görülmektedir. İlk örneklerini gördüğümüz bu dizilerin bazıları, başlarda çok uzun süre devam edemeyen, dönemsel ya da az sayıda bölümü içeren mini diziler olmakla birlikte, bazıları da uzun süre devam eden ve izlenen projeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten bugüne, devlet eliyle bireylerin, bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi adına birçok tarih dizisi projesinin ele alındığı görülmektedir. Buradaki asıl amaç, günümüze de yön veren ve modernizmin de etkileriyle bugünümüzü inşa eden meselelerin, geçmişten günümüze şekillenişi ve bu olaylar neticesinde atılan adımları iyi analiz edebilmektir. Bu anlamda bakıldığında, egemen olan güçlerin ya da iktidarların kendi siyasi ya da dünya görüşleri çerçevesinde toplumun genelini ikna ve şekillendirme süreçleri içinde en önemli ideolojik aygıt olarak televizyonun ve onun propaganda gücünden faydalanmanın, amaçları uğrunda çok daha zahmetsiz ve etkili -belki biraz maliyetli- bir araç olduğunu fark etmesi ile televizyon ürünleri açısından da önemli bir değişimin yaşandığı görülmektedir.

Tesadüfen soylu doğmuş olmam benden, okuyan bir birey olarak yazabilmeyi okullarda ve paylaşabilmeyi sonradan öğrenmiş olmam da anlayışsız kitleleri yönetmeye gönüllü bir lider arayışı bile olmayan bu ülkede benden ve tanıdığım arkadaş ve aile dostlarımdan başkasını da ilgilendirmez.

Onur Berkay SUİÇMEZ

26.12.2023, Ankara


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Kültürel Hiçbir Hegemonyası Olmamasına Rağmen İktidarı Bırakmayan A.K. partisi döneminde çok okuyan mı bilir? dolaşan mı? hem okuyup hem dolaşan mı?” için 5 cevap

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin