ONUR BERKAY SUİÇMEZ
24.01.2024 – ANKARA
Kaynakça
BENJAMIN, W. (2021). Çocuklari Gençlik ve Eğitim Üzerine (Birinci b.). (Ç. Şentuğ, Dü., & M. Tüzel, Çev.) Istanbul, Cağaoğlu: Alfa Kitap.
Zamanın sonsuz boyut anlayışına güvenen ve dolayısıyla insanların ve çağların gelişim yolunda kazandığı ivmesinin yalnızca hızlı ya da yavaş olmasıyla ilgilenen bir tarih düşüncesi vardır ve bu anlayışın şimdiki zamana yönelttiği talepler bağlamsız, netlikten ve kesinlikten uzak diye değerlendirilebiliyor. Ancak, bu koşullarda üniversite öğrencilerinin ve akademinin şimdiki tarihsel anlamı, varoluşunun günümüzdeki aldığı durum sadece tarihin yüce, metafiziksel bir durumunun yansıması olarak betimlenmeye değerdir ve böylesi bir betimleme, artık hepsi tek tek etkisiz ve amaçsız kalmış birer manifesto değildir. Bunun arka planında korkakların boyun eğdikleri, cesurların da kendilerini tabi kıldıkları karara yol açan bir bunalım süreci vardır. Bu bunalımın nedeni de şöyledir ki: Diğer üniversitelilerin yaşamı, cesaretsizlik yüzünden, böyle bir bilginin çok çok uzağındadır. Ama yaşam şartları ve diğerleriyle bir arada tamamlanacak ritmi yaratmada bilgiden kaçındıkları sürece, varoluşları onları cezalandırır ve hepten duyarsızlaşmış olanlar umutsuzluğa, algıları açık olanlarsa umutlu bir bekleyişe adar kalan zamanlarını. Zaman içinde, büyük tehlike altındaki zorunluluklar adına kesin bir yön lazımsa da pusula herkes adına aynı yönlendirmeyi yapmamaktadır. En değerli ve değişiklik talebini yaşamaya taşıyan herkes, kendi yaşamı değişirken, kendi yasalarını bulacak ve günümüzdeki çarpıtılmışlıklardan kendilerini kurtarmış ve/veya kurtaracaklardır.
Andersen’in bir hikayesinde, “krallığın yarısı verilerek” satın alınmış bir resimli kitaptan söz edilir. Bu kitapta her şey canlıydı. Kuşlar şakıyor, insanlar kitaptan çıkıp konuşuyor ama kitabı okuyan prenses sayfayı çevirdiğinde dağınıklık olmasın diye tekrar kitabın içerisine giriyorlardı. Oysa kitaptaki resimlere, kitaplıktaki kitapların kapaklarına bakan bir çocuk için, kitaptaki, kitaplıktaki şeyler sayfalardan dışarı çıkmaz, onlara bakarken, resimler renk cümbüşüyle doyan bir bulut yığını olarak, çocuğun kitapların dünyasına nüfuz etmesine neden olur.
Ahlak eğitimi kuramsal olarak talep edildiği sürece, bu talebin de kuramsal olarak sınanması gerekir. “Ahlakça iyi olması gereken in, ahlak yasasına uygunluğu yetmez, aynı zamanda ahlak yasası uğruna yapılmış olmalıdır.” Böylelikle aynı zamanda ahlaksal istemin bir başka tanımı da verilmiştir: ahlaksal istem “güdü”süzdür, sadece ahlak yasasıyla iyi eylemek kuralıyla belirlenir. Eski zaman düşünürlerinden Fichte’nin ve Konfüçyüs’ün iki paradoksal cümlesi bu düşünce dizisinin üzerine parlak bir ışık düşürür. Çünkü ahlak yasası şu yada bu biçimde olanının değil, ahlaksal olanın yapılmasını ister. Ahlak yasası eylemin normudur, içeriğin değil. (BENJAMIN, 2021, s. 7-8) Bir topluluğun tinsel değerini sınamanın çok basit ve sağlam bir kıstası vardır. Soru şu: Çalışma yapan kişinin bütünselliği bu toplulukta dile geliyor mu, bir bütün olarak insan bu topluluğa karşı sorumlu mu, bu topluluk için vazgeçilmez mi? Yoksa her insan için topluluk kendisinin onun için olduğundan daha mı vazgeçilirdir? (BENJAMIN, 2021, s. 29)
Çalışma yapan her kişi bütünselliğe ulaşmaya çalışır ve bir çalışmanın değeri bütünsellikte, yani bir insanın bütün ve bölünmemiş özünün dile gelmesinde yatar. Ama sosyal temele dayanan çalışma, bugün karşımızda bulduğumuz biçimiyle, bütünsellik içermez, bütünüyle parçalı ve türetilmiş bir şeydir. (BENJAMIN, 2021, s. 29)
Sorumluluk adına verdiğimiz kavgada, maskeli biriyle dövüşürüz. Yetişkinin maskesine “deneyim” denir. Anlatımı yoktur. Arkası görülemez, hep aynıdır. Bu yetişkin her şeyi çoktan yaşamıştır: gençliği, idealleri, umutları ve kadınları. Diğerleri ve kendi adına hepsi birer yanılsama çıkmışsa ve çoğu zaman cesaretimiz kırılmış ya da yaşama küsmüşüzdür. Belki de o haklıdır. Onu tanımazken verecek ne yanıtınız vardır? Henüz bir deneyiminiz yoktur. Çünkü, kendi kendine inanan gençlik, henüz olmayan din anlamına gelmektedir. Hiçbiri kutsanmamış, hiçbiri reddedilmez durumda ve insanların kaosuyla kuşatılmış bir durumda seçme şansını dile döküyor.

Yorum bırakın