
yeni yılın Ocak ve Şubat aylarına da tek başıma başladım. kıldan tüyden bahseden çok diye memlekette kısa bir tatilden sonra sakalımı kendim düzelttim. bizim hayatımızda kimse kimsenin kılı ya da kılçığı değil işin özü; öncelik temizlik meselesi, biraz nefes alsın rahatlasın diyeydi yüzüm.
16 Ağustos’ta yazmıştım. hâla profesyonel takım bulamadım çünkü aramıyorum. “haddimizi bilerek oynayacağız. yaş olmuş 28, 70 küsür yaşında diploması olmayan birileri ülkeyi yönetebilirken, biz neden en baştan sporculuğa başlamayalım?”
çıkarsız çocukken futbolu öğrendiğim Ankara’daki Köy Hizmetleri Lojmanlarının futbol sahasının bu hâlini görünce bugün kalpten bir şekilde üzülürken, ülkede yıkımı yapan üst yapı yönetemeyicilerinin vasatlığı tabana yayma politikasının yürürlükte olması, altyapıya yapılan yatırımın hiç olmasına neden oluyor.

Profesyonel futbola karşıyken çoğu zaman, fanatik bir şekilde memleketimin takımı Trabzonspor’u desteklemek harici, Ankara’nın merkezi sayılabilecek Beytepe’sinde zemin böyleyken; hakeminden yöneticisine hepsini atayan beştepe düzeninde Türkiye kupası oynansa ne olur Ankara’da?
Bakın işsiz bir akademisyen adayı olarak çevrimiçi çalışmaya devam ederken çevremdeki doğru insanlara ne kadar faydam dokunabilirse o kadar yeterliliğimi fayda amacı gütmeden ve kimseye zarar vermeden düzen kurmam adına başkalarının düzeninin bozulması lâzım oluyor ki şanstan ötede.

Naber derginin 2024 birinci sayısını henüz satın almadıysam da kapak konusunu ve alt metindeki karakterlere/karaktersizlik örneklerine saldıran sarı üniformalı adamın, zamanında şeriate karşı Atatürk’ün Devrim ve Inkılaplarıyla dibi göstermesini konu eden çizimle özdeşleşir bir şekilde şimdiki zamana taşınmasına yaşarken yazılan tarihin bir parçası olduğundan dolayı bunun benim paylaşımımdan ötede bireysel ya da kişisel algılanmadan evvelinde medya çöplüğüne alet olmayan kara-komediyi okurlara bırakan Umut Sarıkaya ve ekibini de tebrik ederken;
Şimdiki zamanda hükümete başkaldırana terörist diyorlar, kendi öldürttükleri sivil halk ve kolluk kuvvetlerine zaiyat. ben Trabzon’luyum. bizden terörist çıkmaz bu bir.
Hiçbir oyununuza alet olmadan ailemle yaşarken, ve ben hâla öğrenciyken yoldan çıkanlar ve üç kuruş arsızları harici kim kaldıysa etrafımda, yanımda bulunmanın tehlikesiz olduğunun farkında.
Zamanınız dolduğunda ne adı iyi, kendisi kötü; amerikan ampülünün partisinden hiçbir farkı olmadan bizim güneşimiz olmayan yapay ve simgesel olarak milliyetçiliği karalayan partiler ne de kürt siyasetini Karadeniz’e yediremeyeceğiniz deminiz, hepinizin dibi tutacak. Görürsünüz, göremezsiniz bunu ben bilemem. ancak kirli siyasetinizi temiz mahallelere herhangi bir şekilde doldurmaya çalıştığınız kadar, korumasız ve korkutucu olarak belleğinize atabildiğiniz bir beni yalnızlaştırıp çöp medyanıza hiçbir şekilde katılmadığımı anlayacağınızda; öncelikle bknz. eşik bekçiliği kavramı (iletişim kuramları ders notları vol. 1461), kapıcıdan çöpçüden kontrol talep ettiğinizde, mahalle çocuklarını ajan ettiğinizde, dengemi bozmaya çalıştığınız sosyal medya kontrol çalışmalarınızda, saygıda ve sevgide sınır tanımazken ben;
başkalarının ürettiği medyadan para kazanan ve benimle kendi vasat aklıyla alay eden, mavi ya da yeşil perde kullanmadan çektiğim her fotoğraf ve videoyu telif hakları bana ve kameramın belirttiği kodlama yöntemleriyle doğrulatabileceğiniz paylaşımlarım dahili ve harici; çevrimiçi yazdığım blogumdan, bana okumak dışında alıntılamadan benden alma sorusu bile sormadan parça alan fikir ve düşünme hırsızlarının, mesleki olarak ne kapıcı olması ne de hukukçu olması ne de iletişim başkanı sıfatı olması alâkadar etmiyor beni.
bir soluk arası;
hâla yönetemeyiciyseniz; daha kötü daha iyi yöneticilerin başa çıkması hiçbir şeyi değiştirmez. en iyi yöneten; yönettiği şekilde yönetilemeyenlere hizmet etse tek fark eden nokta şu olur, işini bilenler yapar bilemeyenler işsiz kalır. sosyal medya da sosyalleşir.
Selam ve Saygılar.
Onur Berkay SUİÇMEZ

Yorum bırakın