önce bir serzenişle başlamak istiyorum bu yazıma, serimde tez çalışmamdan, sonuçta da her zaman ve her yerde “biz”e her yer’in Trabzon olduğunu, yani nereye gidersek gidelim orayı kendi kurallarımıza uydurabiliyorsak uydurmayı, uyduramıyorsak da yeni kuralları koymayı kastediyorum. şimdiden tek seferde sindiremezseniz diye biraz zamana yayarak okumanızı öneririm.
30.04.2024
Ankara
Onur Berkay SUİÇMEZ
Keşke lisede fen çıkışlı bir öğrenci olmakla birlikte, makina mühendisliği ve fizik terk bir öğrenci olarak kalırken temel fen bilimleri eğitimimin üzerine, dili kullanma yetimi sadece ve sadece istediğim zaman ve istediğim kişilerle konuşmak adına kullandığımı anlayacak kapasitesi olan birkaç arkadaşım kendini bir şey zannedip başkaları ya da benim emeğim üzerinden para yemeye ve kazanmaya başlamasalardı da ben radyo, televizyon ve sinema öğrenimimde birikimsel olarak bu kadar net ifadelerle bir fikir ortaya bıraktığımda, sakin ve sessiz dip dalgaların farkına varabilecek potansiyelde bile olmadıklarının farkında olmadan sade ve temiz insanların kazançlarına bile göz dikecek kadar aç gözlü ve sapık ruhlu insanlara dönüşmeselerdi.
Tez başlığım ve danışmanım sürekli olarak değiştiğinden dolayı. sabit bir konumdan hareket etmeye başlayan bir insan, kendi belirlediği ya da tamamen dış etmenlerin onu sürüklemiş olduğu bir konumda durur. ancak kinetik enerjisiyle potansiyel enerjisi, enerjinin korunumu kanununa göre durum değişse de değişmese de korunmuş olur.
Politik bir düşün adamını malumatlaştırmak onu depolitize etmektir.
O düşünürü hep beraber okuyorsak, biliyorsak ama onun fikirleri bizim yaşadığımız zamanla bizde düşünce – davranış biçimlerini değiştirmiyorsa zamana mekâna ve çevremizdeki insanlara hiç değmiyorsa;
“Malumat bilgileşemiyor, bilgi toplumsallaşamıyor. Bizim beşerî bilimlerimiz yeterince beşer olamadığı için hep şaşıyor.” demektir.
Sinema, hareketin yanılsamasını yaratarak izleyicilerin bir hikâyeye veya görsel bir deneyime dalmalarını sağlar.
Fotoğrafların kuvvetiyse, onların gerçekliği yansıtma kabiliyetinde yatmaktadır.
Özellikle reklamcılık alanında, fotoğraflar sıklıkla ideolojik mesajların iletiminde kullanılır ve bu durum, görsellerin seçimi ve sunumu ile kasıtlı olarak yapılabilir. Bu nedenle, bir fotoğrafın sunduğu bilgiyi değerlendirirken, onun bağlamını ve olası alt metinlerini dikkate almak önemlidir.
son olarak, henüz danışman onayına sunduğum ve enstitüye sunmayı beklediğim çalışma başlığım:
“SOSYAL MEDYA MECRALARINDA SANAT” – BİRİCİKLİĞİN YİTİMİ ve SÖYLEMLE BİRLİKTE YENİDEN ÜRETİMİ
Bilimsel araştırmaların özgünlüğü ve biricikliği, onların literatürdeki konumunu belirleyen temel unsurlardır. Her öneri kişisel olabilir ve bütünsel bir yaklaşımla sunulsa bile, herkes tarafından kabul edilmesi beklenemez. Ancak, bilimsel bir araştırmanın kümülatif ve düzenli bir biçimde raporlanması, çalışmanın kendine has özellikler kazanmasını ve saygın bir konuma ulaşmasını sağlar. Sosyal biliş ve sosyal etkinin reklamlarda kullanımı, karakterler aracılığıyla empirik değil, rasyonel bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Bilimsel teoriler, bu süreçte rehberlik eder ve ‘algısız kavramlar boş, kavramsız algılar kördür’ ilkesi, bilginin önemini vurgular. Sanat eserinin oluşum sürecinde, bir konu, tema ve özün belirlenmesi gerekir. Form ve üslup, bu özün belirlenmesinden sonra değerlendirilmelidir. Estetik yaşantı, ileti, kurmaca, çok anlamlılık, organik bütünlük ve özgünlük, sanat eserinin taşıması gereken özellikler arasındadır. Kültürel eleştirel kuram, bu çalışmanın değerlendirilmesinde kullanılacak olan yaklaşımdır. Araştırma süreci, araştırmacının yaptıklarını bir bütün olarak değerlendirme ve verileri elde etme veya sorunları çözme amacıyla belirlenen yöntem üzerinden ilerler. Kuş bakışı bir yaklaşımla, araştırma sonuca ulaştığında, temelde bir özet olarak tanımlanabilir. Bu süreçte, araştırmanın sınırlılıkları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Sosyal medya mecraları en bilineninden bilinmeyenine kadar ülkemizde kullanılmaya yaklaşık 15 yıl önce başlandıysa da üzerinde yeni yeni anket çalışmaları yapılabilmekte ve daha sonraları oluşan mecralardaysa taraflı ya da yanlı politikalar güdülmektedir.
Tez çalışmamın adı, konusu, amacı ve öneminde belirteceğim şekilde literatürde önemli bir yer tutması tarafımca amaçlanmaktadır.
Eleştirel kuram açısından, eğitim ve benzeri alanlarda da bu kuramın öngörüleri ve felsefi temelleri, eserlerin değerlendirilmesinde ve yeniden üretiminde önemli bir yere sahiptir.
Tezin konusu; yeni medya özelinde en çok üretilip en çok tüketildiği yer olan sosyal medya mecralarında, eserlerin özgünlüğünü koruma ve yeniden üretilme süreçleridir.
Her an çevrimiçi olabilmek, insanlarla sanat eserleri arasındaki üretim ve tüketim süreçleri arasındaki bağlantıyı son yıllardaki teknolojik değişmelerle birlikte algılama/algılanma zamanını kısaltarak, insanların yaşama alışkanlıklarını önemli ölçüde etkilemiştir.
Bu tez çalışmasında kullanılacak yöntemler olarak belirlenen eleştirel kuramlar; fotoğraflar ve fotoğrafların bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuş değişik zamanlarda üretilmiş ve halen üretilmekte olan medya ürünleriyle sanat eserlerine dair düşünceleri somut bir şekilde, raporlaştırma aşamasında modern çağda yaşayan bireylerin deneyimlerine uygunluk, inandırıcılık, tutarlılık ve güvenilirlik ilkelerine bağlı olarak bilimsel ve özgün bir çalışma olarak sunulacağı öngörülmektedir.
Tezin amacı; sanat eserinin tekniğin yardımıyla çoğaltılabilirliği, kuramsal olarak temelleri daha eskiye dayansa da şimdiki zamanda bilinçli olarak seçilmiş sanat eserlerinin hitap ettiği varsayılan kitleyle olan ilişkisini sorgulamaktır.
Bu bağlamda, kolay ulaşılamayacak özneler bulma, sanat eseri değerinde özgün dokümanlara ulaşma ve orijinalliğinin kontrol edildiğinden emin olunduktan sonrasında seçilmiş eserlerin akla yatkınlığı ve nitelikli olması şartıyla dokümanlar değerlendirilirken, Radyo – Televizyon ve Sinema literatürüne güvenilir bir kaynak olma durumu üstlenmesi planlanmaktadır.
Yirminci yüzyılda taslak olarak yazılmış, Walter Benjamin’in “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” makalesini şimdiki zamanda yeniden gündeme getirmek ve sanatın teknoloji aracılığıyla çoğaltılmasının, sanat eserlerinin toplumsal insan doğasını nasıl dönüştürdüğünü derinlemesine değerlendirilmesine bir kaynak oluşturma olanağını değerlendirerek, zaman kavramının, sanat eserinin ‘aurasını’ nasıl etkilediğini ve kitle kültürü içindeki rolünü sorgulamasıdır.
Benjamin’in bu konudaki görüşleri, sanatın ve toplumun geleceği üzerine düşünmek için hala güncelliğini koruyan temel bir referans noktasıdır. Çünkü; fotoğraf ve sinema gibi medya araçlarının gelişimi, sanat eserlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştırmış ve bu da sanatın demokratikleşmesine katkıda bulunmuştur. Ancak, Benjamin’e göre, bu süreç aynı zamanda sanat eserinin benzersizliğini ve kutsallığını azaltmıştır. Benjamin’in teknoloji çağından önceki değerlendirme ve öngörüleri, sanat yapıtının yeniden üretiminin toplumsal ve kültürel sonuçlarını ele alırken, fotoğrafların ve sinematografinin modern çağda bireylerin deneyimleri üzerinden bilimsel bir yaklaşımla değerlendirmesi amaçlanarak yazılan bu tez,
sanat eserlerinin sosyal medya mecraları özelinde hedeflediği kitleler üzerinden görsellerle desteklenmesiyle birlikte sanatın ve toplumun teknolojik gelişmeler karşısındaki duruşunu sorgularken, sanatla insan arasındaki bu ilişkinin zaman içinde nasıl evrildiğini gözler önüne serer; ve sanat eserinin çoğaltılabilirliği, benzersiz örneklem seçimiyle günümüzdeki toplumsal etkilerine dair önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilecektir.
“Sinematograf” kelimesini oluşturan sözcüklerin kökeni Yunancadır ve bu bileşik kelime “hareketle yazı yazmak” anlamına gelmektedir. Öz olarak da film çekmek, çekim yapmaktır; ama sinematografi basit bir kayda alma sürecinden çok ötesidir. Düşünce, hareket, duygusal ifade, tonlama ve iletişimin söze gelmeyen tüm diğer biçimlerini alıp, onları terimler ya da imgeler haline dönüştürme sürecidir.1 Hayata dair her şeyi kameralarımızın önünde yaşadığımız gibi; hayata dair tüm bilgileri de kameralar aracılığıyla bize ilet (il)enlerden alıp yaşıyoruz. Teknolojinin sınır tanımaz yeniliklerinin insanoğlunun emrine sunulduğu günümüzde, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline gelen iki önemli unsurdan biri iletişim diğeri de fotoğraftır.2
Fotoğraf, ortaya çıktığından itibaren mimetik resmi gereksiz kıldı. Çünkü fotoğraf, taklidi resimden daha başarılı bir şekilde yerine getiriyordu zaten.
Sinemanın kökeninde yer alan görüntünün gözdeki retinada bıraktığı izlerin keşfi muhtemelen milattan sonra onuncu yüzyıldan bu yana bilinirken, 1828’de Niepce’nin çektiği tarihsel olarak belgelenen birinci fotoğraf; modern fotoğrafın keşfinden sonra da peş peşe sıralandığında bir dizi oluşturan görsel verilerin elde edilmesiyle arasında çok az denebilecek kadar zaman varken, ışık yardımıyla boyama anlamına da denk düşen fotografinin kendisinden sonra ortaya atılan diğer sanatlarla benzerliği ve ayrık noktaları başka bir yazının konusu olabilir.
Bir araştırma konusu olarak “reklamlardan korkma ya da hoşlanma”. TV başında saatlerini harcayan toplum ve bireylerin reklamlardan korkmayı bırakıp, ne varsa kesintisiz ona baktığı, ZAP yapmayı bırakıp, platform ve kanalların sunduğu seçeneklere rağmen tek kanallı ya da tek programlı dar bir dünyaya hapsolmuşluk hissi yaşatsa da reklam endüstrileri değer kazanırken, modernlik, insanların reklam bağımlılığına katkıda bulunuyor.
Dünyada, milyonlarca TV seyircisi; Fransız Devrimi ve İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni ve; – üzerinden zaman farkı olarak üç değil dört yüzyıldan daha fazla yıl bile olsa da aynı olurdu muhtemelen – tam tarih olarak bilmese de karşılığını; Champ-Elysees’de 14 Temmuz 1989 akşamı düzenlenen defile opera ve şov organizasyonu şimdiki zamana yansıtan ve bunun planlamasını Kodak ve Orangina adına hazırlanan yaratıcı bi reklam ajansına yüklendi ve bunun temel nedeni, anma törenlerini müsamere havasında bir tarih dersinden daha etkili, modern bir ifade aktarım biçimi oluşturabilmektir.
Bunun yanında modern halkların pek çoğu; sesli ve sözlü sinemayı, çıkar çıkmaz; heyecan ve merakla bağrına basmışsa da mesela Charlie Chaplin, sessiz filmlere kıyasla sözlüleri hiç sevmediğini, bu filmlerin dünyanın en eski sanatı olan pandomimin sonu olabileceğini ve sessizliğin kendine özgü dokusuna zarar vereceğini düşünüyordu.
Kendini tanımlamak adına yabancılara bakmak ve ötekileri değerlendirirken kendi konumuna tamamen bağlı kalarak hareket etmek olarak da değerlendirebileceğim Bakhtin’in yaklaşım tarzında; her türlü bilmenin ön koşulu epistemolojik bir yaklaşımdır. (SUİÇMEZ. O. B. 09.04.2023 “Mikhail Bakhtin ’in Karnavaldan Romana eseri üzerine bir değerlendirme” Ankara.)
Bu durumda; kültürün ya da biraz daraltırsak bilgi kültürünün yerine; eğitimi, doğru düşünme ve doğru davranmaya yönelik eğitimin geçebileceği geleceğe dair düşünmeye başlayabiliriz. Radyo, geleneksel ve yapıntı olmadan toplumda karşılığı olan yerleşik kültürel ürünlerden yararlanmaya mahkûm gibi görünmekteyse de bunu en iyi şekilde teknolojiyle uyumlanmasının ve teknolojinin çağdaşı olan dinleyici kitlesinin taleplerini karşılayabildiği ölçüde “Devasa Eğitim Makinası” ve/veya “Devletin İdeolojik Aygıtları”ndan tamamen bağımsız, kendi aurasından özgür bırakıldığı zamana kadar doğru bir format sınırlarına çekmenin tek yolu budur. Bu tezin ana değerlendirme yöntemi olarak belirlenen kültürel eleştirel kuram, sanat ve
medya eserlerinin toplumsal ve tarihsel bağlam içindeki anlam ve etkilerini değerlendirmek adına kullanılan bir yöntemdir.
Walter Benjamin’in “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” eserinde de belirttiği üzre, sanatın mekanik çoğaltma teknikleriyle nasıl dönüştüğünü incelerken, Goethe’nin “Renk Teorisi” insan algısının ve renklerin psikolojik etkilerinin anlaşılmasına katkı sağlar. Türk düşünür Ulus Baker ise, medya ve sinema teorileriyle modern toplumun yapısal analizine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu eserler, sosyal bilimlerde derinlemesine analiz ve eleştiri için temel kaynaklar olarak kabul edilir ve araştırmacılara, gözlemlenen olguların çok yönlü değerlendirilmesi için zengin bir metodolojik çerçeve sunar. Bu alanda yapılan çalışmalara Türk Sinema Literatürü ve Reklamcılık Literatüründe çok nadir rastlanmaktadır. Öneriler bütünsellik halindeyse dahi, kişiseldir. Herkesin kabul etmesi beklenmez; ancak, yapılan ve raporlanmış bir bilimsel araştırmanın birikimsel (kümülatif) ve düzenli bir şekilde ortaya konulmasıyla, özgünlük ve biriciklik; bir araştırma raporu ve çalışmanın özünü kendiliğinden kazanmasıyla birlikte, literatürde de kendine saygın ve yüksek bir konum elde edecektir.
Görsel kompozisyon, film yapımının temel taşlarından biridir ve izleyici deneyimini derinden etkiler. Yönetmenler, geleneksel kompozisyon kurallarını bilinçli olarak ihlal ederek, izleyicinin dikkatini çekebilir ve onları hikâyenin içine daha fazla çekebilir. Bu teknikler, izleyicinin duygusal tepkisini güçlendirebilir ve filmi daha unutulmaz kılar. Görüntü yönetmeni olarak, bu yaratıcı kararları desteklemek ve yönetmenin vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için teknik beceri ve yaratıcılığınızı kullanmanız esastır.
Sosyal biliş ve sosyal etkinin reklamcılıkta kullanımı, karakterler aracılığıyla rasyonel bir yaklaşımla ele alındığında, bireylerin tutum ve davranışlarını etkileme gücüne sahiptir. Bu bağlamda, empirik veriler yerine, zihinsel süreçleri ve tümdengelim yöntemlerini temel alarak oluşturulan reklamlar, izleyicilerin mantık yürütme yeteneklerine hitap eder ve onların karar verme süreçlerini derinden etkileyebilir. Walter Benjamin’in “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” eserinde vurguladığı “biriciklik” kavramı, reklamlarda ürün veya hizmetin benzersiz ve özgün yönlerinin ön plana çıkarılmasını sağlayarak, tüketicilerin ilgisini çekmekte ve onlara özel bir deneyim sunmaktadır. Wolfgang Goethe’nin “Renk Teorisi” ise, renklerin psikolojik etkilerini ve anlamlarını dikkate alarak, izleyicilerin duygusal tepkilerini yönlendirmede önemli bir rol oynar. Türk filozof ve düşünür Ulus Baker’in eserleri, sosyal teori ve medya analizleriyle, bu tür rasyonel ve düşünümsel reklam stratejilerinin altını çizer ve reklamın sadece bir ürünü tanıtmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal ve kültürel anlamda da etkili olabileceğini gösterir. Reklamcılıkta sosyal biliş ve etkiyi kullanarak, tüketicilerin zihinsel süreçlerine ve duygusal durumlarına hitap eden bir yaklaşım, markaların mesajlarını daha etkili bir şekilde iletmelerini ve tüketiciler üzerinde kalıcı bir izlenim bırakmalarını sağlayabilir.
Bu tez çalışması, zor bulunan verilerle sanat eserleri ve öznelerini keşfetmeyi ve tepkiselliği zamana içerisindeki değişimini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Örneklem büyüklüğünün artırılması, bireysellik ve özgünlüğün sağlanması, doğru zamanlamayla doğru dokümanlara ulaşılması ve bu dokümanların alımlayıcılara uygun bir şekilde sunulması planlanmaktadır. Eleştirel kuramın eğitim ve eğitim yönetimi üzerine etkileri, bu süreçte önemli bir rol oynayacak bununla birlikte doküman analiziyle birlikte dokümanların değerlendirilmesi gerçekleştirilecektir.
Bu tez çalışmasında verilerin toplanması ve değerlendirilmesi yapılandırılmamış (rastgele) katılımcı araştırmacı alan çalışmasını kullanacak şekilde saptanan dokümanları değerlendirme yöntemleriyle, tezimin başlığı, konusu, amacı ve öneminde başladığım ve kuramsal çerçevede ayrıntıladığım konu başlıklarını güncel bir perspektifle ele almamıza olanak tanıyacaktır. Bu yaklaşımla, sanatın teknolojiyle ilişkisi ve toplumsal etkileri derinlemesine değerlendirilecektir.
Temel olarak Walter Benjamin’in “Pasajlar” eserinin yarım kalmışlığı önemlidir. Çünkü, tarihsel materyalizm ve kültürel tarih arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan bir çalışmadır. Benjamin, bu eserinde geçmişi, yalnızca kronolojik bir sıralama olarak değil, aynı zamanda güncel anın bir yansıması olarak ele alır. Bu yaklaşım, tarihi bir mozaik gibi, parçaların birleşiminden anlam kazanan bir bütün olarak görmemizi sağlar. Benjamin’in bu eseri, modernitenin ve kentsel yaşamın dinamiklerini anlamamızda önemli bir kaynak olarak kabul edilir.
Kaynakça
ALPAY, Y. (2022). “Değişmez Öz’ün, Değişken Performansa Yenilgisi: Kimlik.”, politik yol, Mayıs 2023, (https://www.politikyol.com/degismez-ozun-degisken-performansa- yenilgisi-kimlik/, Erişim tarihi:20.05.2022)
ARENDT, H. (2022). Men in Dark Times (Birinci Baskı). (T. Bora, DÜ., I. Ilgar, D. Öktem, F. Sarıcı, G. Sorguç, Ö. Soysal, & S. Yılmaz, Çev.) İstanbul, İletişim Yayınları.
ADORNO, T., LUKACS, G., BLOCH, E., BENJAMIN, W., & BRECHT, B. (2021). Estetik ve
Politika: Realizm ve Modernizm Çatışması (Üçüncü b.). (A. Ekinci, Dü., E. Gen, T. Belge, & B. Aksoy, Çev.) Istanbul, Şişli: Iletişim Yayınları.
ARENDT, H. (2022). Karanlık Zamanlarda İnsanlar (Birinci b.). (T. Bora, Dü., İ. Ilgar, D. Öktem, F. Sarıcı, G. Sorguç, Ö. Soysal, & S. Yılmaz, Çev.)
Istanbul: Iletişim Yayınları.
ARISTOTELES. (2013). Poetika. Istanbul: Say Yayınları.
BAKER, U. (2012). Beyin Ekran (İkinci b.). (E. Baransel, Dü.) Istanbul: İletişim Yayınları. BAYRAKTAROĞLU, A. M., ÜRPER, O., & ÇOLAK, O. (2013). Reklam Fotoğrafçılığı.
Erzurum: Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayını.
BENJAMIN, W. (2017). Das Passagenwerk: Pasajlar (13 b.). (B. Tut, Dü., & A. Cemal, Çev.) Istanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık.
Benjamin, W. (2017). Pasajlar (13 b.). (A. Cemal, Çev.) Istanbul: Yapı Kredi Yayınları.
BENJAMIN, W. (2018). Radyo Benjamin (Birinci b.). (L. Rosenthal, Dü., C. Ener, & E. Gezmiş, Çev.) Istanbul: Metis Yayınları.
BENJAMIN, W. (2018). Yalnızlık Anlatıları (Birinci b.). (Ş. Erdoğan, Dü., & C. Topçu, Çev.) Istanbul: SUB Yayınları.
BENJAMIN, W. (2019). Sanatta ve Edebiyatta Eleştiri (Dördüncü b.). (E. Gen, Dü., E. Gen, & M. Tüzel, Çev.) Istanbul, Cağaloğlu: Iletişim Yayınları.
BENJAMIN, W. (2021). Çocuklari Gençlik ve Eğitim Üzerine (Birinci b.). (Ç. Şentuğ, Dü., & M. Tüzel, Çev.) Istanbul, Cağaoğlu: Alfa Kitap.
BENJAMIN, W. (2023). Brecht’i Anlamak (Yedinci b.). (H. Barışcan, & G. Işısağ, Çev.) Istanbul: Metis Yayınları.
BOURSE, M., & YUCEL, H. (2021). Kültürel Çalışmaları Anlamak. Istanbul: Iletişim Yayınları.
BUCK-MORSS, S. (2022). Görmenin Diyalektiği: Walter Benjamin ve Pasajlar Projesi (Üçüncü b.). (S. Kılıç, S. Sökmen, Dü, & F. B. AYDAR, Çev.) Istanbul: Metis Yayınları.
DELEUZE, G. (1983). Cinema I. L’image-mouvement (Üçüncü b.). (E. Erbay, B. Yalım, E. Koyuncu, Dü, & S. Özdemir, Çev.) Istanbul, Beşiktaş: Norgunk. Mayıs 2022 tarihinde alındı
DELEUZE, G. (1985). Cinema II. L’image-temps (Birinci b.). (B. Yalım, & E. Koyuncu, Çev.) Istanbul, Beşiktaş: Norgunk. Şubat 2022 tarihinde alındı
Derleme, BAŞER, N., KARDEŞ, E., DELLALOĞLU, B., GÜLENÇ, K., ÇAKMAK, C., . . .
ERŞEN, C. (2017). Dar Kapıdaki Mesih: Walter Benjamin ve Politik Felsefesi. (M. E. Kardeş, Dü.) Istanbul: Ithaki Yayınları.
DYER, G. (2015). John Berger – Bir Fotoğrafı Anlamak. Istanbul: Metis Yayınları.
ERKEK, F. (2022, Bahar). WALTER BENJAMIN’İN FİLM KURAMI. Felsefe ve Sosyal
Bilimler Dergisi(33), s. 399-422.
Gilloch, G. (2022). Walter Benjamin. B. Turner , & A. Elliott içinde, Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (s. 107-126). Istanbul: İletişim Yayınları.
GILLOCH, G. (2022). Walter Benjamin. B. Turner , & A. Elliott içinde, Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (s. 107-126). Istanbul: İletişim Yayınları.
Goethe, J. W. (2013). Renk Öğretisi. (E. Batur, Dü., & l. Aka, Çev.) Istanbul: Kırmızı Yayınları.
GOSSAGE, H. (2005). Reklamcılıktan Nefret Eden Bir Reklamcı (Birinci b.). Istanbul, Etiler: MediaCat.
GREENHILL, R., MURRAY, M., & SPENCE, J. (1978). Fotoğraf Sanatı. Ankara: Remzi Kitabevi.
ILYENKOV, E. (2020). Idealin Diyalektiği, Etkinlik ve Zihnin Kuruluşu. Istanbul: Yordam Kitap.
KARA, O. E. (2021). Ulus Baker’i Okumak (2015-2019) (Birinci b.). (T. Bora, Dü.) Istanbul: İletişim Yayınları.
LESLIE, E. (2010). Walter Benjamin Konformizmi Alt Etmek. (E. Çaça, Dü., & E. Çaça, Çev.) Istanbul, Beyoğlu: Habitus Yayıncılık.
LESLIE, E. (2019). Walter Benjamin Hakkında Her Şey (Birinci b.). (M. Kurtuluş, Dü., M. Özeren, & M. Özgüven, Çev.) Istanbul: Dedalus.
ÖZGEN, E. (tarih yok). Türkiye’de Futbolcuların Markalaşma Sorunu ve Medya İletişimi Açısından Bir Yaklaşım. derleme içinde, Türkiye’de Spor ve Medya (s. 115-134). Köprü kitap.
SAKİN, B., & BÜYÜKBİRER, S. (2021). MANİPÜLATİF DİL ÜZERİNE ELEŞTİREL SÖYLEM ANALİZİ. ANASAY(16), s. 81-99.
SEÇKİN, G. (2013, Aralık). Medya Sektöründe Ürün, Hizmet ve İçerik Üreticilerindeki Çeşitlenmeler. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi(20), s. 77-93.
SİNEMASAL: Ortak Kitap. (2023). “Brecht” (Cilt 5). (Z. Özkan, & E. Onat, Dü) Ankara: Doğu – Batı Yayınları.
TURNER, B. S., & Antony, E. (2022). Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (İkinci b.). (M. I. Durmaz, Dü., & B. Özkul, Çev.) Istanbul: İletişim Yayınları.
WOLLEN, P. (2017). Sinemada Göstergeler ve Anlam (Beşinci b.). (Z. ARACAGÖK, & B. DOĞAN, Çev.) Istanbul: Metis Yayınları.
WOLFFLIN, H. (2015). Sanat Tarihinin Temel Kavramları, (Çev: Ahmet Cemal), Hayalperest Yayınları, İstanbul
YAYLAGUL, L. (2016). .Kitle İletişim Kuramları. Ankara: Dipnot Yayınları.
YILDIRIM, A., & ŞİMŞEK, H. (2011). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Seçkin Yayınları.
bu kadar kitabın hepsini okudum mu, tabi ki hayır ama okuduğum kadarından zihnimi kurcalayan neyse aktarmaya yeni yeni başladım ve evet. son yıllarda özellikle pandemi ve depremden sonra bir tane bile düzenli görüştüğüm arkadaş bırakmadım etrafımda. neden? çünkü arkadaş aramıyorum. bir kız sevdim, o da beni benimle bırakmaya karar verdi ve bir şekilde yanıtsız bıraktığı çağrılarıyla yüzümü aşktan yana güldürmedi. bari akademiden devam edeyim ve diplomasız CB bu ülkeden pılını pırtını bile toplayamadan gidene kadar ben öğrenciliğe devam edeceğim sözümü yemeden, ve vasıfsız okulsuz çocukların döneminde asker ve polis düzeninin de bir parçası olmadan kafasızlara kafa açmaya devam edeyim belki bir iki anlayan çıkar da akl-ı selim davranmakla kişisel sanat ve politikamın insan öldürmeden güzel zamanlar yaşatmak olduğunu zaman zaman çektiğim fotoğraf ve videolarda, zaman zamansa yazılarımda açıklamaya ekledim sosyal medyadaki kişisel hesaplarıma.
burada durayım şimdilik. bir zaman olur baş tacı ettiğiniz Saray Soytarılarının sizi en yakın ve en değerli insanlara düşman etmek adına tasarladığı yalanlar bumerang olarak size ve sizi değersiz hissettirebilecek potansiyeldeki gerçek insanlar düşmanlarınıza dönüşmüş olduğunda dostlarınız olarak ben yine karşınızda değil yanınızda dururum. ancak o zaman kendinizden başka kaçacak delik aramazsınız, sizin adınıza dilerim.

Yorum bırakın