Onur Berkay SUİÇMEZ
06.07.2024 – Çayyolu, Ankara, Türkiye
Aristoteles, Poetika ’da şöyle der:
Zamana karşı koyabilen doğal kültür ya da folklör artık neredeyse ortadan kalkmış ya da kalkmak üzeredir. (Poetika, 2013, s. 9)
Sinema terimleri konusunda göze çarpan bir özellik, yazı dilinde ortaya konan terimin bu terimi kullanan sinemacılar dilinde değiştirilmesi ve kısaltılmasıdır. Sinemada zaman, hemen hemen en önemli şeydir, çalışmalar büyük bir hızla yürütülmek zorundadır. Bundan dolayı da sinemacı daha önce yazı dilinde tutunmuş bir terimi bile değiştirip, kısaltıp, söylenişinde zorluk çekiyorsa terime başka bir kılığa sokar ya da ortaya apayrı bir “sinemacılık argosu” çıkarır.[1]
Önce üç tanımla başlayıp, sonra ülkemizdeki sınav sistemimizin güzide/gözde sınavlarından olan, ama benim hayatımın herhangi bir döneminde devlet memurluğu düşünmediğimden 29 yaşım öncesi çift yıllarda ilk defa başvurduğum KPSS Genel Kültür ve Genel Yetenek Sınavına hazırlanırken çözdüğüm çıkmış sorulara dair fikrimi belirtip sonra da komik ve belki de gülmesini beklediğim insanlardan fazlasını da güldürebilecek bir sonla bitireyim bugünkü yazımı da.
- Türkçe: Yaratıcı Coğrafyası (FR. Geographie Creatrice, ING. Creative Geography) (Sinema Terimleri Sözlüğü, 1963, s. 134)
Birbirinden çok uzaktaki yerlerde çevrilen görüntülerin bir araya getirilmesi yoluyla fil(i)m üzerinde yaratılan yeni uzay. Yalnız fil(i)m üzerinde varolan yer. Filmsel uzaya yol açan işlem.
- Türkçe: Yaratıcılar Sineması (FR. Cinema des Auteurs, ING. Cinematography of Authors) (Sinema Terimleri Sözlüğü, 1963, s. 134)
Bir fil(i)min senaryosundan kurgusuna kadar bütün çalışmalarından doğrudan doğruya sorumlu olan, filmi, düşünce ve duyuşların bir anlatım aracı olarak kullanan, bütün fil(i)mlerinde belirli bir deyiş ve anlatım özelliği taşıyan yönetmenlerin meydana getirdiği sinema.
- Türkçe: Yaratıcılar Siyasası (FR. Politique des Auteurs, ING. Politics of Authors) (Sinema Terimleri Sözlüğü, 1963, s. 134)
Sinema eleştirmesinde bir tutum: Yalnız yaratıcılar sinemasına önem vermek. Bir fil(i)min yaratıcısının kişiliği, yaratma işinde en önemli etken olarak görmek, belirli bir yaratıcının bütün yapıtlarını , yaratıcı olmiyan sinemacının en iyi fil(i)mlerine üstün tutmak, yaratıcının bir sonraki filminin bir öncekine göre sürekli bir gelişme içinde bulunduğunu ileri sürmek yolunda ortaya çıkan tutum.
Biz henüz lisansta okurken, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümünde bazı derslerde, sınıf listeleri o kadar kalabalık oluyordu ki bazen hocalar, arkadaşlar dikkat edelim aramızdan bazıları polis olabilir diye şaka yollu uyarılarda bulunuyorlardı. Sinema – Televizyon okumak belki bu memlekette ideal bir meslek yolunda ilk adım olarak değerlendirilse ne okuduğunu anlayamayan polisler derslere girip normal öğrencileri kontrol etme gereksinimi duyardı ne de ders almayan polisler derslere katılma zorunluluğunu taşıyabilecek haddi kendilerinde bulabilirlerdi.
Çünkü, sinema: sözü, müziği, rengi, zamanı, mekanı dilediği gibi kullanabiliyor, gerçeğe ulaşma çabalarımızın tüm araçlarından yararlanabiliyor ve bu engin olanakları değerlendirmesini bilen bütün sinema yapıcıları hem özde hem biçimde hem düşünsel içeriğinde hem de estetiğinde üstün nitelikli yapıtlar ortaya koyabiliyor olacaklardı. Ancak öyle bir dünya yok ve her televizyon show’unu her oyuncunun adını, her programcının yayınını izleyen ya da izlemesi zorunlu tutulan hiç kimseden sinemacı olamaz ki kendi kütüphanesini özgür bir biçimde yaratabilsin.
Peki önceki yazılarımdan birinin sonunda da belirttiğim şekilde bizler işsiz ya da iş beğenmeyen bir nesil olarak bu çağa umutlu bir şekilde ya da iyimserlikle bakabilir miyiz? Yazımın burasında bireyselleşeceğim.
KPSS sorularının çözülmesini, belki diğer akademik sınavları dışarıda tutup da değerlendirirsek, Youtube vb. çözümlü kitaplar vb. kısayoldan başarıya ulaşma hedefindeki her öğrencinin başarılı olabileceğini varsaydıran bir sistem var karşımda. Ve doğru ya da yanlış, her sene en azından birkaç defa soruların yerleri değiştirilip neredeyse doğru yanıtların harfleri bile değiştirilmeden aynı sorular sorulup da aynı kitleler Matematik dehası ya da Türkçe dehası olmak durumunda olmadan Genel Yetenek sorularında FULL çekebilen öğrencilere sıralama yaptırırken, Genel Kültür bölümünde okumasa, bilmese, sosyal bilimlerin ve pozitif bilimlerin herhangi bir bölümünden mezun olması doğru yanıtlarını belirlerken, sınavın sözde YETENEK bölümünde FULL çekmiş olanların daha fazla puan alıp da, sıralamada onun önünde yer almasına neden olabiliyorsa, neyleyeyim böyle sınavı diye düşünmeye başladım daha sınava bir hafta daha varken.
Eski Yunan Tiyatrosundan beri trajedinin karşıtı olan “güldürü” terimini, Aristoteles’in, Poetika’sında, bir yerden bir yeri gezip duran, köylü gezgin, köy anlamına gelen bir kelime kökeni ve şarkı söylemek anlamına denk düşen başka bir kelime kökeninden türeyen komedi anlamına gelecek olan bir sözcük olarak bulunduğunu ve aslında tam olarak eğlenceli oyunlar oynayan köylülerin kendilerini böyle tanımladığını yazacaktır.
Son olarak yazımı milletçe televizyon seyreden ve hareket etmeyen köylüler olarak değerlendirirken kalabalık kitleleri, Osmanlı- Türk toplumundan yola çıkarak yüzlerce yıllık bir zihniyetin muhasebesini Oğuz Adanır’ın Sinemada Anlam ve Anlatım kitabında başvurduğu Sabri Ülgener’in fikirleriyle noktalıyorum:
“Ortalama Müslüman’ın inanç dünyasına yaklaşmış ve başından beri şekil tarafında kalmış tavır ve davranışa uzanamayan bir toplum” olarak sıradan Türk vatandaşının başarı ölçütü olarak bakıp değerlendirmeye alabilmesine neden olan sınav sistemine hiçbir zaman adapte olamayan bana benzer / benzemez Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer öğrencileriyle, yine hiç yarışmadığım şimdiki zamana da sonrasına kadar da bu sınav sonucumu şimdiden öngöremesem de ilk defa üniversiteden mezun olduktan sonra Radyo – Televizyon ve Sinema yüksek lisansımın resmi olarak son tez döneminde hatrı sayılır bir sıralama yapabileceğimi düşünüyorum.
Kaynakça
Aristoteles. (2013). Poetika. (A. Cevizci, Dü., & F. Akderin, Çev.) Sirkeci, Istanbul: Say Yayınları.
Özön, N. (1963). Sinema Terimleri Sözlüğü (Birinci b.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları Sayı: 210 Ankara Üniversitesi Basımevi.
[1] Özön, N. (1963). Sinema Terimleri Sözlüğü (Birinci b.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları Sayı: 210 Ankara Üniversitesi Basımevi. s. 8

Yorum bırakın