
ONUR BERKAY SUİÇMEZ
22 Ekim 2024 – Ankara
Dün akşam, Tiyatroadam’ın 39 Buçuk Basamak oyununu Kentfest Tiyatro Festivali’nde Etimesgut sahnesinde seyredemeyen tiyatroseverler, sürükleyici ve enerjik bir performansı kaçırmış oldular. Oyun, Alfred Hitchcock’un “39 Basamak” adlı klasik casusluk hikayesini eğlenceli bir uyarlamayla sahneye taşıyor.
Oyunda, dört oyuncunun ustalıkla canlandırdığı onlarca karakter, seyirciyi hem güldürüp hem de gerilim dolu anlar yaşatarak, muhteşem bir tempo içinde hikâyeyi aktarıyor. Mizah ve aksiyonun kusursuz bir şekilde harmanlandığı gösteride, yaratıcı sahne kullanımları ve sürprizlerle dolu anlatımıyla izleyicilere unutulmaz anlar yaşatılıyor.
Oyun, sahne tasarımı, kostümler ve ışık efektleriyle de dikkat çekiyor. Seyirciler, karakterlerin hızlı geçişlerini ve sahne değişimlerini hayranlıkla izlerken, dekorun her detayı hikâyenin akışına mükemmel uyum sağlıyor. Bu dinamik ve yenilikçi tiyatro deneyimi, izleyicilere sadece bir hikâye anlatmakla kalmayıp, onları adeta sahnenin bir parçası haline getiriyor.
Tiyatroadam, 39 Buçuk Basamak ile tiyatroseverlere yalnızca bir performans değil, aynı zamanda tiyatronun büyüsünü yeniden hissetme fırsatı sunuyor. Bu nedenle, Etimesgut sahnesinde bu oyunu kaçıranlar hem eğlenceli hem de düşündürücü bir tiyatro deneyiminden mahrum kaldılar.
Bugün akşamsa Tatbikat Sahnesi’nin Batı Ekspresi oyunu var ve oyun şöyle tanıtılıyor:
“Yollardayız… Bir gün dönebilmek umuduyla… Ardımızda tekrar ne zaman dolduracağımızı bile bilmediğimiz boşluklar bıraka bıraka…
Yüzlerimiz Batı’ya dönük… Göç halindeyiz… Her türlü sebepten. Savaştan, diktatörlükten, işsizlikten, ekonomik çöküşten… Kendi kültürümüzden satabileceğimiz ne varsa cebimize doldurarak, Batı’nın bolluğunu, tüketim toplumunu, vahşi kapitalizmi, özgürlük ve başarının coşkusunu tatmak üzere bizi daha “iyi” bir hayata götüreceğine inandığımız Şark Ekspresi’ne biniyoruz.
Peki neden Batı Ekspresi değil de Şark Ekspresi? Oysa bizim için daha çok, Batı Ekspresi!
Gurbetin acısını, batılılaşmanın coşkusuyla tatlandırarak gidiyoruz. Gidişe anlam kazandıranın dönüş olduğunu kim söylemişti?”
Tren yolculukları, felsefi açıdan diğer tüm vasıtalarla yapılan yolculuklardan farklıdır çünkü bir tren, seyahatin kendisine özgü bir ritim ve tempo sunar. Tren raylarının monoton tıkırtısı, yolcunun zihnini bir meditasyon hâline sokar, bu da düşüncelerin derinleşmesine ve içsel bir yolculuğa çıkmasına olanak tanır. Trenler, modern dünyanın hız ve verimlilik arayışına karşı bir direniş sembolüdür; bir yolculuk biçiminden ziyade, zamanın akışını yeniden hissetme ve yaşama biçimi sunar.
Trenlerin belirli bir güzergâha bağlı kalmaları, yolculuğu daha öngörülebilir ve aynı zamanda daha belirgin kılar. Bu kesinlik, yolcunun dış dünyayı gözlemleme ve anlamaya odaklanmasını sağlar, sürekli değişen manzaralar ve istasyonlar, yolcunun düşüncelerini de benzer şekilde dönüştürür ve geliştirir. Diğer ulaşım araçları genellikle yolculuğun amacına odaklanırken, tren yolculukları yolculuğun kendisini bir amaç hâline getirir.
Ayrıca, tren yolculukları genellikle daha sosyal bir deneyimdir. Diğer yolcularla paylaşılan bu dar ve uzun mekân, spontane karşılaşmalara ve derin sohbetlere zemin hazırlar. Bir tren kompartımanında geçirilen saatler, bireylerin birbirleriyle olan bağlarını güçlendirebilir, ortak bir yol hikâyesi yaratabilir. Bu insan etkileşimleri, tren yolculuğunu bir topluluk deneyimi hâline getirir, bireysel bir yolculuktan toplumsal bir deneyime dönüşür.
Tren yolculukları, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir bağlam sunar. Tren rayları, geçmişten günümüze uzanan bir köprü gibidir, medeniyetlerin ve kültürlerin kesişim noktalarını işaret eder. Bir tren yolculuğu, sadece bir yerden bir yere gitmek değil, aynı zamanda tarihin ve kültürlerin içinden geçmek anlamına gelir. Bu, yolcunun kendi kimliğini ve aidiyet duygusunu yeniden değerlendirmesine, bir kimlik arayışına çıkmasına olanak tanır.
Sonuç olarak, tren yolculukları diğer tüm ulaşım vasıtalarından felsefi açıdan farklıdır çünkü yolculuğu sadece fiziksel bir hareket olmaktan çıkarıp, derin bir zihinsel ve ruhsal deneyim hâline getirir. Bu deneyim, yolcunun zamanı, mekânı ve insan ilişkilerini yeniden tanımlamasına, hayatın en temel sorularına yeni yanıtlar aramasına olanak tanır.
Bugün seyretmeyi umduğum ve beğeneceğimden emin olduğum Tatbikat Sahnesi’nin “Batı Ekspresi” adlı oyununda biz seyircileri neler bekliyor, tahmini ve deneyimlerle öngörülerime dayalı bir şekilde, şöyle yanıtlayabilirim:
Tatbikat Sahnesi’nin “Batı Ekspresi” oyunu, seyircilere derinlemesine düşündüren ve duygusal yoğunluğu yüksek bir hikâye sunuyor. Oyun, modern dünyanın zorlukları ve bireylerin bu zorluklarla başa çıkma çabalarını konu alıyor. Göç, savaş, ekonomik çöküş gibi sebeplerle Batı’ya doğru yola çıkan insanların hikayesini ele alıyor.
“Batı Ekspresi” bir yolculuk hikayesi olarak başlıyor. Karakterler, Batı’nın bolluğunu, tüketim toplumunu ve özgürlüğü arzulayarak yola çıkıyorlar. Ancak oyunun asıl sorusu, neden Batı Ekspresi’ni değil de Şark Ekspresi’ni tercih ettikleri üzerine yoğunlaşıyor. Bu tercih, Batılılaşmanın getirdiği coşku ve boşluklar arasındaki dengeyi sorguluyor.
Tren yolculukları, oyunda felsefi bir metafor olarak kullanılıyor. Tren raylarının monoton tıkırtısı, yolcuların zihnini bir meditasyon hâline sokuyor. Bu durum, seyirciler için de içsel bir yolculuğa çıkma fırsatı sunuyor. Trenler, modern dünyanın hız ve verimlilik arayışına karşı bir direniş sembolü olarak karşımıza çıkıyor.
Tren yolculukları, oyunda sosyal etkileşimlerle de zenginleştiriliyor. Yolcular arasında geçen derin sohbetler ve spontane karşılaşmalar, insan ilişkilerini güçlendiriyor. Tren kompartımanında geçen zaman, bireyler arasında ortak bir hikâye yaratıyor ve bu, oyunun toplumsal bir deneyim sunmasını sağlıyor.
“Batı Ekspresi”, sadece bir hikâye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda görsel ve duygusal bir şölen sunuyor. Sahne tasarımı, kostümler ve ışık efektleriyle seyircilere unutulmaz anlar yaşatılıyor. Tren yolculuklarının tarihsel ve kültürel bağlamı, seyircilerin kendi kimliklerini ve aidiyet duygularını yeniden değerlendirmelerine olanak tanıyor.
Bu oyunu izlemeye gelen seyirciler, sadece bir tiyatro performansı değil, derin bir zihinsel ve ruhsal deneyim yaşayacaklar. Tren yolculuğu metaforu, seyircileri hem fiziksel hem de duygusal olarak bir yolculuğa çıkaracak. Hayatın en temel sorularına yeni yanıtlar ararken, zaman ve mekân kavramlarını yeniden tanımlayacaklar.
Son olarak da, “Batı Ekspresi” adındaki, Tatbikat Sahnesi’nin sunduğu bu derin ve çok katmanlı oyun deneyimiyle, izleyicilere hayatın farklı yönlerini keşfetme fırsatı tanınacağını ve bir tren yolculuğunu andıran bu tiyatro deneyimi, seyircileri düşündürmeye ve içsel yolculuklara çıkarmaya davet edeceğini umuyorum.

Yorum bırakın