ONUR BERKAY SUİÇMEZ
23 Ekim 2024 – ANKARA
Saygıdeğer okuyucu, seyirci ve dinleyicilerim, ben Onur Berkay Suiçmez.
Sizin için medya düzenlemelerinde hükümetlerin rolünü ve bu keyfi düzenlemelerin bireylerin ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerini tartışmaya açıp, iletişimin herhangi bir başkanlığa bağlı yönetilemeyecek kadar, özgür kalmasının ne kadar önemli ve aynı zamanda şart olduğunu savunup, boş boş insanlara sırf sizden mesleki açıdan daha uzun zamandır çalışıyor ya da para kazanıyor diye itibar etmeyip, hepimizin kendi işlerimize odaklanması gerektiği düşüncesiyle şimdiki zaman, zamane dış ve iç güçlere “bağımlı” medyayı ciddiye alan birkaç kişi kaldıysa kendi çapımda “özgürlük” le noktalayıp, tek başıma çalışmaya devam ederken tez çalışmamı da artık sonlandırmaya yaklaşmışken, bu yılki Cumhuriyet Bayramı’na kadar bitirmeye çalışacağım.
Bugünkü çalışmamdaki amacımsa, sosyal medya platformlarının düzenlenmesi hususunda hükümetlerin üstlenmesi gereken rolü irdeleyeceğiz. Özellikle atanmış ve yeteneksiz devlet memurları tarafından yapılan tepeden inme düzenlemelerin yerine, trollerin ve anonim girişlerin engellenmesine odaklanacağız. Hükümetlerin, bireyleri kendi adlarıyla ve kişisel olarak sosyal medya araçlarını kullanımına özendirme dışında bir müdahalede bulunmaması gerektiği düşüncemi bugün sosyal medyada savunacağım.
Özet
- Hükümetlerin Rolü: Onur Berkay Suiçmez, hükümetlerin sosyal medya platformlarını düzenlerken bireylerin ifade özgürlüğünü koruyacak politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
- Anonimlik ve Troller: Anonim girişlerin ve trollerin engellenmesi gerektiğini belirten Suiçmez, kullanıcıların gerçek kimlikleriyle sosyal medyayı kullanmalarını savunuyor.
- Şeffaf ve Katılımcı Süreç: Düzenlemelerin şeffaf ve katılımcı bir süreçle yapılması gerektiğini ifade eden Suiçmez, sosyal medya algoritmalarının nasıl çalıştığının kullanıcılar tarafından anlaşılabilir olmasını öneriyor.
Dönüşme ve dönüştürme çabalarının ne kadar süreceği sorusu, insanlığın sürekli gelişim ve değişim arzusuyla yakından ilişkilidir. Bilgi ve kültürün toplumsallaşması, bireylerin düşünce ve davranış biçimlerini dönüştürme süreci sabır ve süreklilik gerektirir.
Dijital çağda bilgiye erişim kolaylaşmış olabilir, ancak bilginin derinlemesine anlaşılması ve toplumsal bağlamda içselleştirilmesi uzun vadeli bir süreçtir. Bu süreçte, bireylerin ve toplumların dönüşümü, bilgiye dayalı olarak şekillenen düşünce yapılarına ve davranış biçimlerine bağlıdır.
Sanatın ve bilimin kültürel ve toplumsal değişim üzerindeki etkisi zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Bu nedenle, dönüşme ve dönüştürme çabalarının sabırla ve kararlılıkla devam ettirilmesi önemlidir. Politik düşünürlerin ve sanatçıların fikirleri, zamanla toplumsal yapıları ve algıları değiştirebilir; ancak bu değişim sürekli bir çaba ve etkileşim gerektirir.
Özetle, dönüşme ve dönüştürme çabaları, bireylerin ve toplumların gelişimi için sürekli bir süreçtir ve bu süreç bilgiye dayalı olarak şekillenir. Bu bağlamda, sabırla ve kararlılıkla bu çabaların sürdürülmesi gereklidir.
“Sosyal Medya Düzenlemelerinde Hükümetlerin Rolü” nü değerlendirirken, kişilerin tek tek ve topluluklar içerisindeki özgürlük alanına müdahale kisvesinde, her an ve her yerde takip mekanizması olarak kullanan idarecilerin ve hayatı televizyonlardaki dizilerden ibaret sanan darbe ve ekonomik çöküş mağduru yoksul halkın “Devrim Televizyonlardan Yayınlanmayacak” sözünü anlamaları için daha ne kadar net olabilirim? diye diye yazmaya başladığım zamanda paylaşmadığım yazılarımın bir bölümünü paylaştıkça geliştirdiğim bu blogumda, kendime sorularımı yazdığım blogumda, yeterince okunmaktansa, az ve öz kişi tarafından okunmayı ve yeterliliğini sağlamakla sorumlu olduğu halkta elit düşünce ve amatör ruhla çalışan herkese karşı sorumlu bir adam olarak da haddimi aşmadan kendi değerlendirmelerimi sunacağım.
gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından – onurberkaysuicmez
Bugün sizlere sosyal medya düzenlemelerinde hükümetlerin rolü üzerine düşüncelerimi sunacağım. Sosyal medya, günümüzün en etkili iletişim araçlarından biri haline gelmiştir ve bireylerin kendini ifade etme özgürlüğü bu platformlar üzerinden sağlanmaktadır. Bu nedenle, sosyal medya düzenlemeleri üzerine yapılacak tartışmalar büyük önem arz etmektedir.
Bu denemem sonunda, sosyal medya düzenlemelerine ilişkin bazı somut öneriler sunulacaktır. Hükümetlerin, bireylerin kendini ifade etme özgürlüğünü kısıtlamadan sosyal medya platformlarını düzenlemeleri gerektiği vurgulanacaktır. Ayrıca, anonim girişlerin ve trollerin engellenmesi konusunda alınabilecek önlemler ve bu alanda yapılması gereken düzenlemeler de tartışılacaktır. Sosyal medya düzenlemeleri konusunda hükümetlerin üstlenmesi gereken rol, bireylerin kendini ifade etme özgürlüğünü koruyacak şekilde olmalıdır. Bu bağlamda, trollerin ve anonim girişlerin engellenmesi hususunda alınacak önlemler ve kullanıcı beklentileri dikkate alınarak, sosyal medya platformlarının düzenlenmesi gerekmektedir. Hükümetlerin bu konuda yapacağı düzenlemeler, bireylerin kendini ifade etme özgürlüğünü kısıtlamadan, sosyal medya platformlarının daha güvenli ve adil bir şekilde kullanılmasını sağlamalıdır.
Bu noktada vardığım ve varacağım noktayı da şimdiden belirtmek ve vurgulamak isterim. Çünkü, sosyal medya düzenlemelerinin sadece bir denetim mekanizması olarak değil, gerçek anlamda bireylerin özgürlüklerini koruyan bir yapı olarak tasarlanması gerektiği üzerinde durmak istiyorum. Yani, devletin görevi, sadece güvenliği sağlamakla sınırlı kalmamalı, aynı zamanda ifade özgürlüğünü de teşvik etmelidir.
Bunu sağlamak için, düzenlemelerin şeffaf ve katılımcı bir süreçle yapılması gerekmektedir. Sosyal medya kullanıcılarının, akademisyenlerin, hukukçuların ve diğer paydaşların görüşleri dikkate alınarak oluşturulacak politikalar hem güvenliği hem de ifade özgürlüğünü dengeleyecektir. Özellikle, sosyal medya platformlarının algoritmalarının nasıl çalıştığına dair şeffaflık sağlanmalı ve kullanıcıların bu algoritmalar üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaları mümkün kılınmalıdır.
Ayrıca, eğitim ve farkındalık kampanyaları ile kullanıcıların dijital okuryazarlık seviyeleri artırılmalı, böylece bireyler sosyal medya platformlarını bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanabilmelidir. Özellikle genç nesillerin, sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara karşı daha dirençli hale gelmesi hedeflenmelidir.
Sonuç olarak, sosyal medya düzenlemelerinin amacı, bireylerin özgürlüklerini kısıtlamak değil, tam tersine bu özgürlükleri koruma altına almaktır. Hükümetlerin, bu dengeyi sağlayacak politikalar geliştirmesi ve uygulaması, demokratik toplumların geleceği için hayati önem taşımaktadır. “Devrim Televizyonlardan Yayınlanmayacak” sözü, bize dijital çağın gerçeklerini hatırlatırken, sosyal medya düzenlemelerinin de bu gerçeklerle uyumlu olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Yorum bırakın