Onur Berkay SUİÇMEZ
14 ARALIK 2024 – ANKARA
https://www.academia.edu/126312924
Günümüzde, bir insanın istediği filme veya müziğe sadece bir tıkla ulaşabilmesi, dijital çağın sunduğu en büyük kolaylıklardan biridir. Ancak bu durum, kitap okuma ve sinemada film izleme kültürünü de derinden etkilemektedir. Kitap okuma ve sinemada film izleme, zaman ve mekan sınırlamalarına bağlı kalmaksızın anlık tatmin sunan dijital medya karşısında daha sabır ve zaman gerektiren etkinlikler olarak geri planda kalabilmektedir.
Oysa, kitap okuma ve sinemada film izleme deneyimleri, bireylerin zihinsel ve duygusal gelişimlerine büyük katkıda bulunur. Kitap okuma, bireyin hayal gücünü ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirirken, sinemada film izleme, sosyal bir aktivite olmanın ötesinde, büyük ekranın ve kaliteli ses sisteminin sunduğu benzersiz bir deneyimdir.
Okan Bayülgen | TRT Geleceğin İletişimcileri ‘ne konuk olduğu bir programda İsteğe Bağlı Oynatılabilir Medya Sistemleri’ne dair kendi yorumunu söylerken şimdiki zamanda, uzakta ve/veya yakında kalabalık içerisinde ya da yalnız ve tekil yaşamlarda, herhangi bir insanın aynı sabaha uyandığında bile ilk baktığı resim ya da fotoğrafın, veya uyumadan evvel baktığı ekran veya okuduğu kitap dahil, son baktığı medya nesnesinin aynı olamayacağına dair çok kısa bir kesit sunuyor.
“Zeitgeist: Zamanın Ruhu diye tanımlanmışken 20.yy’da doğup 21.yy’da yaşayan orta yaşlı ve onlardan biraz daha genç olan bizim nesil yani 90 kuşağı, her şeyi okumaya, seyretmeye ve dinlemeye vakit bulamayacağından, doğumdan büyüme evresine birçok teknolojinin gelişmesini ve/veya sönümlenmesini deneyimlemişken kendileri için yapabilecek en mantıklı sistem, zamanı en azından bireysel bir şekilde yönetmeye yarayan, isteğe bağlı oynatılabilir medya çağına geçişteki problemler nedir ve tam olarak nasıl çözülebilir?” sorusuna yanıt aradığımızda, bizler 90 kuşağı olarak, teknolojinin hızla geliştiği bir dönemde doğmuş ve büyümüş bir nesil olarak, bilgiye erişim ve medya tüketimi konusunda büyük bir dönüşüm yaşanmasına rağmen bu dönüşümün hem olumlu hem olumsuz yanlarını inceleyebilmeliyiz diye düşünüyorum. Başlangıç olarak sistemler ve değişimlerin beraberinde getirdiği bazı zorluklarla problemler şöyledir:
- Bilgi Aşırılığı: Dijital çağın getirdiği en büyük problemlerden biri, bilgi ve medya içeriklerinin aşırı derecede artmasıdır. Bu yoğunluk, bireylerin hangi bilgiye ve içeriğe öncelik verecekleri konusunda kafa karışıklığı yaratmaktadır.
- Zaman Yönetimi: Çok sayıda platform ve içerik kaynağı arasında zaman yönetimi zorlaşmaktadır. İsteğe bağlı medya, bireylerin zamanı daha verimli kullanmalarına olanak tanırken, aynı zamanda dikkat dağınıklığına da neden olabilir.
- Teknolojik Bağımlılık: Sürekli olarak dijital cihazlara bağlı kalmak, sosyal etkileşimlerin azalmasına ve dijital bağımlılığa yol açabilir.
- Öncelik Belirleme: Bireylerin, kendileri için en önemli ve değerli bilgileri belirlemeleri ve bu bilgilere öncelik vermeleri gerekmektedir. Bu, bilgi aşırılığının yarattığı kafa karışıklığını azaltabilir.
- Zaman Planlaması: Bireylerin, medya tüketimi için belirli zaman dilimleri ayırarak ve bu zaman dilimlerine sadık kalarak, zamanlarını daha etkin bir şekilde yönetmeleri sağlanabilir. Bu, hem iş hem de sosyal hayat dengesi açısından önemlidir.
- Dijital Detoks: Belirli aralıklarla dijital cihazlardan uzaklaşmak ve dijital detoks uygulamak, teknolojik bağımlılığı azaltabilir ve zihinsel sağlığı destekleyebilir.
Olası problem ve zorluklara karşı sunulacak çözüm önerilerini değerlendirmeye aldığımızdaysa şunlar sunulabilir:
İsteğe bağlı medya çağı, 90 kuşağı için büyük fırsatlar sunarken, bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmek için etkin zaman yönetimi ve bilinçli medya tüketimi stratejileri geliştirilmelidir.
“Sansür ya da otosansür uygulamadan, etkin zaman yönetimiyle bilinçli medya tüketimi stratejileri kişilerin ve ailelerin sorumluluğu olmalıyken neden devlet ve hükümetler bu düzenlemeleri kendi ideolojileri doğrultusunda kullanmaktadır ve nasıl bir yolla bize seyrettirmek istediklerini değil de kendi seyretmek istediğimiz medya türlerini seyredebilmek için belirli başlı eşik bekçilerini nasıl atlayabiliriz?” sorusunu yanıtlarken de bütün detaylarıyla şöyle değerlendirebiliriz, hükmeden ideolojinin aygıtlarına karşı veya safında yer alanlara karşı tarafsız ya da daha doğru ifadeyle objektif bir bakış açısıyla bir bilgi notu olarak, durumdan duruma değişmeden büyük resme bakarsak, yanıtlar kişiden kişiye değişmemeliyken durumların karmaşık olmasının yanında çeşitli dinamikleri içermekte olduğunu ifade etmeliyim. Devletler ve hükümetlerin, genellikle medya ve bilgi akışını kontrol altında tutarak kendi ideolojilerini ve politikalarını desteklemeyi amaçlarlar. Bunun birkaç sebebi vardır:
Toplumsal Düzeni Sağlama: Hükümetler, medya üzerinden yayılan bilgilerin toplumsal düzeni bozma potansiyeline karşı önlemler almayı gerekçelendirebilirler. Bu durum, özellikle siyasal ve toplumsal olayların yoğun olduğu, istikrarsızlık dönemlerinde daha belirgin hale gelir.
Güç ve Kontrol: Medya, kamuoyu oluşturma ve yönlendirme gücüne sahip olması nedeniyle, hükümetler için önemli bir kontrol aracıdır. Medya üzerindeki kontrol, iktidar sahiplerinin kendi politikalarını ve ideolojilerini yaygınlaştırmalarını sağlar.
Güvenlik Yönleri: Hükümetler, milli güvenlik gerekçesiyle belirli bilgilerin yayılmasını engelleyebilirler. Bu, özellikle hassas veya stratejik öneme sahip bilgilerin korunmasını amaçlar. Bireylerin ve ailelerin kendi medya tüketimlerini etkin bir şekilde yönetebilmeleri için, belirli stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Bazı öneriler:
VPN Kullanımı: Sanal Özel Ağ (VPN) kullanarak internet trafiğini şifrelemek ve coğrafi kısıtlamaları aşmak mümkün olabilir. Bu sayede, sansürlenmiş veya kısıtlanmış içeriklere erişim sağlanabilir.
Alternatif Medya Kaynakları: Ana akım medya dışında, bağımsız ve alternatif medya kaynaklarını takip etmek, daha geniş bir perspektif elde etmeye yardımcı olabilir. Bu, bilgi çeşitliliğini artırarak daha bilinçli kararlar alınmasını sağlar.
Eğitim ve Farkındalık: Medya okuryazarlığı eğitimleri, bireylerin medya içeriklerini eleştirel bir gözle değerlendirmelerine ve bilinçli tercihler yapmalarına katkı sağlayabilir. Aileler, çocuklarına bu konuda rehberlik ederek onların medya tüketim alışkanlıklarını şekillendirebilirler.
Topluluk ve Ağ Oluşturma: Benzer düşünen bireylerin bir araya geldiği topluluklar oluşturmak ve bilgi paylaşımı yapmak, sansürü aşmak ve alternatif bilgilere erişim sağlamak konusunda etkili olabilir.
Son olarak da, sansür ve otosansürün etkilerini en aza indirmek ve bireysel medya tüketimini etkin bir şekilde yönetmek için hem bireyler hem de aileler çeşitli stratejiler geliştirmelidir. Çünkü, bilinçli medya tüketimi, devlet ve hükümetlere bırakılamayacak kadar önemlidir ve kişilerin gündelik hayatını şekillendirmektedir.

Yorum bırakın