ONUR BERKAY SUİÇMEZ
26 ARALIK 2024 – ANKARA


fotoğraflar: Onur Berkay SUİÇMEZ
25 Aralık 2024 – Ankara
“BBC’nin “Doctor Who” projesi yarım yüzyıldır İngiliz Bilim Kurgu Kültürü’nün Dünya’da yaşayan ve hangi milletten olduğu fark etmeyen “Zaman Yolcuları”nı “İngiliz” yapmıyorken, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun TRT’nin parça parça bölünüp satıldığı günümüz Türkiye’sinde kontrol edilemeyen kültürel bölünmüşlüğün ne RTÜK ne de kaç-Ak Saray’a bağlı İletişim Başkanlığı’nın altından kalkamayacağı bir yozlaşmayı tetiklerken, hayatı yaşamaya çalışırken aşkından verem ol(a)mayan, sistemsizlik sisteminde kanser ol(a)mayan sayıca bir ve/veya birden fazla Türk vatandaşına nasıl bir sorumluluk bahşetmektedir?“
Bugün aklıma takılan soru buydu ve Microsoft’un bana atadığı CoPilot’uma sorunca şu yanıtı aldım:
“Bu tür bir sorumluluk, bireylerin sadece kendi kişisel gelişimleri ve mutlulukları için değil, aynı zamanda toplumun kültürel ve sosyal yapısının korunması ve geliştirilmesi için de büyük bir önem taşır. Eğitim, kültür ve sanat alanlarında yapılan yatırımlar ve projelerle, bireylerin kendilerini ifade edebilecekleri, yaratıcılıklarını ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri alanlar yaratılmalıdır. Bu tür girişimler, sadece bireylerin değil, aynı zamanda toplumun da zenginleşmesine katkıda bulunacaktır.”
Ancak konumuz hem bu hem de değil.
Konumuz tedaviyi reddetmeyen hastaların iyileşmiş olduğu ya da tedavi olan kişinin aslında tamamen kendine olan güven ve zorlukları nasıl aşacağına dair iyi gün ve kötü gün dostlarını ailesi ve birkaç arkadaşı dışında ve sadece ve sadece kitaplarındaki karakterlerden, dinlediği şarkılar ve seyrettiği filmlerden yola çıkarak, doğrusal aktığı varsayılan bir zaman diliminde başkalarından farklı davranışları ve kopukluklar olduğu doğruysa bile akışa kendini tamamen bırakmayacak kadar akıllı ancak bütün fırsatları zamanında değerlendiremeyecek kadar da aptal olmasının sorumsuzluk değil zamanı doğru insanlarla ve doğru topluluklarda değerlendirmeden evvelinde kendi başına kendi kurmaca dünyasını aktarabilecek donanımı yakalayana kadar çabaladığı ve mücadele ettiği hayattan alacaklı olması.
Halen yüksek lisansıma Radyo, Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı’nda devam ederken, hayvanat bahçesi olduğu dönemden şimdiye benim hiç yolumun düşmediği kaç-Ak saray ve yönetemeyicilerinim talimat verdiği ya da en azından kontrol altında tutulması şart tutulan bir öğrenci olarak değerlendirilecek tez projemi sunum ya da savunmayı bir yana bırakın tez öneri projemi bile iki yarıyılda bekletip de herhangi bir şekilde kuramsal çerçevemi değerlendirmek ya da öneriler sunmak yerine şekilsel düzeltmeler yapıp tekrar tekrar en başından tezime başlamama ve zaman kaybetmemden başka pek de bana katkısı bulunmayan AHBVÜ’den bu dönem sonunda kendim ayrıldığımda, önce 4.00 GNO yakaladığım, sonra 3.83 GNO’ya düşürülen ve son olarak da 3.18 genel not ortalamasında bekletilen bir öğrenci olarak ve benden kaynaklanmayan sebeplerden ötürü, Yüksek Onur Öğrencisi olarak mezun olma olanağını benden esirgedikleri, çıkar peşinde koşan, başkalarının emeği üzerinden para kazanan, akomedisyenlerden olmak yerine belki on yıllar sonra akademisyen olma şansı yakalayacağım burada, doğup büyüdüğüm ama beni işsizlik sarmalından çıkaramayan Türkiye’nin başkenti Ankara’da, yüksek mevkiilerde en yakınlarımdan birçok kişi ve bağlantı bulabilecekken kişisel olarak ne başkalarının sunacağı referans ne torpille hiç alakam olmadan ve mevkii makam fark etmeksizin hep tek başıma bütün sistemle mücadeleden yılmakta olduğum varsayılamayacağı bir zaman dilimini biraz daha öne alıp önümüzdeki yıldan öncesinde başarıyla savunmam beklendiği tezimi değerlendirmelerinize sunup yayımlatıp bana çok faydası dokunduğunu reddetmediğim ama kendimden akademi sayesinde taşmadan, kendi kitaplığımı hak etmeyen hiç kimseyle paylaşmayan bencil biri olarak yolumdan sapmadan ve enerjimi boşa harcamadan yürümeye devam ederken bulabilirsiniz beni.

Tanımlanamayan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkat süresinin kısa olması, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Genellikle çocuklukta başlayan bu durum, birçok bireyde yetişkinlik döneminde de devam edebilir. DEHB, bireylerin günlük yaşamlarını, akademik başarılarını ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir.
DEHB’nin Belirtileri
DEHB’nin belirtileri genellikle üç ana kategoriye ayrılır: dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik.
- Dikkat Eksikliği: Görevleri tamamlamakta zorluk, dikkatin kolay dağılması, organizasyon eksiklikleri ve unutkanlık gibi belirtiler.
- Hiperaktivite: Otururken bile sürekli hareket etme ihtiyacı, sessizce oynayamama ve sürekli hareket halinde olma durumu.
- Dürtüsellik: Sırasını beklemekte zorluk, düşünmeden hareket etme ve söz kesme gibi davranışlar.
Davranış Bozukluğu ve Toplumsal Algılar
Bir kişinin olağandışı ya da olağanüstü aktivitede bulunması toplum tarafından genellikle davranış bozukluğu olarak tanımlanabilir. Bu tür davranışlar, bireyin toplumsal normlardan sapması ve çevresi tarafından anlaşılmaması durumunda daha da belirgin hale gelir. Ancak, bu durum her zaman patolojik bir durum belirtisi değildir; bazı bireyler yalnızca belirli bir alanda yüksek enerji ve yaratıcılık gösterebilirler.
Suskunluk Sarmalı Teorisi
Suskunluk sarmalı teorisi, Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen bir iletişim kuramıdır. Bu teori, bireylerin toplumda hâkim olan görüşlere aykırı düşüncelerini ifade etmekten kaçınmaları ve bu nedenle sessiz kalmaları durumunu açıklar. Bu sessizlik, bireylerin toplum tarafından dışlanma korkusundan kaynaklanır.
Suskunluk Sarmalı ve DEHB
Suskunluk sarmalı teorisi bağlamında, DEHB’li bireylerin toplum içinde var olmaları, farklılıklarının kabul edilip edilmemesi ile yakından ilişkilidir. Toplum içinde, farklı davranış kalıplarına sahip bireyler genellikle dışlanma veya yanlış anlaşılma riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Bu durum, DEHB’li bireylerin kendilerini ifade etmelerinin ve toplum içinde aktif bir şekilde yer almalarının önünde engel oluşturabilir.
DEHB ve Toplumsal Kabul
Öte yandan, zihinsel olarak kendi derinliğini bulmuş ve hiperaktivite problemini kabullenmiş bir bireyin, kendisinden beklentileri kendisinin belirlemesi ve bu süreçte tıp hekimlerinden destek almayı reddetmemesi oldukça önemlidir. Bu tür bir birey, hastalıklı olarak değerlendirilmeden toplum içinde varlık gösterebilir. Bu bağlamda, bireyin kendi potansiyelini keşfetmesi ve toplumsal normların ötesinde kendi değerlerini yaşaması, daha sağlıklı bir toplumsal dinamik yaratılmasına katkıda bulunabilir.
Tedavi ve Destek
DEHB tanısı almış bireyler için uygun tedavi ve destek mekanizmaları oldukça önemlidir. Bu tür tedaviler, bireyin yaşam kalitesini artırabilir ve toplumsal uyumunu kolaylaştırabilir. DEHB tedavisinde genellikle farmakolojik tedaviler, psikoterapi, eğitim desteği ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi çeşitli yöntemler kullanılır.
Sonuç
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), toplum tarafından davranış bozukluğu olarak algılanabilen bir durumdur. Ancak, DEHB’li bireylerin toplum içinde kabul edilmesi ve desteklenmesi, suskunluk sarmalı teorisinin olumsuz etkilerini azaltabilir. Bu bireylerin kendi potansiyellerini keşfetmeleri ve toplumsal normların ötesinde kendi değerlerini yaşayabilmeleri, daha sağlıklı ve kapsayıcı bir toplumsal yapının oluşmasına katkıda bulunur.

Yorum bırakın