“Mühürlenmiş Zaman” ve “Düşünme Etiği” üstüne düşüncelerim


ONUR BERKAY SUİÇMEZ

08.01.2025 – ANKARA


21 Kasım'da doğan annemin bu yıl bir sonraki gün kutladığımız yaşgünü 
evvelinde TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Lokali'nde babam annem ve kardeşimi beklerken ben.

Fatmagül Berktay’ın, Metis Yayınları’ndan ilk defa 2021’de yayınlanan Düşünme Etiği kitabının “Dünyada Bir Yer Edinmek” başlıklı giriş bölümü, “Politik teori serbestliği” düşünme ile eylem arasında daha yakın bir ilişki kurulmasının mümkünlüğü üzerine düşüncelerle başlıyor. O’na göre, “politika teorisi”, akademik bir disiplin olduğu halde kişinin toplumsal ve siyasal adanmışlık duygularına ve pratiklerine karşılık verebilen bir alandır. (Berktay, 2021, s.11) İnsanlar etraflarındaki dünya üzerinde, kendileri ve başkaları üzerinde düşünürler ve yorumlar yapıp yargıda bulunurlar: dolayısıyla da kendini yorumlayan bir varlığı anlamak için kendi üzerinde düşünen ve kendini yorumlayabilen bir varlık olmak gerekir. Çünkü, kendini bilmek, başkalarını bilmenin ön koşuludur. (Berktay, 2021 s.12)

Politik teorinin değeri, doğrulanabilir öngörülerde veya kesinliği kendinden menkul yargılarda bulunmasında değil, yaşanılan ortak dünyada, dünyayı anlamaya çalışarak, değerlendirerek, yorumladığı siyasal yaşama anlamlı bir biçimde bilgi sağlamasındandır. (Berktay, 2021, s.12)

Eleştirel düşünme sadece bilgiye erişmekle ilgili bir şey değildir, aynı zamanda kamusal alanda ahlaki bir duruşu da öğrenmek ve öğretmektir. Zihnin nasıl gelişeceğini ve genişletileceğiyle ilgilenmenin yanında bu dünyada nasıl yaşanacağı, başkalarıyla nasıl etik bir ilişki kurulacağını da mesele edinir ve bu mesele dünyaya karşı sorumlulukla birlikte aydın cesaretine işaret eder. Politika teorisi bu bağlamda değerlendirildiğinde, her olay ve her durumun çoğul yorumları olabileceği ortadayken, bizlerin onlara ilişkin değerlerimizin, bakışımızın değişmesine de nedenler bulunabilir. Böylelikle yeni bağlar kurabilmek ve yeni başlangıçlar yapabilmek de mümkün olur. (Berktay, 2021, s.13)

Bu bölümde sorularına, “Zaten farklılıklarımız olmasaydı, hepimiz aynı olsaydık birbirimizle konuşmaya ve iletişmeye, yazmaya gerek olur muydu?” sorusuyla devam eden Berktay (2021, s.14) Hepimiz her nasılsa, aynı şekilde davranıp, aynı düşüncelerle yaşasak böyle bir durumun dünyayı nasıl bir çöle dönüştüreceğini tahayyül ederek, söz ve eylem üzerine kurulu politikaların gelişmesinin mümkünlüğünün olmayacağını ve totaliter rejimlerin neden en başta çoğulluğu ve farklılıkları baastırmaya çalıştıklarını daha kolay kavramanın mümkünlüğü üzerine düşüncelerini sunuyor.

  • Fatmagül Berktay (2021), Düşünme Etiği, editör: Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları. Istanbul.

Kendi zamanında, “Dünya Sineması” adına en büyük yönetmenlerinden değil biri ve hatta kendi ülkesinde bile yazıp yönettiği filmlerinin kısmen eleştirilerle boğulduğu kısmense otoriteyle mücadeleyle kitlesini bulması engellenen Andrey Tarkovsky’nin, Agora Kitaplığından Ocak 2008’de yayınlanan 3 . baskı Mühürlenmiş Zaman başlığındaki kitabında, giriş bölümünde ve başlangıçtan evvelinde Tarkovsky şöyle başlıyor kendini anlatmaya:

“Çalışma hayatım, uzun yıllar yeni bir filme başlamadan önce katlanmak zorunda olduğum , insana eziyet veren bekleyişlerle geçti hep. Çalışmalarımın amacı, sinemanın sanatının diğer sanatlardan ayırıan özellikler ve bu ayrımdan doğan sinemanın kendine özgü imkanları üzerinde düşünecek bolca vaktim oldu böylece.” (Tarkovsky, 2008, s.7) “Okuduklarım beni çok az tatmin etti: hatta tam tersine, bütün bu yazılar bende itiraz etme isteği uyandırdı. İtiraz etmeli ve sinema sanatının görevleri, amaçları ve sorunlarıyla ilgili kendi görüşlerimi savunmalıydım. (Tarkovsky, 2008, s.9) Kitabın sekizinci sayfasında kollarını ortada kavuşturmuş bir yazar-yönetmen olarak kendisinin çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktayken, 10-11. sayfalarında film piyasasını denetleyen siyasi komiserler ve kepazelikleri hakkındaki düşünceleri ve bilimler akademisi fizik enstitüsü çalışanlarından birinin filmlerine, filmlerinde bahsedilen ilgi alanlarına dair olumlu yorumlar yer alıyor.

Öyle ki, yine kendisi süreç ve sonuçlanmış filmleri üzerine düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Filmlerime kimsenin ihtiyaç duymadığı, kimsenin hiçbir şey anlamadığı o kadar çok başıma kakılmıştı ki, bu tür itiraflar adeta ruhumu ısıttı, yaptıklarıma anlam kazandırıp tuttuğum yolun rastlantı değil, doğru olduğuna inandırdı beni.” (Tarkovsky, 2008, s.13)

  • Andrey Tarkovsky (2008), Mühürlenmiş Zaman. çev. Füsun Ant. diz. Sibel Yurt. Agora Kitaplığı. Istanbul.

Meeting Andrei Tarkovsky: “Cinema Is A Mosaic Made Of Time” (Engl. Subs)


ben Hilal’le birlikteyken hazırladığım “Filmler ve Rüyalar” kitabına dair sinema notlarım – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından

Zaman – Mekan – İnsanla Fikir ve Düşünsel Sermayeye Dair – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından



Kişisel olarak artık değil fazla kitap okumak, film seyretmeye bile ortalama bir yabancı dizi bölümü kadar tahammül edebiliyorken şimdilerde. Hem okullu hem de alaylı bir sinemacı adayı olarak halen ve halen okumalarımla, yazılarımın bağlamlarında değerlendirilmesini siz değerli okuyucularımdan talep edip, saygı ve sevgilerle, sabahın ilk saatlerinde fazla zamanınızı almadan şöyle bir alıntı ya da son cümleyle bitiriyim bu yazımı da.

“Laf aramızda: İnsanlık sanatsal görüntü kadar bireyci olmayan başka hiçbir şey keşfedememiştir ve belki de insanlığın anlamı gerçekten de sanat eserleri yaratmada amaçsız ve bireyci olmayan sanatsal eylemlerde aranmalıdır. Belki de bu şekilde, bizlerin Tanrı’nın bir kopyası ya da replikası şeklinde yaratılmış olduğumuz fikri doğrulanmaktadır.” (Tarkovsky, 2008, s.200)



gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin