ONUR BERKAY SUİÇMEZ
17.04.2025 – ANKARA
AFSAD’ın kısa film seçkisini merakla beklerken, Elvankent e-spor merkezine randevu aldım, bugün sabaha. Çok fazla kendi kendime kaldığımda oyun oynayabiliyorum da film seyredemiyorum, seyredersem, çoğunlukla ya nostaljik bir seçimle ya da tamamını bitirmeden yarım bıraktığım pek çok “yeni” filmle başlayıp bitiyor günler…
Maç da seyredemiyorum, odaklanabildiğimde biraz, belki TS Özkan Sümer Futbol Akademisi U19 takımının Avrupa Şampiyonluğu yolunda yayınlanan maçları dışında 90 dakika tahammül edip tamamını bitirdiğim maçlar da çok nadirdir yani bugünlerde, anca özetler.
Film seçiyormuş ve eleştiriyi de tam yerine oturtuyormuş gibi olmasın da İrlanda bağımsızlarından “The Crow” adındaki filmi baya bi’ sevdim ve yorumum da ek bağlantıda, şöyle:
https://letterboxd.com/ob_suicmez/film/the-crow-2024/
Çocuklara önericek film aramıyorum şimdiki zamanda. Çünkü, yeni filmlerin çizgisi olsun, animesi olsun hep karanlık hep karanlık. Oysa farklı bi’ sinema yolculuğu 10 yıl öncesine kadar mümkündü bu ülkede hem seyircilik hem de yaratıcılık bağlamında.
Hiçbir şekilde kültürel hegemonyayı elinde bulunduramadığı gibi bulunduramayacak olan A.K.P. iktidarı sonrası farklı olduğunda durumlar ve değerlendirmeler ve değerlendirenler, zaman da hepimiz adına, daha verimli kullanılır hem sanat hem de spora dair diye düşünüyorum.
O zamana kadar, mümkünse, Türkçe dublaj versiyonuyla ve bilinçli bir şekilde tüketiniz önerimden başka önerme cümlem yok yeni medya türlerine dair, değerlendirmek kişisel ki bence sinema zaten başlı başına tek başına düşünsel bir serüvene adım attıktan sonra anlam kazanan kolektif bir sanat dalı.
vol 1. Kediler ve Köpekler
vol 2. Neşeli Ayaklar
nerden nereye bağladım ya da bağlayacağım bana kalsın bugünkü denememde de. Ancak, Duman’ın belki tek anlamlı gelen şarkısı “Köpekler”ken hâlen daha, bana;
Yolunu yeni ve yine köpeklerin gözlediği; ama, köpeklerden pek kolay şekilde ve görünmezlik pelerini takmadan da gizlenebilen bir sevdiğim var(dı).
Bende kedi tüyü alerjisi var mıdır, bilmediğim ama aşırı kedi tüyüne maruz kaldıktan sonra hırıltılı ciğer rahatsızlığı hissedip de kendiliğinden geçmesini beklediğim zamanlarda, habu 3 günlük dünyada benden uzaklaştı ve önünü alamadık da koptuk birbirimizden.
Neyse ki, ben uzaylı değilken ve insan gibi yaşamaya çalışıp da baya bir zamandır kendi kendime değerlendirirken vaktimi; bu kadar çok film seyredip okurken nasıl zaman ayırabildiğimi bilmezken oyun oynamaya, yine baya bir zamandır bilgisayarımın bana hizmet ettiği her zaman kendi oyun zamanımı da kendime ayırabildiğimde şükrediyorum.
Bakalım yeni gün(ler) ne getiricek ne götürücek…






bonus şarkı: Pikachu’dan armağan.

Yorum bırakın