l’shana tova ya da öz-türkçe’siyle musmutlu yıllar


ONUR BERKAY SUİÇMEZ

23 Eylül 2025 – Ankara


çok çok önce de demiştim.

birinci olduğumdan beri, hep birinci olmasam da, hatta bundan sonra hiç birinci olmasam da… 2.’yi, 3.’yü, 4.’yü, 5.’inciyi hiç tanımadım ve tanımam. onlar da beni tanıdığını sanıyorsa daha çok yanıltırım ve analarıyla ebelerini birbirlerine karıştırırlar her zamanki şekilde.

bugün de sıfırın birinci sayı olmasıyla başlayalım denememe. rakam olarak bir’in sayısal olarak ve öz değeriyle birlikte gündelik yaşamdaki davranışlarımız ve kullandığımız sosyal medya uygulamaları aracılığıyla gün içinde ne kadar çok sıfır ve bir’i kodladığımıza göre etki-tepki, karşılıklılık ve etkileşimlerle varlığımızı tescilliyoruz.

kurumsal olarak da maddi olarak da hiçbir kuruma bağlı olmadığım şimdiki zamanda (daha da süreceğe benziyor), ülkemin ekonomisini batıranların cahilliği ne yazık ki benim gün içinde yapacaklarımı ve yapamayacaklarımı etkileyebiliyor. buna karşın bugünler geri kaldığında da yüzyıl önce olduğu gibi, direniş meşalesinin fitilini ateşleyenlerle; o direnişin meşalesini tutanlar sayesinde; hâlen tek olan kırmızı üstüne beyaz bir hilal ve bir yıldızdan oluşan bayrağımızla, milli marşımız belirginleşmiş ve 100 yılı aşmış, atalarımızca kurtarılmış bir vatan üstünde yaşamaya çabalıyoruz.


OB_Suicmez on X
OB_Suicmez on X

maddi olarak bırakın nefes almayı, nefes aldırmamak için vatanını milletini sevmek için hiç de şart olmayan başkalarına vatan millet sakarya edebiyatını kısmen kürtlere kısmen de kurtlara yaptırıp, ABD kuklalığınca üzerimize oynamayı sürdüren “A.dını K. oyamadığım P. Arti” hükümeti ve “P. okumu K. emiren K. unduzlar” topluluğu, sıradan vatandaş olarak bizleri ne devlete ne de teröre güvenmeden, ne diplomasız bir hatip olarak cb makamının koltuk işgalcisine, ne de bursa’da bir adacıkta en iyi şartlarla ağırlanan terörörö başına itibar etmeden, normal yaşamak için kendimizi ve etrafımızı normal koşullar altında aydınlatarak yaşamamızı şart kılıyor bizlere.

nedeni de şöyledir diyebilirim ki: her kim haber kanallarını ne kadar boş laf ve safsatalarıyla işgal edip, kulaklarımızla beynimizi gereksiz bilgilerle dolduruyorsa; o kadar boka batıyor memleket.


suç işleri bakanı ve suç işleri bakanlığıyla bağıntısız ve bağlantısız olan bir tek ben kalmadımsa da, her sinir krizimde yine tek itiraz benden yükseliyor.

medyada görünür kalmaya ve görünür kılınmaya hiç ihtiyacım olmadığından; siyaset yapmıyorum. adalet olmadığından hukuktan bahsetmiyorum. kimseye haksız rol dağıtmadan ya da rol çalmadan yaşarken; çünkü, politika yapan hukuk adına çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla bağımsız çalışan insanlar çok şükür ki, hâlen varlar.

erdoğmuş’la aynı yastığa baş koyan adamcıkların sayısı arttıkça, toplumdaki topluluklarca kurulan masalardaki kelle sayısı azalıyor. niye derseniz, kalabalık kitleleri kendi yönlendirdikleri akıntıdaki bir balık çiftliğine üstüne olmiyan, insanlararası iletişime boş; hayvan işlerineyse dolu dolu bakanlar ve “M. imlenmiş İ. tlerle T. asmasızları” yanlış istihbârat peşinde; halkın, halk için, halkla beraber doğru bilgilendirilmesi için çalışan meslek grubu farketmeden çabalayan ama çalışmaları hem disiplinlerarası hem de pek çok paylaşımı okuyup özümseyip, sınırlı doktrinler dışındaki yeni bilgiyi şimdiki zaman ve şimdiki Türkiye’ye uyarladığında, geriye bizi kendi kendimize konuşuyormuşuz gibi gösterme çabasındaki kaç-ak saray’la onun altında bırakılan doğal bitki örtüsünün üzerine binâ edilen binâlarla hiç edilmiş Atatürk Orman Çiftliği arazisi ve eski hayvanat bahçesi duruyor kentimin veya kendimin hafızasında, hâlâ..

ben zamanında mühendis olmamayı kafama koyup da bireysel iletişimimi ve hayatımdaki görmek istediğim görüntüler ve sesleri kendim belirlemekte ısrarcı olup Sinema-Televizyon lisans eğitimimden mezun olmamın üstünden de yaklaşık 5 yıl olmuşken, bu yarıyılda bana karşı uygulanan ve hâlen daha resmi kağıt ve gerekçe bildirimi gelmeyen, yûksek lisans sürecinde tez aşamasında okulla ilişiğimin kesilmiş olması durumu da ister istemez daha özgür olmama yararken, kişi olarak daha bağımsız olduğum doğrultuda, sadece maddi olarak biraz daha rütbesiz ve biraz daha mevkiisiz ve hakları elinden alınmış şekilde hissetmeme neden olup, en azından bir süre daha aldığım ama veremediğim derslerle kişisel kitaplığımı kendime saklama olanağı yaratmış oldu.

onurberkaysuicmez on Instagram
onurberkaysuicmez on Instagram
bu da son olarak tarihte bugün (tb) yazdığım birkaç yıllık postlarımdan biri olarak burada da dursun.

bazı çocuklar binâ okur, okur, okur, bi’daha okur da, ben ne herkesim ne de hiç kimse, ben; benim sadece.

sevgiler ve saygılar.

Berkay.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin