AŞK DA ARKADAŞLIK DA İKİ KİŞİLİKTİR; YETERLİ ÇOĞUNLUK İÇİN KALABALIK ARAMAZ.


ONUR BERKAY SUİÇMEZ

04.12.2025 – ANKARA


Hayatta pasif bir şekilde sıradan bir yaşam sürmektense, zorluklara göğüs germek ve bazen başarısız olunsa da büyük zaferler elde etmeye çalışmak daha değerlidir. Gerçek başarı; mücadeleden kaçmayan, risk alan ve elde ettiği sonuçlardan anlam çıkarabilen insanlara aittir.

“Kendi külünden yeniden doğan şu masal kuşu Anka miti, hem ruhun ölümsüzlüğünün simgesidir hem de önümüzdeki yeni yılın.”

Bazen zihni boşaltıp, her yeni günde yeni gürültülerle dolmasından önce, kendi kendini formatlamasını bekleriz zihnimizin. Bu kısa anlarda, hayatın karmaşası ve sürekli değişen gündeminden arınmak, insanın içsel huzurunu bulması için bir fırsat sunar. Zihnin bu kendini yenileme süreci, aslında bireyin kendisiyle baş başa kalıp, önceki günün yüklerinden sıyrılarak yeni başlangıçlara açık hale gelmesini sağlar. Her günün başında zihnimizin tazelenmesi, karşılaşacağımız zorluklara ve fırsatlara daha hazırlıklı ve açık bir zihinle yaklaşmamıza yardımcı olur. Böylece, yaşadığımız her anı daha bilinçli ve anlamlı bir şekilde deneyimleyebiliriz.

Hepimiz, Dünya’da tekiz ve bilinçli/bilinçsiz eşimizi seçtiğimizde hayat ve önümüzdeki yıllar öncelikle birbirini karşılıklı sevebileceğini iddia eden çiftimiz kendini kandırmadan; mesleğini icra ediyorsa mesleğinin; yok mesleği yoksa da sanatını icra edip, birbirine ve birbirlerinin ailelerine ve olası gelecek şekli/tasviri olmadan bir nesil daha devam ettirmesi olası olan, ebeveynlikleri bir sonraki neslin önemli bir parçası olarak bir/birden fazla çocuk yetiştirmek, kişinin hem kendini yetiştirmesini sürekli ve sürdürülebilir hale dönüştürür, hem de yeni nesilden yeni nesil aydınlar yetişir.

Birey, aile ve toplum arasındaki döngü, Türk kültüründe köklü bir şekilde iç içe geçmiş bir yapıyı temsil eder. Bir birey, önce kendi gelişimini ve karakterini inşa eder; bu süreçte aile, temel değerlerin ve ahlaki ilkelerin aktarıldığı ilk toplumsal kurumdur. Aileden alınan eğitim ve görgü, bireyin topluma uyum sağlamasını kolaylaştırır. Bireyin gelişimi, ailesine ve çevresine olumlu katkılar sunar; aileler ise, toplumsal düzenin ve kültürel mirasın taşıyıcısı olarak, yeni nesillerin yetişmesinde kilit rol oynar.

Toplum ise, bireylerin ve ailelerin bir araya gelerek oluşturduğu geniş bir ağdır. Her birey ve aile, toplumun genel refahı ve kültürel zenginliği için birer yapıtaşıdır. Toplumun değerleri ve kuralları, aileler aracılığıyla bireylere aktarılır, böylece bir kuşaktan diğerine süreklilik sağlanır. Bu döngüde, bireyin kendini geliştirmesi, ailesinin güçlenmesine; güçlü aileler de toplumun daha sağlıklı ve dayanıklı olmasına vesile olur. Atasözünde olduğu gibi, “Ağaç yaşken eğilir”; bireyin küçük yaşta ailesinde aldığı eğitim, toplumun geleceğini şekillendirir.

Sonuç olarak, birey-aile-toplum döngüsü, her bir unsurun diğerini beslediği ve güçlendirdiği bir süreçtir. Bu döngüde, bireysel gelişim toplumsal ilerlemenin temelini oluştururken, toplumun sağladığı imkanlar da bireylerin ve ailelerin gelişimini destekler. Böylece, nesilden nesle aktarılan değerlerle, hem birey hem aile hem de toplum birlikte büyür ve olgunlaşır.


bonus şarkı + bonus olarak bir görsel.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin