başkalarını oynamaktan mı hoşlanıyoruz? yoksa, hayatı oyun gibi yaşamaktan mı? (ARŞİV)


ONUR BERKAY SUİÇMEZ

10.12.2025 – ANKARA



original music score: macroform – Night is Bright

Küreselleşme kavramı, tarihsel bağlamda ticaret yollarının genişlemesi, devletlerin ve imparatorlukların yayılması ile iletişim araçlarının gelişimi doğrultusunda şekillenmiştir. Özellikle 19. ve 20. yüzyılda hız kazanan bu süreç, farklı kültürler arasında etkileşimi ve ekonomik bütünleşmeyi olanaklı kılmıştır. Aydınlanma dönemi ile birlikte bilim ve teknik alanlarında yaşanan ilerlemeler, evrensel bir toplum tasarımının temellerini oluşturmuştur. Akıl ve sorgulama kültürünün ön plana çıkması, toplumsal düzenin evrensel ve rasyonel ilkelere dayandırılabileceği düşüncesini öne çıkarmıştır. Telgraf, sinema ve havacılık gibi teknolojik yenilikler, mekânsal sınırların aşılmasını sağlayarak küresel birlik idealini güçlendirmiştir. Bu teknolojiler, bilginin ve bireylerin hızlı şekilde hareket etmesini mümkün kılarken, ortak bir dünya vizyonunun gelişimine katkı sunmuştur. “İletişim yasası” gibi kavramlar, bilgi akışının ve toplumsal yönetimin temelini teşkil etmiştir. Söz konusu yeni yönetim ideolojileri, bireylerin ve toplumların aralarındaki etkileşimi düzenleyerek yönetim biçimlerinde köklü değişimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Masalların çocuklara değil, esasen yetişkinlere yönelik olduğunun vurgulanması, bu anlatıların derin toplumsal ve ahlaki mesajlar barındırmasından kaynaklanmaktadır. Masallar, toplumun değerlerini ve insan doğasını sorgulayan evrensel temalar içerirler. Masal ile ütopya arasındaki diyalektik ilişki, her iki anlatı türünün de alternatif ve ideal dünyalar kurma arzusundan beslenmektedir. Masallar, gerçek ile hayal arasındaki sınırları zorlayarak ütopya düşüncesinin temelini oluşturur. Masallar, hayal gücüyle inşa edilen alternatif dünyalar vasıtasıyla bireylere farklı bakış açıları kazandırır. Bu yönleriyle, gerçek dünyadaki sorunlara yaratıcı çözüm arayışlarına olanak sağlarlar. Masalların “çerçeve hikâye” yapısı, matematiksel bir anlatı sistemi sunarak olayların belirli bir düzen içerisinde aktarılmasına imkân tanır. Bu yapı, anlatının tutarlı ve mantıklı şekilde ilerlemesini mümkün kılar. Ütopya kavramı, tarihsel süreçte ideal toplum arayışları doğrultusunda ortaya çıkmış; zamanla çeşitli eleştirilerle dönüşüme uğramıştır. Modern dönemde ise ütopya düşüncesi, gerçekçi olmayan beklentiler nedeniyle kimi zaman çöküş yaşamıştır. Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojilerinin etkisiyle şekillenen dijital kuşak, oyun kavramını yalnızca bir eğlence aracı olmaktan çıkararak, toplumsal ve bireysel kimliklerin inşasında belirleyici bir alan hâline getirmiştir. Özellikle futbol ve futbol menajerlik oyunları gibi karakter odaklı dijital oyunlar, çocuklara ve gençlere başka bireylerin rollerini deneyimleme, farklı stratejiler geliştirme ve karmaşık sosyal ilişkiler içinde yer alma olanağı sunmaktadır. Bu bağlamda, “Hayatı bir oyun gibi mi yaşıyoruz, yoksa başkalarını oynamaktan mı hoşlanıyoruz?” sorusu, günümüz oyunlarının sunduğu temsil ve deneyim çeşitliliğiyle yakından ilişkilidir. Dijital oyunlar, bireylere kendi gerçekliklerinin ötesine geçerek alternatif kimlikler ve toplumsal roller inşa etme imkânı tanımaktadır. Bu süreçte oyuncular, seçtikleri karakterler aracılığıyla sanal dünyalarda kararlar almakta, başarı ya da başarısızlık gibi deneyimleri simüle etmekte ve bu ortamda kendilerine ait bir özdeşlik geliştirmektedir. Aynı zamanda, dijital oyunlar bireylere, karmaşık toplumsal yapıları ve ilişkisel dinamikleri kavrama noktasında pratik bir laboratuvar işlevi görmektedir. Özellikle menajerlik oyunlarında, takım yönetimi, stratejik planlama ve kaynak dağılımı gibi gerçek hayata dair önemli becerilerin deneyimlenmesi olanaklı hâle gelmektedir. Böylece oyuncular, sadece bireysel yeteneklerini değil, aynı zamanda iş birliği, liderlik ve problem çözme gibi kolektif yetkinliklerini de geliştirme fırsatı bulurlar. Sonuç olarak, dijital oyunlar aracılığıyla ortaya çıkan bu deneyim dünyası, hem gerçeklikten kaçış hem de oyunlaştırılmış bir yaşam pratiklerinin ifadesine dönüşmektedir. Bu durum, günümüz dijital kuşağının toplumsal yapının dinamiklerini yeniden üretmesine ve sorgulamasına olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, karakter odaklı oyunlar günümüz çocukları ve gençleri için, hem başkalarının rollerini deneyimleme hem de hayatı bir oyun olarak algılama eğilimlerini iç içe sunan çok katmanlı bir alan yaratmaktadır. Bu noktada, FIFA ve e-Football gibi popüler futbol oyunlarına mizahi bir gözle bakmadan geçemeyeceğim; çünkü her yeni sürümde “devrimsel değişiklikler” vaadiyle sundukları ufak güncellemeler, hepimizi gülümsetmeye devam ediyor. Football Manager serisinin ise önümüzdeki yıl olağanüstü bir dönüş yapması bekleniyor; bu konuya bir sonraki bölümde ayrıntılı değineceğim. Burada amacım, profesyonel oyunculardan ziyade, yalnızca oyun oynamanın keyfini çıkaran ve bu sanal evrenlerde gündelik hayatın stresini bir nebze olsun unutan oyun severlere seslenmek ve onların bakış açısından meseleyi değerlendirmek olacak.




gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin