ONUR BERKAY SUİÇMEZ
11.12.2025 – ANKARA
“Ne için hizmet ederim?” sorusunun içi dolu olduğunda, anlatının gücü de artar.
Amacım: Görevi, zamanı geldiğinde şeklen değil, özünden kavrayarak yerine getirmek.
Mesajım: Benim için askerlik, bir yükümlülükten öte, vicdanla bağ kurduğum bir sorumluluk olacaktır.
Tolstoy’un askerlik ve yurtseverlik üzerine perspektifi
Tolstoy, askerliği kör bir itaat değil, vicdanla sorgulanması gereken bir alan olarak görür. Ona göre savaş ve askerlik, milliyetçilik ve ekonomik çıkarlarla iç içe geçerek insanın ahlaki özünü zedeleyebilir. Bu bakış, senin uzun dönem hizmeti “parayla ikame edilemeyecek bir vicdani sorumluluk” olarak görmemize dayanak sağlar.
Tolstoy, savaşın köklerini yurtseverlik ve milliyetçilikte görür; bu duyguların körleştirici yönlerine dikkat çeker ve “Savaş ve Askerlik Üzerine” adlı derlemesinde militarizmin vicdan üzerindeki tahribatını sorgular. Onun çağrısı, kör sadakat yerine ahlaki sorumluluk ve bireysel vicdanın uyanışıdır. Bu eser Türkçede EPOS Yayınları tarafından yayımlanmış olup, odak noktası din, milliyetçilik ve askerliğin insanın ahlaki özüne etkileridir.
Tolstoy’un yaklaşımı, “barış”ı sadece savaşsızlık değil, insanın birbirine karşı sorumluluğunu yeniden düşünme daveti olarak görür. Bu bakış, hizmetin anlamını araçsal faydanın ötesine taşıyarak, vicdanla ölçülen bir görev anlayışını teşvik eder.
Uzun dönem zorunlu hizmetin anlamı
- Vicdani tutarlılık: Tolstoy’un eleştirisi, şekilci yurtseverliği değil, içten bir ahlakı savunur. Uzun dönem hizmet, “üstüne düşeni eksiksiz yapma” iradesiyle, vicdan ve vatandaşlık arasında tutarlılık kurar; görevden kaçınmamak, “bağlılık”ı gösterişten çıkarıp özüne taşır.
- Toplumsal dayanışma: Aynı koşullardan geçen gençler arasında güçlü bir ortak hafıza ve güven inşa eder. Bu bağlar, kriz anlarında sivil toplum reflekslerini güçlendirir; dayanıklılığın görünmez altyapısıdır.
- Kapasite ve yetkinlik: Uzun süre, disiplinin kalıcı alışkanlıklar hâline gelmesine, liderlik, koordinasyon ve stres altında karar alma gibi becerilerin yerleşmesine imkân tanır; bu beceriler hayatın geri kalanında da topluma değer katar.
- Eşitlik ilkesi: Görev yükünü adil paylaşma fikrini somutlaştırır. “Hizmet”in karşılığının para ile ikame edilmemesi, yurttaşlıkta eşitlik duygusunu diri tutar.
Bedelli askerlikten uzak durmamın gerekçeleri
- Görev–piyasa ayrımı: Bedelli, kamusal sorumluluğu finansal işlemle ikame edebilir. Tolstoy’un uyarıları, insanın ahlaki alanını ekonominin mantığına teslim etmenin tehlikelerini hatırlatır; “ödev”in ticarete dönüşmesi, anlamı aşındırır.
- Sembolik mesaj: “Zor olanı birlikte üstlenme” kültürünü zayıflatır. Uzun dönem hizmete talip olmak, gençliğin “yük paylaşımı” iradesini görünür kılar ve toplumsal güvene yatırım olur.
- Deneyim derinliği: Kısa ve işlemle kısaltılmış hizmet, disiplinin ve birlikte hareket etmenin kazandırdığı derin dönüşümü sınırlayabilir; uzun dönem, bu dönüşümün kök salmasına olanak tanır.
- Meşruiyet algısı: Bedellinin ücretinin sık artması, görevin anlamından çok mali koşullara odaklı bir algı üretir; hizmetin özü görünmezleşir. Uzun dönem tercih, “anlam”ı merkeze geri getirir.
Karşı argümanlar ve dengeli yaklaşım
- Ekonomik/kişisel koşullar: Herkesin yaşam koşulları farklıdır. Bedelli, bazıları için eğitim/sağlık/ailesel sebeplerle bir çıkış yolu olabilir. Ahlaki anlatıda bunu şeytanlaştırmadan, kendi seçiminin gerekçelerini “eşit yük” ve “vicdani tutarlılık” ekseninde netleştirmen daha ikna edici olur.
- Sistemsel kusurlar: Hizmetin uygulamasındaki sorunlar gerçek olabilir. Bunları kabul edip “eleştirel sadakat” çizgisini benimsemek (yani görevi yaparken daha iyi bir düzen için ses yükseltmek) anlatına güç katar.
- Barış hedefi: Tolstoy’un barış vurgusu, militarizmi değil, insan onurunu savunur. Uzun dönem hizmeti “barışı derinleştiren kapasite ve dayanışma” olarak konumlamak, saldırganlıkla arana ilkesel mesafe koyar.
Benim isteğim “kusursuz bir biçim” değil, özün anlaşılması.
Uzun dönem askerlik hizmetinin özü
- Vicdani tutarlılık: Görevi eksiksiz üstlenmek, “parayla satın alınamayacak” bir bağlılığı gösterir.
- Toplumsal bağ: Aynı süreçten geçen gençler arasında ortak bir hafıza ve dayanışma doğar.
- Beceri ve dönüşüm: Disiplin, dayanıklılık, kriz anında karar verme gibi kalıcı alışkanlıklar kazanılır.
- Eşitlik: Herkesin aynı yükü taşıması, yurttaşlıkta adalet duygusunu pekiştirir.

Yorum bırakın