neither Okan Buruk, nor Optik Başkan; one and only OB_Suicmez just say: “barış zamanında barıştan; savaş zamanındaysa savaştan kaçılmaz.”


ONUR BERKAY SUİÇMEZ

16.12.2025 – ANKARA


Toplumsal yapıları inceleyen bilimler, bireylerin davranışlarını ve kurumların işleyişini anlamaya yönelik sistematik bir çerçeve sağlar. Enerji kavramı ise doğadaki tüm fiziksel süreçlerin temel belirleyeni olarak, hem biyolojik yaşamın sürdürülmesinde hem de teknolojik ilerlemede kritik bir rol oynar. Maddenin en küçük yapıtaşı olan atom, çekirdek ve elektron düzeniyle evrenin işleyişine dair temel bilgileri sunar. Optik bilimi ise ışığın özelliklerini ve görme olayını açıklayarak hem bilimsel araştırmalarda hem de mühendislik uygulamalarında vazgeçilmez bir alan oluşturur.

Toplumbilim, enerji, atomun yapısı ve optik gibi başlıklar, hem sosyal hem de fen bilimlerinin temel taşlarını oluşturur. Toplumbilim bize insanların bir arada yaşama biçimlerini, toplum düzenini ve kültürel etkileşimleri anlamada rehberlik eder. Enerji ise doğadaki tüm süreçlerin hareket ettirici gücüdür; yaşamın devamı, teknolojinin gelişimi ve doğanın işleyişi enerji kavramıyla açıklanır. Atomun yapısı, maddenin en küçük birimlerini anlamamızı sağlarken optik, ışığın doğası ve görme olayını çözümlememize yardımcı olur. Bu başlıklar, farklı gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır.

Enerji, iş yapabilme kapasitesidir. Potansiyel enerji pozisyon ya da bulunduğu konumdan kaynaklı enerjiyken; cisimleri hareket ettirense kinetik enerjidir. Düşen bir elma potansiyel enerjisini yitirdiği ölçüde kinetik enerji kazanmıştır.

Toplumun ve insan davranışlarının incelenmesi, çok eski tarihlere dayanmaktadır. Önemli uygarlıkların tümündeki tüm düşünürler, insanlara birey olarak veya grup olarak neden öyle davrandıkları konularında sorular sormuşlardır. Toplum hakkındaki Batı Düşüncesi; Platon ve Aristo’dan başlayıp, Machiavelli, Russo, Hobbes ve Locke gibi büyük teorisyenlerin fikir ve düşünceleri tarafından büyük ölçüde etkilenmiştir. Bununla birlikte, toplumun modern anlamdaki etüdü, Aydınlanma ad verilen, 18.yüzyıldaki büyük entelektüel dönemi ve 18 ila 19. yüzyıldaki endüstriyel ve siyasi ve ekonomi tarafından birbirini etkileyen anahtar isimler Adam Smith, David Hume sayılabilir. Pozitif felsefe ya da pozitivizmin gelişmesiyle Auguste Comte, sosyal bilim terimini kullanarak diğer doğal bilimlerde olduğu gibi duyarlılık ve önceden kestirimle, toplumun da bilimsel bir disiplin olarak incelenebilmesine çaba harcamıştır.

Bir popülasyondaki genlerle varoluş amacının yaşamaya ve üremeye daha yetkin bazı organizmaların diğerlerine göre daha çok canlı üretmeleri nedeniyle değişmesi süreci doğal seçilim olarak tanımlanır. Doğal seçme, popülasyonun ve en sonunda da başarılı bireylerin taşıdığı genlere sahip türlerin genetik oluşumuyla sonuçlanır. Doğal seçmenin toplu etkisine örnek olarak bir kutup ayısının kalın kürkü ya da bir köstebeğin bahçe teli benzeri maddeleri algılamak için ön organlar gösterilebilir. Bu durum Darwin tarafından evrimi besliyen süreç olarak tanımlanmıştır. DNA ise canlıların oluşumunu, denetimini ve devamlılığını sağlamak için lazım olan ve kodlanmış kalıtsal bilgiyi içeren karmaşık yapılı çift sarmal şeklindeki moleküllerdir. Canlılar kalıtımsal özelliklerini bu karmaşık yapılı çift sarmal moleküllerin atom düzeyinde farklılaşmasından ötürü farklılaşırken; maddeyi oluşturan ve bir elementin kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük birimine atom denir.

Fizikçilerin, atomları direkt olarak görebilmeleri mümkün değilken, klasik atom maddelerinde çekirdeğin etrafında dönen, negatif yüklü; elektron adı verilen parçacıkları vardır. Proton ve Nötronlar (ortak olarak “nükleon” diye adlandırılırlar) kuark denilen daha küçük parçalardan oluşmuşlardır. Ama, elektronlar bölünemez mahiyettedirler. Buna göre, kuark ve elektronlar temel partiküller olarak adlandırılır. Bunun haricindeyse izole edilemeyen ve izolasyonu çok zor olan parçacıklardır. Bu parçacıklar bir şekilde diğerine geçebilir ve davranışlarını önceden tam olarak kestirebilmek mümkün değildir. Einstein dışındaki fizikçiler; en azından prensipte parçacıkların davranışlarının önceden tahmin edilemeyeceğini kabul etmekteyken buna örnek olarak da aynı andaki konum ve momentum örnek olarak değerlendirilebilir.

Sosyolojik perspektif, enerji kaynaklarının kullanım biçimlerinin toplumların gelişim düzeyini belirlediğini ortaya koyar. Enerjinin üretim ve tüketim süreçleri, doğrudan sosyal düzenin ve ekonomik yapının şekillenmesine etki eder. Bu noktada atom fiziği, enerji üretiminin mikroskobik düzeydeki temelini açıklayarak nükleer teknolojilerden kuantum uygulamalarına kadar geniş bir alanı kapsar. Optik ise hem teorik hem de pratik düzeyde, ışığın kırılması, yansıması ve dalga özellikleri üzerinden modern iletişim sistemlerinden tıbbi görüntüleme tekniklerine kadar çok sayıda yeniliğin önünü açar. Böylece sosyal bilimler ile doğa bilimleri arasında disiplinler arası bir bağ kurulmuş olur.

Dışardan net bir kuvvet etki etmedikçe, duran cisimler bu hallerini koruma eğilimdedir (Newton’un Hareket Yasası: Madde 1)

Bir cisme uygulanan net bir kuvvet, kuvvetle orantılı olarak ve onun momentumunda bir değişiklik yaratır. (Newton’un Hareket Yasası: Madde 2)

Eğer bir A cismi bir B cismine kuvvet uygularsa B de aynı şiddette ve ters yönde bir kuvveti A cismine uygular. (Newton’un Hareket Yasası: Madde 3)

Optik; kısaca ışık ve görüntünün bilimsel açıdan değerlendirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Işık dalgaları doğrusal dalgalardır. Ancak, Einstein bunların yer çekimi etkisiyle eğilebileceklerini göstermiştir. Geometrik açıdan optiğin konusuysa bir yüzeye çarpan ve bir kısmı yansıyan bir kısmı absorbe edilen ışık olaylarını incelemektir.

Toplumbilimde birey–toplum ilişkisi, enerji kaynaklarının kullanımıyla doğrudan bağlantılıdır; çünkü toplumların gelişim düzeyi enerjiye erişim ve onu verimli kullanma biçimleriyle şekillenir. Enerjinin kaynağına indiğimizde atomun yapısı karşımıza çıkar: çekirdek ve elektronların düzeni, nükleer enerji gibi büyük ölçekli uygulamalara kapı aralar. Öte yandan optik bilimi, hem günlük yaşamda (görme, mercekler, aynalar) hem de teknolojide (mikroskoplar, teleskoplar, fiber optik iletişim) kritik rol oynar. Böylece sosyal düzeni anlamak için toplumbilim, doğayı anlamak için enerji ve atom, teknolojiyi geliştirmek için optik birbirine bağlanır.

Sonuç olarak, toplumbilim insanların birlikte yaşama ve üretme biçimlerini açıklarken, enerji bu üretimin temel gücünü sağlar. Atomun yapısı, enerjinin kaynağını ve maddenin özünü anlamamıza yardımcı olur; optik ise ışığın bilgisini teknolojiye dönüştürerek hem bilimsel ilerlemeyi hem de günlük yaşamı kolaylaştırır. Bu dört başlık, farklı alanlara ait gibi görünse de aslında insanın hem kendisini hem de evreni anlamasında birbirini tamamlayan halkalar gibidir. Yazında bu bütünlüğü vurgulaman, konuların birbirine nasıl bağlandığını göstermen güçlü bir etki yaratacaktır.

Tekrar ve son olarak, toplumbilim insan topluluklarının örgütlenme biçimlerini ve sosyal ilişkilerin işleyişini açıklarken enerji bu düzenin devamlılığını sağlayan temel unsur olarak öne çıkar. Atomun yapısına dair bilgiler, maddenin en küçük ölçeklerdeki doğasını ve enerjinin kaynağını anlamamıza imkân verir. Optik bilimi ise ışığın özelliklerini teknolojiye dönüştürerek hem bilimsel ilerlemeyi hem de gündelik yaşamı destekler. Bu dört alan, birbirinden bağımsız görünse de insanın hem toplumsal düzeni hem de evrenin işleyişini kavrama çabasının tamamlayıcı boyutlarını temsil eder ve birlikte ele alındığında bütüncül bir bilgi ufku sunar.



gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin