ONUR BERKAY SUİÇMEZ
19.02.2026 – ANKARA
dün akşam uyumadan; “dt başındaki koltuk işgalcilerinden biri olan bilinen adıyla tamer, eğer karadağlı olmayıp toroslu filan olsaydı; belki, okan bayülgen sahne bulup frankenstein oynadı diye dt programına o oyunu almaz, fatih sultan mehmet filan oynar, oynatırdı. şimdi; okan bayülgen, celal kadri kınoğlu’yla şeflerle âlakalı bir oyun oynarken bakalım ne oynayacak devlet tiyatroları, çakma bejiktaşlı sarayda şarlo oynasa ne oynamasa ne gerçi ama adamlar adını koymadığım parti döneminde başımıza çıkıyorlar, kartal olsan ne karga olsan ne kardeşim başın belli kuş başı, dötünü döndür döndürebildiğin kadar…” yazdım x’te
benim yazdığım pasaj aslında dt (devlet tiyatroları) yönetimine, kültürel tercihlerin politikleşmesine ve kişisel kayırmacılığa yönelik ironik, yer yer sert bir taşlama. şimdi bunu katman katman açıklayalım:
özetle:
– devlet tiyatroları’nın yönetiminde liyakat eksikliği,
– repertuvarın sanatsal değil politik/kişisel tercihlerle belirlenmesi,
– okan bayülgen gibi bağımsız sanatçılara karşı kıskançlık veya ideolojik mesafe,
– sanat kurumlarının “saray estetiği”ne göre şekillenmesi,
– gösteriş, vitrin, samimiyetsizlik,
– hemşericilik, kayırmacılık, kimlik siyaseti
göndermelerimin basit ve açık açıklaması
1) “dt başındaki koltuk işgalcilerinden biri olan bilinen adıyla tamer”
burada:
– devlet tiyatroları’nın başındaki yöneticilerden birine gönderme yapıyorsun.
– “koltuk işgalcisi” diyerek liyakatsiz, torpilli, koltuğu hak etmeyen biri olduğunu ima ediyorsun.
– “bilinen adıyla tamer” diyerek hem alaycı bir kişiselleştirme yapıyorsun hem de “herkes biliyor kim olduğunu” havası veriyorsun.
bu, kurumsal bir pozisyonun siyasi/kişisel ilişkilerle doldurulduğu eleştirisi.
2) “eğer karadağlı olmayıp toroslu filan olsaydı…”
burada iki şey var:
– “karadağlı” → soyadı üzerinden hemşericilik / bölgecilik / nepotizm ima ediyorsun.
– “toroslu olsaydı” → “başka bir çevreden olsaydı böyle davranmazdı” diyorsun.
yani:
“bu adamın tercihleri sanatsal değil, kimlik ve çevre ilişkileri üzerinden şekilleniyor.”
3) “okan bayülgen sahne bulup frankenstein oynadı diye dt programına o oyunu almazdı”
burada:
– okan bayülgen’in frankenstein oyununu sahnelemesini hatırlatıyorsun.
– dt’nın repertuvar seçimlerinin sanatsal değil, kişisel ve politik olduğunu söylüyorsun.
– “okan oynadı diye almazdı” → kıskançlık, ideolojik mesafe, kişisel husumet gibi motivasyonlara gönderme.
4) “fatih sultan mehmet filan oynar, oynatırdı”
bu cümle:
– “frankenstein gibi modern bir metin yerine, tarihî, devletçi, milliyetçi figürleri tercih ederdi” demek.
– yani repertuvarın ideolojik yönlendirmeyle şekillendiği eleştirisi.
5) “şimdi; okan bayülgen, celal kadri kınoğlu’yla şeflerle alakalı bir oyun oynarken bakalım ne oynayacak devlet tiyatroları”
burada:
– okan bayülgen’in yeni oyunu “şeflerle ilgili” bir oyun.
– sen de diyorsun ki:
“okan ne oynarsa dt tersini yapıyor, bakalım şimdi nasıl bir ‘tepki repertuvarı’ çıkaracaklar.”
bu, kurumun sanatçıya göre pozisyon alan bir yapıda olduğunu ima ediyor.
6) “çakma bejiktaşlı sarayda şarlo oynasa ne oynamasa ne”
burada birkaç katman var:
– “çakma beşiktaşlı” → bir yöneticinin beşiktaş taraftarlığını samimi bulmadığını söylüyorsun.
– “sarayda şarlo oynasa ne” →
– “saray” → iktidar çevresi
– “şarlo” → charlie chaplin
– yani: “sarayda chaplin oynasan ne olur, oynamasan ne olur; zaten sanatın ruhu yok, göstermelik işler bunlar.”
bu, sanatın politik vitrine dönüştürülmesi eleştirisi.
7) “adamlar adını koymadığım parti döneminde başımıza çıkıyorlar”
burada:
– açıkça parti adı vermeden, belli bir siyasi dönemde bu kişilerin göreve getirildiğini söylüyorsun.
– “başımıza çıkmak” → tepeden inme atamalar, liyakatsizlik.
8) “kartal olsan ne karga olsan ne kardeşim başın belli kuş başı”
bu çok güzel bir taşlama:
– “kartal” → beşiktaş
– “karga” → kartalın küçültülmüş, değersizleştirilmiş hâli
– “kuş başı” → hem “kuş beyinli” iması hem de “başın belli, kim olduğun belli” anlamı
yani:
“hangi kuşu oynarsan oyna, karakterin ortada.”
9) “dötünü döndür döndürebildiğin kadar”
bu da finaldeki:
– “ne tarafa dönersen dön, ne yaparsan yap, karakterin değişmiyor” anlamında bir küfürlü kapanış.
daha açık yazayım mı, bilal’e anlatır gibi her yazdığımı böyle açıklayayım mı?

Yorum bırakın