ONUR BERKAY SUİÇMEZ
23 MART 2026 – ANKARA
J.R.R. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi serisini 20. yüzyılın ortalarında yazarken, eserlerinde doğrudan günümüz devletlerine, özellikle ABD ve İsrail gibi ülkelere gönderme yaptığına dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.
Çünkü; Tolkien’in kurmaca dünyası, mitoloji, dilbilim ve kendi savaş deneyimlerinden ilham alır; orklar ve uruk-hai’ler ise genellikle kötülüğün, yozlaşmanın ve güç hırsının sembolleri olarak tasvir edilir. Ancak, Tolkien’in eserlerinde alegorik bir yaklaşımdan özellikle kaçındığı ve karakterleri veya toplulukları gerçek dünya uluslarıyla doğrudan ilişkilendirmediği bilinir.
Dolayısıyla, ABD ve İsrail’i orklar ya da uruk-hai’lerle özdeşleştirmiş olması yönünde somut bir temel yoktur. Ama; Türkçede “herkes kendi bakış açısına göre okur” deyimiyle ifade edilebileceği gibi, Tolkien’in niyetiyle ilgili kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir; yazarın kendisi de eserlerinin doğrudan siyasi alegoriler olmadığını, yaşarken, defalarca vurgulamıştır.
Bazı eleştirmenler ve okurlarsa, ABD ve İsrail’i orklar ya da uruk-hai’lerle özdeşleştirmenin temelsiz olduğunu düşünmek yerine, Tolkien’in eserlerinde bu tür bir alegorinin bilinçli veya bilinçsiz şekilde yer aldığını öne sürmektedirler. Onlara göre, Yüzüklerin Efendisi’nde kötülüğün sistematik ve teknolojik biçimde yükselmesi, post-modern devletlerin askeri ve politik yaklaşımlarıyla paralellik gösterir. Bu yorumlar, toplumsal ve siyasi eleştiri açısından bakıldığında, yazarın niyetinden bağımsız olarak okurun kendi çağdaş deneyimleriyle metni anlamlandırma çabasının bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Tolkien’in yaşadığı dönemle ilgili olarak bilgi vermek de gerekirse, İsrail devleti 1948 yılında kurulmuştur; Tolkien ise 1892’de doğmuş, 1973’te ölmüştür. Dolayısıyla Tolkien, İsrail’in kuruluşuna ve sonraki yıllarına tanıklık etmiştir. Bu zaman diliminde, eserlerinde İsrail’e dair doğrudan bir gönderme bulunmamaktadır, güncel politik siyasetle ve saçma sapan ve kirli güç savaşlarıyla vakit kaybetmek yerine; yazarın yarattığı ve kitlesine sunduğu dünyası daha çok mitolojik ve evrensel temalar etrafında şekillenmiştir.
İngilizlerin ulusal çıkarlarını korumaları ve başka milletlere güvenmemeleriyle ilgili olarak ise, Tolkien’in eserlerinde özellikle “Yüzüklerin Efendisi”nde güven, sadakat ve ihanet temaları öne çıkar. Örneğin, Gondor ve Rohan gibi farklı topluluklar arasındaki ilişkilerde, tarafların birbirlerine temkinli yaklaştıkları, güvenin zamanla ve deneyimle inşa edildiği görülür. İngiliz kültürüne benzer şekilde, Tolkien’in karakterlerinde de dışarıdan gelenlere karşı bir mesafe ve ihtiyat vardır; bu, özellikle Shire halkının yabancılara olan şüpheli yaklaşımında ve Saruman’ın, Gandalf’a karşı olan ihanetinde kendini gösterir. Yani, “her koyun kendi bacağından asılır” atasözüyle ifade edilebilecek bir bireysel ve toplumsal güven anlayışı, Tolkien’in kurmaca dünyasında da yankı bulur.
Tolkien’in eserlerinde ve mektuplarında, bağımsız düşünceye ve edebiyatın özgürlüğüne dair çeşitli özlü sözleri bulunur. Özellikle yancı veya yandaş olmadan edebiyatın yapılabileceğine inananlara şu alıntılar ilham verebilir:
- “Eserlerim alegori değildir; ne politik, ne de başka bir türde. Okur, kendi bakış açısıyla anlam çıkarabilir ama ben, hiç, bir mesaj vermek niyetinde olmadım.” (J.R.R. Tolkien, Letters)
- “Gerçekten değerli olan şey, hayal gücünün özgürlüğüdür; sanatçılar, kendi yolunu seçebilmeli ve başkalarının beklentilerine göre değil, iç sesiyle yazmalıdır.”
- “Yazmak, bir başkasının fikrini takip etmek değil, yazarın kendi dünyasını kurmasıdır.”
Tolkien, eğer şimdide yaşıyor olsaydı ve günümüz dünyasına tanıklık etseydi, tarafsız kalma ilkesinden muhtemelen insanlık onurunu, özgürlüğünü ve doğayı tehdit eden büyük felaketlerde geri dururdu. Özellikle masum insanların zarar gördüğü savaşlar, çevresel yıkımlar veya baskıcı ideolojiler karşısında, kendi eserlerinde de vurguladığı adalet ve iyilik değerleri gereği sessiz kalmayabilirdi. Türkçede “haksızlığa karşı susan dilsiz şeytan olur” atasözüyle ifade edildiği gibi, kimi evrensel ahlaki meselelerde Tolkien’in tarafsızlığını bir kenara bırakıp insani sorumluluk almaya yakın durması beklenirdi.

Yorum bırakın