ONUR BERKAY SUİÇMEZ
02 NİSAN 2026 – ANKARA
Genel olarak bir kitapta ortalama 50.000 ile 100.000 sözcük olur; romanlar genellikle 80.000–120.000 sözcük civarında, kurgu dışı kitaplar ise 50.000–80.000 sözcük aralığında kalır. Ortalama değer ise yaklaşık 64.000 sözcük olarak kabul edilebilir. Örnek olarak, Türkçe’ye kazandırılmış halleriyle:
Hayvan Çiftliği (George Orwell): 29.966;
Mezbaha No. 5 (Kurt Vonnegut): 47.192;
Sineklerin Tanrısı (William Golding): 62.481;
Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley): 64.531;
Lolita (Vladimir Nabokov): 112.473 sözcükten oluşur.
Benim için günlük ya da haftalık blog tutmaksa, sadece sözcük biriktirmekten ibaret değil. Yılın ilk üç ayında 12 bin sözcük yazmak, kitap hacmiyle kıyaslandığında küçük görünebilir ama aslında başka bir derinliği var. Çünkü blog yazarken ben, anlık düşüncelerimi, yaşadığım deneyimleri ve içsel dönüşümlerimi doğrudan paylaşıyorum. Bu, halka hitap eden bir kitaptan farklı olarak daha canlı, daha akışkan ve daha içten bir bağ kurmamı sağlıyor.
Kitap yazmak çoğu zaman uzun soluklu bir yapı kurmayı, düşünceleri sistematik bir bütün halinde sunmayı gerektiriyor. Oysa blogda ben, düşüncelerimi taze haliyle, henüz katılaşmadan aktarıyorum. Bu da bana bir tür özgürlük veriyor: kendimi sürekli yeniden keşfetme, yazıyla kendimi sınama ve okurla doğrudan bir diyalog kurma özgürlüğü.
Dolayısıyla ben, blog yazmayı sadece bir kitap için hazırlık olarak değil, kendi sesimi bulmanın ve sürdürmenin bir yolu olarak görüyorum. Sözcüklerin sayısından çok, onların akışındaki samimiyet ve süreklilik bana daha derin bir anlam taşıyor.

Yorum bırakın