İçeriğe geç
gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından
ben Onur Berkay SUİÇMEZ
Akademik Özgeçmiş
Vimeo
Instagram
Henüz Çekimlerini Tamamlamadığım Senaryolarım
çektiklerimden eskimeyen fotoğraflar
Yanyana ve Eleele, Sevgililerime Adadığım Düşünceler
Twitter
üzerinde çalıştığım denemeler ve makalelerim
bizsiz/sizsiz/onsuz iletişim ve/veya sonsuz iletişim(sizlik)
08.01
galatasaray ya da istanbul’un herhangi bir semt takımı, 50 milyon maaş ödediği oyuncularla şampiyonlar ligi’nde herhangi bir şekilde başarılı olsun, o zaman türkiye’de oyniyan herhangi bir semt takımını hiç tutmamış trabzonsporlu bir ben olarak; madem eğitimimi vatandaşa aktaramıyorum der ve bu ülkeden yine kendi çabamla kısa vadede sinematografi çalışmalarım; uzun vadede film çalışmalarım için terk-i diyar eder, sonra canım sıkılınca geri dönerim.
05.01
önceki yıldan kalma, 4-4’lük zamansız müzik önerilerim
04.01
herkesin dinlediğine hiç kimse, hiç kimsenin dinlemediğineyse herkes karışamaz.
01.01
yeni yılda BERKAY > işsizlik = 0 = zero = null ya da başka bir deyişle yeni yılda sıfır işsizlik
30.12
ersun yanal’ın sıradan, ama, işte para bol diye işbilmezler yüzünden sadece cebini doldurup salladığı football manager’lik kariyeri sonrası RESMİ verilere göre ligin en erken ve GERÇEK şampiyonluğunun tanığı bir taraftar olmak ya da bir diğer deyişle 2022 şampiyonluğu senesi – sonsuzluk simgesi
29.12
toplumca ve hep beraber uyanmasınlar diye “sakla samanı, gelir zamanı” lafını çocuklara ögretmemiş bir üst neslin döneminde yaşadığımız sıkıntılar bitmeye henüz yaklaşmamışken…
29.12
“akıl olmayınca neylesin fikir? çalsın Abdurrahman, oynasın Bekir.”
27.12
neither Okan Buruk, nor Optik Başkan; one and only OB_Suicmez just say: “barış zamanında barıştan; savaş zamanındaysa savaştan kaçılmaz.”
16.12
bizum türküler, harbiden “attention deficit” midir? yoksa sanattan biraz olsun anladığı düşünülen herhangi birinin kendine dar gelen çapının dışına çıkma çabasından ibaret midir “attention deficiency” esprisi? birlikte bakalım.
15.12
Anadolu Topraklarında Doğmuş, Büyümüş, Bağımsız ve Özgür Bir Türkiye İçin Çabalayan Herhangi Bir Adamın Askerlik Üzerine Karşılaştırmalı Düşünceleri
11.12
başkalarını oynamaktan mı hoşlanıyoruz? yoksa, hayatı oyun gibi yaşamaktan mı? (ARŞİV)
10.12
Birinci Ulusal Kültür Kongresi – Demokrasi Kültürü ve Globalleşme
08.12
Trabzonspor’un “Paraya Karşı, Emeğin Savaşı” Mottosu ve İstanbul’un Üç Büyükleriyle Olan Rekabetinin Temelleri
07.12
“Taşacak Bu Deniz” olmasaydı n’olacaktı ha bu TRT’nin hali?
06.12
AŞK DA ARKADAŞLIK DA İKİ KİŞİLİKTİR; YETERLİ ÇOĞUNLUK İÇİN KALABALIK ARAMAZ.
05.12
türler arası ilişkiler ve etkileşimle; birbirinden öğrenmeyi tetikleyen bi’ sarmal olarak “The Wild Robot” filmi
04.12
bir aralık sabahından; günaydın.
01.12
belki de en güzel hayaldir özgür filistin ve tam bağımsız türkiye.
29.11
Başkaldırıyoruz!
28.11
ahir zaman aşklarından, sonsuzluğa; “cemre”ler sadece hava, su ve toprağa mı düşer? bilmiyorum.
23.11
zamane COVİD 19 pandemisini bile alaya alan, kendi kendini kendi kentine doğrudan tanıtan Trabzon usülü repçilerden bir kuple şarkı sözü ve tarihsel olarak hiçbir zaman kudurmayıp, kudurtan bir takım olarak Trabzonspor
23.11
özellikle, başkentte yaşarken; “eskiden sevdaluği korka korka yaparduk. Allah korurdi bizi; üç kaful bir atlarduk.”
22.11
dünüm beklendik ve çok güzeldi. gelecek yılki festivâle belki benden de bir kısa çıkar.
17.11
“Allégorie Citadine” (An Urban Allegory) Kısa Filmine Dair Kısa Bir Değerlendirme
16.11
haftalar sonra yeniden yazasım varsa bile, öncelikle; bilinen ve bilinmeyen marşlarımız eşliğinde haftanın son gününden sendromsuz bir pazartesi’ye daha hazırlık aşaması
16.11
ahlaksızlık ve kerizliklerin partisi dönemi hangi gün ve saat kaçta bitiyor? ona göre fazla fazla yaşayacağım da..
21.10
bilal’e anlatır gibi; şimdiki zamanda iletişim bilimleri..
20.10
ha’ydan gelen hu’ya döner ve/veya sıfırdan beş bin dokuz yüz seksen altı lira seksen dokuz kuruş’luk bir haftasonu
20.10
1 mayıs’lara ve 2 temmuz anmasına neden yıllardır katıldım, 10 ekim anmasına neden katılmadım sorusunu sorarsanız belki diye… yanıtım: duygusalım.
10.10
“yaşanacaksa yaşanacak” ve zamansızdık” parçaları özelinde 3-5 kadın 1 araya gelip de sanata sohbete spora karışsın, yoksa kocakarı veya karıkoca çok. hepimiz eşsizken hâlâ.
09.10
türk vatandaşı olarak paramız her gün değer kaybederken mücadelemi anlatan bir yazar olarak; borges değilim; ama, “borges olsaydım” da anlaşılabileceğimi sanmıyorum.
08.10
kalabalık kabalaştıkça; tenhâ sakin ve huzurlu hâle dönüşüyor.
05.10
bugünlerde; herkesin okumadan önce uyuduğu gazetelerde köşe yazarı olacağıma; herkesin uyanınca ya da uyumadan önce ilk okuduğu; ancak sistemsizlik sistemi yüzünden yüksek lisans tezini daha savunamamış bir akademik öğrenci ve yazar ve bununla birlikte de sinemacı adayı olmanın tadını çıkarıyorum
04.10
“manifest’i olmiyan kaybeder”
03.10
sağından uyananlarla solundan uyananlara; sağın gerçek meselesi nedir, solun gerçek meselesi nedir sorusu sorulamıyorsa bile benim yanıtım; ektedir ve akıbetimiz zaman ile netleşir.
01.10
bugün de iyi bir ailemin olmasının ve tek başınalıkla evde olmanın; kalabalıkta ve gürültü kirliliğinin rasgele bir parçası olmaktan çok daha iyi olmasının tadını çıkarıyorum.
29.09
zengin mahallelerinde özel eğitimli çocuklardan çok; özel olmayan ve eğitimsiz köpekler dolaşmaya başladıysa, biz ne yapalım? aklımızı peynir ekmekle mi yiyelim…
27.09
l’shana tova ya da öz-türkçe’siyle musmutlu yıllar
23.09
bugün de hem uykulu ve dengeli; hem de duygulu ve zindeyim.
21.09
ev nedir, neresidir, nasıldır ve nasıl olmalıdır?
21.09
diplomasız ibişlerin tarlasında, tertemiz ve yemyeşil kalmaya çabalayan çimenlere dâir düşüncelerim
15.09
futbol, dostluk; spor kardeşliktir. ama, son kez yar-ra-ğı-mı ye fener
12.09
yapay zekaya karşı, el emeği göz nuru…
10.09
atasözleri ve deyimlerle; terim ya da mecazi değil temel anlamdaki bazı saptamalarım
08.09
fotoğrafçıların neden daha “az” fotoğrafı olur?
02.09
biraz da futbol menajer 2025 niye çıkarılmadı diye türkiye’de de konuşsunlar diye, football manager 2026’yı beklerken; gerçeklerle, istatistikleri konuşturayım.
02.09
olm siz mal mısınız erdoğan’la düz doğan’ın peşine takıldınız, ben savunmacı ya da hukukçu değilim diye kaç kere söyledim. iletişimi telekominikasyon diye algılamaya devam ederken siz, ben iletişim bilimleri dersleri vermeye sessizce devam ediyorum.
02.09
20. yy’da yaşamadığımızın bilinciyle; şimdiki zamanda üzerinde bulunduğumuz topraklara ve hayata, yaşanan her büyük olayda ölmedik yaşıyoruz edâsıyla şükür edebilme fırsatı herkes için, her koşulda varken; Atatürk’ü anmayan, başarılarıyla ve ayakta olan tek gerçek Cumhuriyet’le gururlanmadan yabancılar aracılığıyla sahte destanlar uydurup halkın çoğunluğunu kandırırken, gerçek demokrasinin düşmanı olan iktidara; ve Atatürk ile silah arkadaşlarını hiç anlamayanlara; biraz daha sabır edilmemesi bizim içinde yaşadığımız tekillikte bütün halk nezdinde yankısını bulmuşken, ne zaman ve daha ne olay vukú bulacak da, yıllardır yürüten saraya kesilemeyen faturalar yüzünden, hâlâ; ampulü bulduğu varsayılan Edison’la zamanının paralı asker olarak çalıştırılan kameramanlarının değil, atıyorum; Ediz Hun’un Rutkay Aziz’in eserleri TRT’de tekrar vizyona alınacak?
29.08
alış-veriş aracısı amazon’la; dışarıya satılan blutv dışında halkın ürettiği “prime” videoların halkla özgürce paylaşılması için sosyal medya kullanmayı bilmeyenler için TRT’nin hırtlıktan kurtulması ve acilen kamulaştırılması hakkında medyalardan oluşan fikir beyanım
29.08
finduk zamanı sürmene – ğorğor’da futbol sohbetleri
27.08
megalomanyak megalopolis’ten (Istanbul) bağımsız; metropol’den (Trabzon), başkent’e (Ankara) dönüş.
23.08
haydi siz de biraz “john lennon” gençler.
22.08
yeni nesil sosyalizm ya da eski nesil barbarizm, gelecek de seçim de bizim.
19.08
tarkan, musti ve sezen aksu’dan başkasınca türkçe müzik yapılmıyor sanan türk halkına; trabzonspor marşı yapan yeni kuşak taraftarlar ve tribün mensupları
19.08
rüyâlarındaki aşıklara şarkılar yazdıran; tarifsiz zamanın yolcusu
17.08
memlekette arılar türlü türlü, bal türlü türlü; peki ya ayılar ve duygular(ı)?
16.08
iktidara ayrılan bitmiş ve nafile olan, ülkenin geleceği içinse kaybolmakta olan “zaman”ın; “namaz” ile birbirini artık tamamlayamamasına dair; vakitsiz ve nakitsiz bırakılmaya çalısılan farkındalığı yüksek gençliğimizin geleceği için, kaç-ak saraydan ve dolayısıyla ülkeden yollanmalarının farz oluşu hakkında bu tatilde çektiğim düşüncelerimin temsili olarak; kısaca fotoğraflarım.
13.08
finduk bahçesinde zaman…
11.08
Türkiye’de halktan birileri mi siyasetçidir, yoksa siyasetçiler sadece halktan öylesine birileri midir?
06.08
günümüz kulüp başkanlarının isimlerinden bağımsız bir şaka olarak günümüz türkiye futbolu
30.07
Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa
gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından
onur berkay suiçmez
E-postanızı yazın…
Abone ol
İçeriğe atla ↓
Abone Ol
Abone olunmuş
gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından
Diğer 32 aboneye katılın
Abone ol
WordPress.com hesabınız var mı?
Şimdi oturum açın.
gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından
Abone Ol
Abone olunmuş
Kaydolun
Giriş
Bu içeriği rapor et
Siteyi Okuyucu'da görüntüle
Abonelikleri Yönet
Bu şeridi gizle