Yönetmen Mia Hansen-Løve’ın Bergman Adası (2021) filmine dair nev-i şahsına münhasır bir bakış

Onur Berkay Suiçmez

Ankara

“İngiliz-Alman film yapımcısı bir çift, Ingmar Bergman’a esin kaynağı olan yere bir hac ziyaretinde, her biri gelecek filmlerinin senaryolarını yazmak için yaz tatili için Fårö’ye çekilir. Yaz ve senaryoları ilerledikçe, adanın vahşi manzarasının arka planında gerçeklik ve kurgu arasındaki çizgiler bulanıklaşmaya başlar.” (https://letterboxd.com/film/bergman-island-2021/

Bu dünya her türlü ve gözlemin ve deneyimin ötesindeki dünyadır. Tam da yaşamın olanaklılığıdır. Deleuze’e göre yaşamı dolaysız kavramaya en uygun kavramın “fark” olduğunu biliyoruz. Yaşam farkın kendisinden başka bir şey değildir. Başka bir ifadeyle, yaşam fark yaratma gücüdür. (Sütcü, 2021, s.21)

“Şeylerde ve kelimelerde kaldığımız sürece gördüklerimizi konuştuğumuzu ve konuştuklarımızı gördüğümüzü ve bu ikisinin birbirine bağlı olduğunu zannederiz: Bu, ampirik bir pratik düzeyinde kalmamız demektir. Ancak, kelimeleri ve şeyleri açar açmaz,sözceleri ve görünürlükleri keşfeder keşfetmez, konuşma ve görme ‘a priori’ olan daha yüksek düzeyde bir pratiğe taşınır…”[1]

Temsilin dünyasında felsefe ya da filozof, “zihnin zihin olarak, düşünürün düşünür olarak doğruyu istediğini, doğruyu sevdiğini veya arzuladığını, doğal olarak doğruyu aradığını varsayar. Düşünmenin iyi niyetini baştan kabul eder; bütün araştırmasını ‘önceden planlanmış bir karara’ dayandırır. Buradan da felsefenin yöntemi ortaya çıkar: Belirli bir bakış açısına göre hakikati arayış en doğal ve en kolay arayış gibi görünür […].”[2]

“Süre, boş mekana dair soyut bir mefhum ya da deneyime dayatılan sürekli bir çizgi gibi boş bir nitelik değildir. Süre her zaman, belirli bir beklenti niteliğini gerektirir; bu yüzden sadece, çeşitli yıllarda yaşanmış sürelere rastlarız. Beklenti sentezi, daha öte etmenleri de içerir. Çünkü zaman akarak geçer – bir an, bir başkası ortaya çıkmaksızın kaybolmaz.”[3]

Fransız filozof Henri-Louis Bergson’un bakış açısıyla yazılmış, Norgunk Yayınları’ndan basılmış Sinematografik İmge ya da Gerçekliğin Dolaysız Sunumu kitabından alıntılar yaparak 2021 yılında çekimleri tamamlanan ve farklı ülkelerde farklı zamanlarda sinemalarda gösterime girmiş girecek İsveçli yönetmen İngmar Bergman’ın adına ve anısına saygı duruşu niteliğinde olduğunu düşündüğüm Bergman Island filmini izlemeyi heyecanla bekliyorum.

“Süre özünde bellektir, bilinçtir, özgürlüktür. Süre, önce bellek olduğu için bilinç ve özgürlüktür. Ama belleğin sürenin kendisiyle bu özdeşliğini Bergson hep iki biçimde sunar: ‘geçmişin şimdide saklanması ve birikmesi.’”[4]

“Eğer gerçeklik gelip doğrudan doğruya duyularımıza, bilincimize çarpsaydı; nesnelerle ve kendi kendimizle doğrudan doğruya iletişim kurabilseydik, öyle sanıyorum ki sanata gerek kalmazdı ya da hepimiz sanatçı olurduk, çünkü ruhumuz o zaman hep doğa ile birlikte heyecanlanırdı; gözlerimiz belleğimizin yardımıyla uzamdan öykülenemez tablolar çıkarıp, onları zamanda saptar; bakışlarumız insan bedeninin canlı mermerinden yontulmuş, Antikçağ heykelleri kadar güzel parçalarını yollarda yakalar; biz de iç yaşamımızın hiç dinmeyen ezgisini, kimi zaman şen, kimiz zaman acıklı, ama hep özgün bir müzik olarak ruhlarımızın derinliklerinde duyardık. Bütün bunlar çevremizde, bütün bunlar içimizde; ne var ki yine de hiçbirini açık seçik olarak algolamıyoruz. Doğa ile bizim aramıza, nasıl diyeyim, kendimizle bilincimiz arasına bir perde gerilmiş; insanların çoğu için kalın bir perde, sanatçılar ve ozanlar için ince, sanki saydam bir perde.”[5]

Bergson’un açıkça ifade ettiği gibi, doğa ile aramızda bir perde söz konusudur. Bu perde zekanın etkisinde kalan bilincimizin eğiliminden kaynaklanmaktadır. “Sanatsal kavrayış” zekanın dışında bir kavrayışa işaret ettiğinden, bu perde sanatçılar için çok ince, hatta neredeyse saydamdır. (Sütcü, 2021, s.53)


[1] G. Deleuze, Foucault, Burcu Yalım – Emre Koyuncu (çev.) Norgunk, İstanbul, 2019 [2013], s.76-77

[2] G. Deleuze. Proust ve Göstergeler, Ayşe Meral (çev.), Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2004, s.99

[3] Goodchild, Deleuze & Guattari, Arzu Politikasına Giriş, s.51

[4] Deleuze, Bergsonculuk, s.91

[5] H. Bergson, Gülme. Komiğin Anlamı Üstüne Deneme, Çev. Yaşar Avunç, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2006[1996], s.80-81


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Yönetmen Mia Hansen-Løve’ın Bergman Adası (2021) filmine dair nev-i şahsına münhasır bir bakış” için bir cevap

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin