Yürümekten Aşınmayan Ayakkabılar ve Türk Spor Medyası

Onur Berkay SUİÇMEZ

ANKARA

 “Talihin iyiyse arkadaşın çok olur, ama bir bulutlandı mı havalar, kalırsın yapayalnız ortada.” deyişine karşı bu çalışmayı hazırlıyorum.

“BELIEVE (Scheinmann, 2013)” filminde efsane Manchester United teknik direktörü Matt Busby, Manchester United futbol takımındaki oyuncuları yok eden uçak kazasından kurtulduktan yıllar sonra, gelecek vaat eden bir çocuğu arkadaşlarını futbola kazandırmaya çalışır ve küçük suçlara bulaşmalarının önünde durur. Aile, takım ruhu ve futbol üzerine tasarlanmış kıyıda köşede keşfedilmeyi bekleyen, başarılı bir sinema eseri. Ödevime bu filmle başlamamın sebebi futbolun resmi olarak doğduğu topraklar Ingiltere diye biliniyor ve o zamanlar endüstriyel futbol bu kadar yaygın değildi. Yönetenler de seyreden de seyredilenler de işçi sınıfı ya da onların çocuklarıydı.

Bir topa vurularak oynanan oyunlar birçok kültürde görülebilir, ama Roma’nın, Eski Yunan’ın, Mısır’ın, Karayipler’in, Meksika’nın, Çin veya Japonya’nın futbolun anavatanı olma konusundaki tüm iddialarına rağmen, modern oyunun kökleri Orta Çağ Britanya’sının çete oyunundadır. (Wilson, 2017)

Yazıyı net okuyabilmek için beyaz tahtaya siyah, siyah tahtaya ise beyaz tebeşirle yazmak gerekiyor. Hal böyleyken siyah taşlarla oynayan aslında beyaz, beyaz taşların sahibi ise siyah modunda oluyor ve oyundaki başarı rakiplerin birbirlerini ne kadar iyi çözdüklerine endeksliyken, boşuna değil ki; galibiyet senin sunduğun ana devam yolunda rakibinin yaptığı tercihlere ne kadar vakıf olduğuna bağlı oluyor.

“Yeteneğim sadece biraz futbol oynamam ve ne istiyorsam onu yapmam anlamına geliyordu. Başkaları işe gidiyorum derken ben futbol oynamaya gittim. O açıdan şanslıydım yani. Hayatımda yaptığım diğer şeyler bu yüzden nazarımda daha önemli. Anlaşılamadığım çok oldu…

Ama olsun; Rembrandt ve van Gogh da anlaşılamamıştı. Öğreniyorsunuz sonunda: insanlar, siz dahi olana kadar rahat vermiyorlar.”

(Cruyff, 2020, s. 266)

Yüzyıllar öncesinde “Bilge insanlar konuşurlar çünkü söyleyecek bir şeyleri vardır.” diyen Platon (Eflatun)’u  herkes bilir de o zamanlardan iki asır sonra “Doğru bir azınlık yanlış bir çoğunluktan daha kalabalıktır diyen Trabzon’lu spor adamı Özkan Sümer’i pek çoğumuz bilmez.

“Hayat hikayenizi yazarken, bahanelerden, kaçışlardan, kandırmacalardan, yılgınlıklardan söz etmek zorunda kalıyorsanız muhtemelen hikayenizde önemli bir başarı yer almayacaktır. Çünkü başarılar zorluklara meydan okumakla başlar ve başarı; her türlü kayıpta acıdan güç kazanarak vuruşmayı sürdürenlerin ulaştığı bir sonuçtur”.

Özkan Sümer (Al, 2021, s. 29)

Ajax ve Hollanda ulusal takımında en başarılı futbolcular oynuyordu. Avrupa’da yüzyılın futbolcusu seçilmiş, Johan Cruyff adında bir futbol dâhisine sahiptiler. Benzer şekilde Trabzonspor da Özkan Sümer teknik direktörlüğünde, Liverpool ve Barcelona’yı yendiği zamanlarda; şimdiki zamanın teknik, taktik bilmeyen oyunu okuyamayan altyapı çalıştırıcıları, oyuncuları, hakemleri ve Istanbul merkezli TV yorumcularının vasatlıkları dışında; prese dayalı Total Futbol’u benimseyen Türkiye’deki bir numaralı takım Trabzonspor’du. Johan Cruyff da Özkan Sümer de; kanser nedeniyle hayatlarını yakın zaman aralıklarında kaybetti.

Türkiye’deki en başarılı takımların mücadele ettiği Birinci Lig, adının futbol dışı endüstrinin reklamlarıyla, sponsorluklarıyla kiraya veren şuanki adı Spor Toto Süper Lig’in yayın hakları 2001 yılında üç buçuk yıllığına; 465 milyon dolara Digiturk’e verilmiştir. Önceki yıllarda şifresiz, halktan herkesin seyredebildiği ve bu yayın haklarındaki değişiklikten sonra 3 büyük olarak tarif edilen Istanbul takımlarının seyirci sayılarının çoğunluk olmasından dolayı yayınlardan elde ettiği bütçelerinin artmasına, Anadolu takımlarınınsa bunlara oranla daha az kar etmesine sebep olmuştur.

“Haksızlığı hak gören ve haksızlığa destek veren bu anlayışın futbolda kirlenmeden öte kinlenme yaratmaması mümkün değildir.”

 (Al, 2021, s. 251)

Futboldan kazanılan paralar, çok büyük meblalara denk düştükten sonra, hemen hemen her kulübün adının ve/veya stadyumunun yanında Anonim Şirket ya da isim haklarını devrettiği sponsor firmaların adı yazmaya başladı.

Karl Marx’ın ünlü tezlerinden birisi kâr oranının düşme eğilimidir. Bunu Hiperego formülüyle anlatalım:

Yenilenmeyen yineleme boştur, yinelenmeyen yenileme kördür.

Evrensel teknolojik gelişmeler karşısında her sermayedar rekabet gücünü korumak için yapısal güncellemeler yapmak zorundadır:

1) Yinelenmeyen yenileme kördür: Sermaye organik bileşimini modernleştirmezse ekonomik yarışın dışına düşecektir.

Fakat bu güncellemeler sermayenin sömürülebilen kısmını (emek payı) daraltarak kâr oranını azaltabilir:

2) Yenilenmeyen yineleme boştur: Değişken sermaye (emek payı) azalırken sabit sermaye (makine, altyapı, vb.) artarsa kâr oranı düşebilir.

Postmodern sermaye, işçilerin kendini-kullandırma-dürtüsü ile beslenip körüklenen ideolojik bir makinedir. [1]Emek-gücü artık belli bir sermayenin değişken kısmı değil, özgeçmişlerde ifade bulan bireysel üretkenliği bildiren temel mecazdır (anlam yoğunlaşması), hep biraz daha istihdam edilebilir olma çabasıdır. Sistem de belli bir sermayenin sabit kısmı değil, hükümet kararnamelerinde cisimleşerek kader/yazgı statüsü edinen temel mecaz-ı mürseldir (aktarma, yer değiştirme, tayin, atama). Oligarşi ölçüsünde derinleşen eşitsizlik ise “odadaki fil”dir, yani onun farkına varmak çok kolaydır, biraz bakınmak, biraz düşünmek yeterlidir. Sermayenin sürekli postmodernleşerek mücadele ettiği inkâr oranının düşme eğilimi işte bu farkındalığın yayılımıdır. (Fidaner, 2022)

Prof. Dr. Kurtan Fişek ve Özkan Sümer 02 Mart 2010 tarihinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Futbolun Dünü Bugünü” adlı panelde konuşmacıyken; Fişek’in “Üç büyük kulübü Abdülhamit kurmuştur.” tanımlamasına Sümer’in verdiği “Trabzonspor, Cumhuriyet çocuğudur. Dört büyük kulüpten biri olmasının yanında, Anadolu’nun tek büyüğüdür. Trabzonspor’a büyüklük miras kalmamıştır, büyüklüğü kendisi yaratmıştır.” cevabı panele damgasını vurmuştur. (Al, 2021, s. 246)

Resmi tarihi, sanat, siyaset ve spor fark etmeksizin; kendi çıkarına düzenleyen 20 yıllık iktidara karşı; Hasan Al’ın yazdığı Kupa Başbakan’da adlı, Heyamola Yayınları tarafından 2012’de basılmış kitabındaki Özkan Sümer’in önsözünden başlayıp; neredeyse tamamen tek başına bırakılarak kelimeleriyle mücadele ettiği zamanlardaki cümlelerine tekrar tekrar bakmak durumunda arşiv taramalarıma devam ederken; Istanbul ve iktidar medyasının, Cumhuriyet değerleriyle alay eder şekilde bu davaları paraya dönüştürmüş kullanışlı köşe yazarlarının sorgulaması adına seçmeler yapmak şart oluyor çünkü aslında kimin kimin adına çalıştığı ve nerelerden ne kazandığı şeffaf olarak bilinmeyen, bağımsız medya dahi, bu zamanları, meşru olmayan iktidarın yazdığı tarihin karanlık sayfaları dışından okumaya cesaret edebilecek kimseye alet olmadan birey kalabilmiş kaç kişi var, bunun adına bu ödevi hazırlıyorum.  

“Hiçbir ulusal meselede uzlaşma sağlayamayan siyasetin; çok ‘başarılı’(!?) bir işbirliği ile şikeyi kapatma doğrultusunda müthiş bir beceri gösterdiğini söyleyebilirim. Siyasetin görevlendirdiği TFF, ‘şike sahaya yansımadı’ talimatına uygun olarak FB’nin şampiyonluğunu tescil etmiştir.”

“Futbolu cazip kılan, ilgi çekici yapan etkenlerden biri de sonuçların belirsizliği ve kestirilemez olmasıdır. Ülkemizde futbol, bir eğitim ve kültür temeli olmadığı içindir ki; aşırılıklar, aykırılıklar ve haksızlıklar kural olarak olmasa bile anlayış olarak etkili olabilecek bir zemin bulmuştur.”

“Büyük kulüp, haksızca kazanmayı hak gören kulüp değildir; büyük kulüp haksızlığa rağmen kazanma iradesine sahip olan kulüptür.”

(Al, 2021, s. 251)

Total futbol belki çok çok eskide kaldı. Şimdi Premier Lig, Avrupa kupaları, Şampiyonlar Ligi dahil, başarılı takımların oynadığı hakim futbolun bilimsel metotlarla eşleştiği nokta terimlerden birisi görelilik, oyun düzenleri ve oyuncuların dizilişleri, yayıncı kuruluşlar veya yayıncı kuruluş dışı spor kanallarının maçlardan bir hafta önce dahi bilinse de rakip takımların teknik direktörlerinin dünyaya bakışı, oyuna bakışı dışında herhangi biri adına anlam taşımıyor. Bilgisayar oyunlarında dahi takım formasyonları, verileri üç boyutlu olarak ekranlara çıkıyor ve standart yayıncılık anlayışı dışında sistem ne öngörüyorsa onu TV karşısındakilere aktaran kuruluşların, mesela HD yerine 4K, 8K çözünürlüklü daha pahalı kameralarla, daha yüksek ücretli elemanlarla çalışmak yerine; ortaokul çocuklarının dahi bilgisayar oyunlarından çıkarımlarda bulunduğu boyutlar dışında, futbol dahil ve harici, basketbol, tenis, voleybol, vb. spor müsabakalarında; tribünde her anın keyfini çıkaran seyircilerden biri sayılabilecek şekilde, evinde TV’den seyredenlerden herhangi birinin de birim zamandaki hareketin 3 boyutun ötesinde 4. boyutla seyirciye sunması daha önemli bir değerlendirme taşımaktadır. Teknoloji ve zaman o kadar hızla akıyor ki, eski zamanlardaki tribün kültürü dahi bilet fiyatları ya da televizyondaki reklamlar yüzünden keyif alınamaz halde. En gösterişli kamera mı en iyi fotoğrafı çekiyor? Karşısındakinin sesini duymak arzusundakiler mi, bir üst modeli satın almaya odaklananlar mı telefonu buldu? En pahalı bileti alan bir konserin tadını en çok çıkaran mıdır sorularını şimdilik sadece kendime sorabiliyorum?

Şampiyonlar Ligi’nin son şampiyonu Real Madrid olduğunda, o kadar normal bir olaydı ki takımları, maçın başlangıcı ertelenmesine rağmen kazanınca kutlamalarını yapıp kısaca evlerine dağıldı. Finalde kaybeden Liverpool daha kaybetmesinin dumanı tüterken başka bir kupa aldı ve başarılarını normal şekilde kutladı. 2002’de 7-8 yaşındayken, terliyken su içenlerden olmadan, yeşilliklerde kardeşim ve arkadaşlarımla futbol oynayıp evde ailemle Futbol A Milli Takım maçlarına bakarken futbolcu olma hayali kurarken, yorularak ama yıkılmadan eğitim-öğretim sisteminin çarkları arasında Sinema-TV üzerine okumalarımı, çalışmalarımı yönlendirme fırsatı yakalayabildiğimden kendimi şanslı hissediyorum.

Seyirci ya da fanatik olmadan, taraftar olmanın bilincinde, Türk Kadın Milli Voleybol takımı 2021 yazında kaybettiğinde bilgisayarımın başında onlarla birlikte sevindiğim maçları düşünüp, kaybedenin de kazanacağı zamanın elbet bir gün geleceğini, çocukluktan beri desteklediğim takım olan Trabzonspor’un 2022 Mayıs’ında şampiyonluğumuzun kesinleştiği maçta orada olarak zamanın değerini ailemle ve bireysel bir bilinçle, kolektif bir arada olma durumunu tekrar yaşamak adına; medyada bir dediği öbür dediğini tutmayan ekran yüzleriyle, kurgusal programlarla, dizayn -edilmeye çalışılan denilemez- edilen, gözetleme mekanizmalarının, tam olarak ne içinde ne dışında kalmaya çalışıyorum;

Zizek (1996;71) tarafından belirtildiği gibi Lacan’a göre “gerçeklik (olarak yaşadığımız),”kendinde şey” değildir, her zaman simgesel mekanizmalar aracılığıyla önceden simgeselleştirilmiş, kurulmuş ve yapılmıştır.” Özne önceden kurulu bu simgesel düzenin içinde kendini bulur ve bu simgesel mekanizmaları kullanarak dünyayı anlamlandırır, gerçekliği tanımlar. Lacan’a göre simgeselleştirme tam olarak hedefine ulaşamaz her zaman için başarısız olması söz konusudur, gerçekliğin bir kısmı bu nedenlesimgeselleştirilmemiş olarak kalır, simgesel anlamlandırmadan kaçar. Bu “gerçekliğinsimgeselleştirilmeden kalan kısmı” ise “hayali görüntüler (spectral apparition)” olarak geridöner. Ancak gerçek ne “hiçbir zaman doğrudan doğruya” kendisi ne de “doğru gibi asla tam, bütün değildir”, çünkü “kendisini ancak eksik-başarısız simgeselleştirme aracılığıyla sunar ve gerçeklikle gerçeği sonsuza dek ayıran boşlukta hayali görüntüler belirir. Bundan ötürü de gerçekliğin simgesel bir kurgu özelliği vardır: Spectre, simgesel olarak kurulan gerçeklikten kaçanı simgeleştirir.” (Zizek, 1996; 71,72)[2]

Kaynakça

Al, H. (2021). Kendini Yaratan Adam: Özkan Sümer. Istanbul: Heyamola Yayınları.

Alerli, D. H. (2018). Satranç Psikolojisi I. Istanbul: ChessCode.

Alerli, D. H. (2018). Satranç Psikolojisi II. Istanbul: ChessCode.

Aydın, O. (Yöneten). (2014). Yağmur: Kıyamet Çiçeği [Sinema Filmi].

Cruyff, J. (2020). My Turn. (A. Altınordu, Dü., & A. Sezgintüredi, Çev.) Istanbul, Bağcılar: Domingo.

Fidaner, I. B. (2022, Şubat 20). Sermaye ve Hiperego: İnkâr Oranının Düşme Eğilimi. Haziran 12, 2022 tarihinde https://yersizseyler.wordpress.com/2022/02/20/sermaye-ve-hiperego-inkar-oraninin-dusme-egilimi-isik-baris-fidaner/ adresinden alındı

Scheinmann, D. (Yöneten). (2013). Believe [Sinema Filmi].

Wilson, J. (2017). Inverting the Pyramid: The History of Football Tactics. Istanbul: Ithaki.


[1] “Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı” Colin Cremin

[2] Çoban, B. (2022, Haziran 12). Lacan: Aynalar Şövalyesi ya da Bilinçaltında Bir Seyyah. Academia: https://www.academia.edu/608782/Lacan_Aynalar_Sovalyesi_ya_da_Bilincaltinda_Bir_Seyyah adresinden alındı


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Yürümekten Aşınmayan Ayakkabılar ve Türk Spor Medyası” için 5 cevap

  1. […] Yürümekten Aşınmayan Ayakkabılar ve Türk Spor Medyası – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından (onurberkaysuicmez.wordpress.com) […]

    Beğen

  2. […] Yürümekten Aşınmayan Ayakkabılar ve Türk Spor Medyası Türkiye’de Spor Kültürü, Tekelleşen Medyanın Spor Endüstrisi ve Taraftarlığa Etkisi değer bilmez bir memlekette şehirlerarası otobüste, turşu bidonları arasında federasyona ve cumhurbaşkanlığına gönderilen şampiyonluk kupamız; arabistan’da oynanacak Türkiye Süper Kupası; iletişimden habersiz İletişim Başkanlığı; takımdan ve spordan habersiz Trabzonspor Başkanlığı ve üst-kültürden bağımsız RTÜK başkanlığı vb. üst kurulları altetmeye dair. Football Manager – Gözlemlenen Oyuncu Durumları (güncel) […]

    Beğen

Football Manager – Gözlemlenen Oyuncu Durumları – I – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin