yorulmak yok da yalnızlık zor

reklamsız medya artık neresinden bakarsak bakalım mümkün değil, üretimde bulunmayanlar tüketirken aslında mânen kimden referans aldığı, neye kime referans çıkardığını bilme aşamasını çoktan aşmalıydı. aşmış olan ya da aydınlanmışlardan kesmişsem selam sabahı, korunma amaçlıydı.

tanıdığım birileri ağlarken de, kahkaha atarken de, ay çocuk derken de, nar çocuk derken de, kavramsal düşünüp delirmeden kurgusuz ve çevrimiçi ne temsil ne de piyeste olmadığımız zamanlardan birinde, görürken görüldüğünün duyarken duyulduğunun bilincini kazandırmaya çalışıyorum.

okuyan benden, okumayan benden değil durumu yok. beş altı max. on bin basılan eserlerde kağıt parasını çıkaramayan yayıncılar varken az bulunan nadir kitapları okuyup bitirdiğimde, hiç intihâl yapmadan, atıflarla kendimin kaynaklarımın yeniden üretimine katkı koyabilme zamanları.

önceki hafta bal, süt, yumurta (yusuf üçlemesi) filmlerine baktım. yönetmeninin saraylılaşmasına rağmen yıllar aksa da oyuncuların düzeylerinden temsillerinden şaşmamasını olumlu buldum. saadet ışıl aksoy ve nejat işler bir, ötekinde erdal beşikçioğlu ve tek filmlik oyuncular.

teknolojiye sinema; spora menajerlik oyunlarından, sokaktan ve çimenlerden aşinayım da;
tek başıma kalmaya alıştığım zamandan bu yana ne çağrı beklediğim kaldı, ne de yalnız bıraktığım.

valla kaybedenler kulübü değil burası. kitap kahve kültürü bira kültürü kadar, saf aşk da şart.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin