Onur Berkay SUİÇMEZ
Kasım 2022
Merhaba, öncelikle değişen durumlarda ve değişmeyen durumlarda, yoktan var vardan yok edilemeyecek bir enerji kavramına baktığımızda; potansiyel enerji ve kinetik enerjiye bilimsel bakmanın şart olduğunu, birey olarak; konumum değiştiğinde de sevdiklerimi koruyup, kendimi koruduğumu bildirirken zamanında konuma Ankara-Eskişehir yazdığımda ironiyi anlamayanlara, Ankara çok eski bir şehir. Eskişehir Yolu da öyle de Melih gider Mansur gelir. benim olduğum yerde herhangi birine zarar verenin, ebesinin adını göresi gelir, diye birbaşlangıç yapayım öncelikle.

Fotoğraflayan: Onur Berkay Suiçmez – 06.11.2014 – Ankara – ODTÜ, çArşı.

Fotoğraflayan: Sahra Işıkdemir – Kasım 2015 – Ankara, ODTÜ,
Fotoğraftakiler: Onur Berkay Suiçmez ve Selen Aybirdi
Takımdan ayrı düz koşuya devam edip. iletişimi “telekominikasyon” zannedenlere karşı çıkarsız, kurumsal değil kuramsal temellerimi “feedback” ve “feedforward” (yansımalardan yankılara) teknik öğrenerek, sevdiğim ve benden vazgeçmeyenlerle satranç kültürü çalışmalarımı paylaşıyorum.
Okuyucu vs. okçu mücadelesinde, aslan olmayan kedilere, alın terinin bayrağı olan fırtına, ihtilal, efsaneler yaratmaya aday kızlara uşaklara selamlar.

2020 Bahar’ından bu yana değerlendirmeye aldığım 899 film seyretmişim, belki Anadolu’da İletişim Bilimleri Fakültesi’nde Sinema – TV okumaya başladığım 2015-2016 yılından bu yana, Kitap, Müzik ve Sinema, kültür adına bireysel olarak çalışırken, kendi yarattığım kütüphanemde ne varsa bana herhangi bir değer katmayan, dindar ve kindar nesle karşı mücadelemi tek başımayken planlamaya başlamıştım. Onlar Arap ve Ortadoğu’lu kardeşlerini beslerlerken…
Kilo vermek kolay değil çalışmak hem bedenen hem zihnen. tek başımayım, throw back diye başlattıkları akımlara katılmak lazım değil, bal yapmayan arı bal peşindeyken; iş bulmak, eş bulmak kolay da, karşılıklı anlayış sevgi şart. Önce tek başıma kalabilmeyi öğrenmeliydim biraz daha sabrediyorum.
Ben ortaokul lisedeyken yürüyerek ya da dolmuşla Ankara’da, kız peşinde koşarken TV’lerde şurdan bir kişi uzatır mısınız sorusuna para yerine adamla kadını elden ele taşıma ve şöfor amca kafam kapıya sıkıştı şakasına gülüyorlardı.
Voleybolcu Eczacıbaşı kızları yine Ankara’da maça çıkmadan biletimi aldım haftasonuna.
Sosyal Bilimlerle Fiziki Sosyete Arayışları projemi 13 Aralık’ta başvuru bitişinden önce bindirme montajımı ertelerken, Kökler ve Çimenler podcast denememi Anchor’dan hazırlayıp, Spotify’da paylaşmıştım. “Sight and Sound” intihâlsiz, telif sorunsuz düzenleyip, Sony Future Film Makers yarışmasına beklentisizce yollarım diye düşünüyorum.

Fotoğraflayan: Onur Berkay Suiçmez, 14.07.2017, Trabzon, Haldizen Yaylası
Aklınızda kusursuz bir düşünce sistemi yaratmadığımı ama bilinçli bir şekilde tamamlamak adına yüksek öğrenim devamlılığı şart değilse de pandemi aralığında; fark ettiğim bir şey de şöyle ki: Dünya Sinema Tarihi’nin aslen, Lumiere kardeşlerin birkaç basit video çekimiyle başladığı, ama elektriği bile değil sadece ampülü bulan Edison’a ve çalışma arkadaşlarına sinema tarihinde dahi başlangıç noktasının mal edilmeye çalışıldığı zamanlara benzer şekilde; Tesla’nın 21.yüzyılda var olan bir teknolojik araç değil de Edison zamanında yaşayan ve hakkı yenmiş bir bilim adamı olduğu bilinmezken; bizim memlekette de parayı, yakıtı olmadan çalıştıramadığımız Devrim Arabası tarihinden habersiz, ampul kafalıların, hiçbir değer üretimini kendileri yapmadan; başkalarının makine parçalarıyla ürettikleri arabayı yerli pazara, milyon liraları olmayan, normal halktan kimsenin binemeyeceği arabayla övünenler tarafından, Türk halkını düşürdükleri acınası ve sefil halden, kendi gemilerini batırmadan kurtulamayacaklarını bile bile, savrulan sıradan sayılamayacak, her insana doğuştan sahip olduğu, yaşama, barınma, seçme ve seçilme hakkı vb. temel haklar dahi unutturuluyor ki; televizyonun Türkiye’ye adım attığı zamanlara dair filmlere bakıldığında, hiç film seyretme şansına sahip olamayan bir Anadolu köylüsünün dahi bildiği bir replik olan “Peki, Zeki Müren de bizi görecek mi!?” kafasıyla hareket eden Saraylılar, teknolojik akıllı kutu, akıllı telefon, saat her ne varsa, tek tip manşet ve tek tip medya aktarmalarıyla, kendi karanlık düzeysizliklerini; rengarenk magazin ünlüleri ve siyah beyaz 3.sayfa ünlülerinin zengin olduğu, ama sanatsal bir şekilde sinema çalışmaları yapmaya çabalayan sinemacı adaylarına kendi dönemlerindeki yönetici kafaların “Kısa-Kes” adını koydukları festivallerle yarışma şansı sunmalarından dolayı teşekkür etmemizi bile bekliyor olabilirler.[1]

Fotoğraflayan: Onur Berkay Suiçmez,
Fotoğraftaki: Duygu Akbal, 24.07.2018, Eskişehir.
Saray soytarıları da lağım fareleri de sıkılmaya başladı biliyorum. Çünkü, ara ara fabl misali “Reality Creator” olma yolunda videogıraphır edasıyla değil sinematograf sıfatını hak etmeye çalışıp “marjinal değil orijinal” kendi küçük kalabalığımla büyüyorum. Onlar çalmadan çalışanlara aşina da değiller ki hiçbir zaman da aşina olabileceklerini zannetmiyorum.
Bombalar patlattıklarında herkesi, hayat eve sığar politikasına alet etmeye hazırlarlarken, HES’lerin yıllar önce bu ülkeye Karadeniz’i dizayn etmeye çabaladıkları, derelerin akışına müdahale edip, set çektiklerine bilemeyenlere ben yaklaşık bir yıldır bu blogda yazıyorsam da beni tanıyanlar ne zamandır birikimsel ve kümülatif bir çerçeveye sahip olduğumu ve bilmeden atıp tutanlara, bayrağısın alın terinin diyen takımın taraftarı ve bireysel olarak da çıkarsız çalışmalarla takip ettiğim beni takip eden millete ayna tuttuğumu bilirler. Pandemiyi patlattıklarında, sokakları, köşe başlarında mahalle bakkallarının, muhtarlarının olduğu zamanlardan şaşırtıp, en elit mahallelere dahi mahalle polisleri, hurdacı ve şarlatan kapıcıları yerleştirip bizleri kontrol altında tutabileceklerini zannetmeye devam ettiler.

Fotoğraftaki: Onur Berkay Suiçmez, 29.10.2018. Bodrum. Virazon Teknesi, 1 Yıldız Dalıcı Brovesi almadan
Bizse 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, Deniz’lere aşina, tuzlu suyla ağzımızı çalkalayıp, meyveli maden suyuyla ağzımızı tatlandırarak, ne yaparlarsa yapsın kirletemedikleri kirletemeyecekleri denizlere yol almaya, yeşil paralarıyla yaptıkları yeşil sermayeli yollarına karşı, demiryolunda karayollarında ve büyük şehirlerde yaya veya arabayla yolculuk etsek dahi büyüdüğümüz patikaları her zaman keşfetmeyi sürdürüp sosyalleşip, sermayeleri varsa dahi, hakkımızı yiyenlere karşı, Araplıklarından köylülüklerinden kurtulamayacakları zamanlara tek başımıza, adım adım, aklımızı kiraya vermeden çalışmaya devam ediyoruz.

Fotoğraflayan: Koray Emre Tosun, Fotoğraftaki:Onur Berkay Suiçmez, 26.07.2021, Trabzon, Sürmene.
[1] onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/11/10/sempati-empati-sentezi/
Bal Porsukları Partisi, Ankara’nın Kaybolan Dereleri, Porsuk Çayı Köprüleri, Tüketim ve Semboller üzerine bir deneme | gündüzleri geceymiş gibi için bir cevap yazın Cevabı iptal et