“Ey ahlaksız gülüşleriyle satrancı küçümsemeye kalkan kişi, bilesin ki bu oyun bir ilme benzer, umutsuzlara teselli veren, delikanlı aşıklara sakinlik kazandıran, askerlere ölümcül tehlikelere aldırış etmeden savaş ilmini öğreten ve bu ilim içimizde her ne kadar muhabbet edecek arkadaş arzulamış olsak da yalnızlığımızın sonsuz derinliklerinde verilir bize.”
Ibn al Muaz (861-908)
Onlar ki; insan eliyle, kuvvetiyle ama kesinlikle akıllarla değil, nato kafa nato mermer kıt beyinleriyle; denizlerden binlerce hektar toprak çalmış, yolsuzlukla yollar yapmışlardır…
“Hayatı ne zaman düzenlemeye başlayacaksınız? Erkek ya da dişi, hayata olan borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz?” diye soran da; Finlandiya’nın dünyanın en başarılı eğitim devrimini ve süreklilikle sosyal demokrasiyi taçlandırması hikayesinin en çok okunan kitaplarından Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde kitabının yazarı Petrov. Yaşarken, Atatürk’ün de Fin Kültür Devrimi’nden etkileyip, ülkemizdeki Cumhuriyet’i inkılap ve devrimlerle taçlandırırken, okuma-yazma bilen azınlığa okumayı yaygınlaştırma amaçla bir araç olan kitaplardan.
Tarih bize bazı ülkelerin kaderlerinin nasıl acınacak hale geldiğini gösterdiği gibi, bazı ülkelerin de, eğitimli olmak ve iki ayaklı hayvanlara veya uslu karıncaya dönüşmemek için nasıl savaşıp, hayatlarını sağlam temeller üzerine inşa ettiklerini gösteriyor, gösterecektir. [1]
Büyük bir balık, küçük bir balığı yiyemiyor, ama hızlı balık yavaş olanı yutuyor.
Satranç, hayatı liyakatla sürdürmeye yetecek maddi altyapı oluşturmaya yetmiyorsa fikri, zihni ve fiziksel tükenmişliğe neden oluyor. (Satranç Psikolojisi 269, Chess.Code)
“Ülkenin bütün bilinçli güçleri halkın iyiliği için durmadan çalışmalıdır, halk cehalet ve fakirlik içinde.”[2]
Son yıllarda açlık sanatçılarına olan ilgi epey azaldı. Eski yıllarda kişinin tek başına böyle büyük gösteriler düzenlenmesi iyi kazanç sağlardı ama; günümüzde böyle bir işe kalkışmak akıllı adam işi değil.[3]
Etikçiler çevreyle alakalı iki değer tanımlar: Birincisi, bir canlının veya doğa yapıtın bize faydası olduğu için bir değeri olmasıdır. Örneğin, meyvesini yediğimiz bir ağaç veya yününü kullandığımız bir koyun. Öte yandan, bir varlığın biz insanlara özgü bir değeri olmasıdır. Bir yaban çiçeği veya eti yenmeyen bir kuş bu kategoridedir. Birinci değerlendirme ekonomik çıkarlara dayanır öteki değerlendirmeyse, bitki ve doğal yapıtların kendisine özgü değerinin karşılığını bulmasıdır. Bu noktada Rousseau’nun “doğaya dönün” çağrısı ve bununla “-vahşi, ya da doğal- doğayla baş başa yaşayan insanlar iyi ve fena diye bir şey bilmezler, fakat özgür olmaları, duygularının barış yanlısı olması, günah diye bir şey bilmemeleri onların fenalık yapmalarını önler.” (Rousseau, 1984)[4]
Bilimsel buluşların nasıl ve nerede kullanılacağının etik boyutları da antik çağlardan bu yana önemini koruyan konulardandır. (Tont, 1997)
Etik, büyük ölçüde ve merkezi olarak, ahlaki eğitim üzerine yazılmış ve yüzyıllar önce çalışılmaya başlanmış bir tezdir. Özellikle örgütlü toplumda doğru yaşam amaçlı, bir insanı iyi vatandaş yapan, nasıl yaratabileceği, nasıl gelişebileceği ve karşıt zorlukların nasıl önlenebileceğini tartışır.[5] (Aristoteles, 2020)
Aristoteles, Etikler’i ortaya koyduğunda, başlangıç noktası olarak; karakter üretiminin bireysel veya devlet eyleminin başlangıç ya da sonu sayılamayacağını baştan belirterek, basitçe; devlet tarafınca, izolasyondaki bireyin temel hak ve özgürlüklerini, bireysel şartların güvence altına alınmasıyla vatandaşların özlük haklarını korurken, eylem alanlarını daraltmadan toplumsal hayatın düzenlenmesini amaçlar.
Eylem alanlarında özgür ve yapıcı olması amaçlanan bilgi, tüketici formunda büyük devlet adamları dışında, halkın yasalar dahilinde mesleki çalışmalar dahilinde ve gündelik hayatı belirleyen politik koşulları denetleyecek şekilde, halkın huzur ve refahını eşitlik esasında mümkün hâle dönüştürmeyi amaçlar. Etik hem bu noktaları takdir edecek kadar ortalama düzeyde bir eğitime sahip hem de olumlu ya da olumsuz alışkanlıklarıyla, sağlam bir temele sahip olduğu düşünülen öğrencilere yöneliktir. Başkalarınca kâr amacı düşünülüp gözardı edilebilmektedir.[6] (Suiçmez, 2022)
Başarı ve başarısızlığı besleyip belirleyen ana faktör belirli güçlerin kazanılmasıdır. Hannah Arendt karanlık zamanlarda aydınları tasfir ederken şöyle bir açıklamada bulunur:
“etkili bir kültürel temsil politikası olmadan yalnızca siyasal oluşumlar ve ekonomik programlarla dünyayı değiştirmek olanaksızdır.” (Arendt, 2022)[7]


Solun popüler kültüre duyduğu geleneksel güvensizliğin üstesinden gelinmesi gerektiği öne sürülürken en az politik görünen korku ve gözlemleri bile politik anlamıyla okuyoruz.
Polisin yükselen mutlak gücünün ordunun eski gücünü geride bıraktığı modern polis devletlerini ve totaliter hükümetlere ilişkin deneyimlerimiz apolitik hayat karşısında iyimserliğimizi korumaya müsait değiliz. Çünkü; Şimdiki zamanın beslendiği bu düşünme tarzı, tarihsel arka planından yoksun bırakılmadan, düşünce fragmanlarıyla çalışır (Arendt, 2022) ve “hiç kimse kendi ülkesinin vatandaşı olduğu şekilde dünya vatandaşı olamaz.” diye eklerken “bir ülkenin tarihindeki en ufak bir olay bile herhangi bir diğerinin tarihinde kenarda ve kıyıda bir rastlantı olarak kalamaz.” (Arendt, 2022)
Genişletilmiş etik düzeninin temelinde, 18. Yüzyıl İngiliz filozofu Jeremy Bentham’ın Utilitarian adı altında bilinen etik teorisi yatar. Bentham’a göre iyi ve fena, mutluluk veya acı çekmekle alakalıdır. Eğer bir davranış bir canlıyı mutlu ediyorsa doğru, acı çektiriyorsa yanlıştır. Bentham, Aristoteles’ten bu yana insanlarla hayvanlar arasında en büyük ayrılığın mantıklı düşünme olduğunu kabul etmemiş, herhangi bir hayvanın çoğu durumda çok daha rasyonel davranabileceğini öne sürmüştür. Her durumda, hakların sadece bu rasyonellik kriterine göre dağıtılması, Bentham’a bakarsak, zaten yanlıştır. Önemli olan hayvanların rasyonel davranıp davranamadıkları değil, acı çekip çekmemeleridir. O zaman, sinir sistemi olan her yaratık bu etik düzeninin kapsamındadır. İnsanların yaptıkları büyük hataların başında tür ırkçılığı vardır. Nasıl bazı toplumlarda, tarih koşulları değiştiğinde ön plana çıkan ırkçılık kötüyse, hayvanlara karşı yaptığımız tür ırkçılığı da aynı şekilde kötüdür.[8] (Tont, 1997)
Kısaca bitirecek olursam, son olarak; görüldüğü gibi, en büyük problemlerden biri de etik kuralların ve bu kuralları dışlayan bu düzenin kapsamına kimlerin alınıp kimlerin alınmayacağı ve en önemli noktalardan sonuncusu da yeni bir etik, dünya düzeni üzerinde nasıl fikir birliği sağlanabileceği ve bu düzenin insanlığın ortak mirasının ve Dünya’daki düzenin gelişmesiyle geleceğimizi nasıl etkileyeceğidir.
“Ama insanın aklı vardır; yorulmak bilmez; deneyim ve araştırma sonucunda ilkel düşmana karşı savunma yolları bulur ve böylece sürekli devinen kıyıyı durdurmaya çalışır. Oranın insanları, çok eski zamanlardan beri doğa güçlerinin hiç hesaba sığmayan ani saldırılarından korunmak amaçlı birtakım önlemlere başvurmuşlardır.”[9]
“Ve siz yine ülkenizin yaşam tarzına bakıyorsunuz ven çöküntüleri, açıkları, genel buhranı, dev halka yakışmayan uyuşuk işleri görüyorsunuz… ve yüksek sesle diyorsunuz ki;
< Sabah oldu, hadi iş başına! Öğrenmek gerek, Öğretmek gerek. Daha fazla insanı çalıştırmak gerek. İş çok ama çalışan eller az. Yeni güçler çağırın, iş başına. >
Parayı veren düdüğü çalıyor. Çokluktan hayır çıkmaz da, kaliteli azınlık varsa, kibrit alevinde fenerden daha aydınlık gölgelerle ışıklandırmada, nerede acaba?
Kaynakça
Arendt, H. (2022). Men in Dark Times (Birinci Baskı b.). (T. Bora, Dü., I. Ilgar, D. Öktem, F. Sarıcı, G. Sorguç, Ö. Soysal, & S. Yılmaz, Çev.) Istanbul; Iletışim.
Aristoteles. (2020). Etikler (Birinci Basım b.). (E. Altunel, Dü., & K. Altundal, Çev.) Ankara, Çankaya: Gece Kitaplığı.
Suiçmez, O. B. (2022, 11 14). Medya ve Etik. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/11/14/medya-ve-etik/ adresinden alındı
Tont, S. (1997). Sulak Bir Gezegenden Öyküler. Kavaklıdere, Ankara: Tübitak Popüler Bilim Kitapları.
[1] Petrov, Gregoriy. Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Koridor Yayınları (2007). s.51
[2] Petrov, Gregoriy. Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Koridor Yayınları (2007). s.10
[3] Kafka, Franz. Açlık Sanatçısı. Altı Kırk Beş (6.45) Yayınları. (2014). s.25
[4] Rousseau, Jean-Jacques. (1984). A Discourseon Equality. Penguin Books
[5]Aristoteles. (2020). Etikler (Birinci Basım b.). (E. Altunel, Dü., & K. Altundal, Çev.) Ankara, Çankaya: Gece Kitaplığı.
[6] Suiçmez, O. B. (2022, 11 14). Medya ve Etik. gündüzleri geceymiş gibi “yeşil dallarız dünya ağacından”: https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/11/14/medya-ve-etik/ adresinden alındı
[7] Arendt, H. (2022). Men in Dark Times (Birinci Baskı b.). (T. Bora, Dü., I. Ilgar, D. Öktem, F. Sarıcı, G. Sorguç, Ö. Soysal, & S. Yılmaz, Çev.) Istanbul: Iletışim.
[8] Tont, S. (1997). Sulak Bir Gezegenden Öyküler. Kavaklıdere, Ankara: Tübitak Popüler Bilim Kitapları.
[9] Storm. Theodor. Kır Atlı. Cumhuriyet Kitaplığı. (1999) s.12

Laktik Asit Fermantasyonu, Moment ve Yorgunluğa Dair – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et