Onur Berkay SUİÇMEZ
30.01.2023
Duman çıkıyorsa orada bir ateş yanmaktadır, öyle ki duman ateşe dair bir belirtici sayılabilir. Burada işaret edilenle (belirtilenle), işaret (belirten) arasında doğal bir neden vardır. Öbür yandan kelime anlamıyla “mavi” sözcüğünün mavi renginin belirticisi, bu kelimeyi kullananlara renk anlamında neredeyse başka hiçbir anlam taşımayacak, tam bir uzlaşıma zorlayacaktır.
Pragmatik; Semiyotik yani genel dil biliminin 3 ana başlığından biridir. Deyimleri, kullanan faktörü açısından değerlendirir.
Semantik; “kullanan” faktörünü hiç önemsemeden, dilsel kavramları, dil dışı karşılıkları açısından değerlendirir.
Profesör Dr. Teo Grünberg’in bir örneğine başvurursam;
“Eskimo dilinde, “iglo” sözcüğünün anlamı evdir.” cümlesi semantik bir kuraldır. Anacak, böyle semantik kuralın elde edilmesi, Eskimoların konuşma davranışlarını deneysel bir şekilde değerlendirmek dışında;
“Eskimolar için “iglo” sözcüğünün anlamı evdir.” Pragmatik bir kuralın elde edilmesine de bağlıdır.” (Grünberg, 1999, s. 8)
Örneğin “masa” dört harflidir önermesi, İngilizceye “Masa” has four letters şeklinde çevrilmelidir. “Masa” sözcüğünün karşılığı “table” has four letters” yanlış bir önerme ve çözümleme olurdu. Bunun yanı sıra “masa” sözcüğünün “kullanıldığı” -masa beyazdır.” şeklinde bi önermeyi başka bir dile çevirdiğimizde kelimenin kendisinin de çevrilmesi şarttır. Yani sonuç olarak bu bölümde de “The table is white” doğru, “Masa is white” yanlış kullanılan önermelerdir.
Dilsel bir deyimi anlayarak bakan ve duyan birileri, her kim olursa olsun; belli bir takım şartlandırılmış davranışlara yol açan durumda olacağından, deyimi belirleyici olarak düşünebiliriz.
“Bütün limonlar ekşidir.” ve/veya bütün kuğular beyazdır” vb. önermelerin doğruluk değeri, belirsizdir. Çekirdekli ya da çekirdeksiz, ekşi, tatlı, ve hatta daha henüz olmadığından acı tadan bir limon da karşımıza çıkabilir bunun yanında bütün kuğular çoğunlukla beyaz olsa da tamamen aynı renkleri taşımak zorunda değildir.
Ne bütün limonların ekşi olması zaruridir, bununla birlikte bazı limonların ekşi olmaması da mümkündür, doğru önermelerdir.
Başka bir değerlendirmesinde Grünberg durumu farklı açıklar: H2O yapısında olmamasının yanında bütün diğer özellikleri bakımından suya benzeyen bir başka maddeye emin olmadan cevap veremeyiz ama ya “evet, bu sudur.” ya da “hayır, bu su değildir.” şeklinde net bir biçimde düşüncelerimizi ortaya koymalıyız.
Usta yazar, anaakım hatta anayasal hakları vasıfları sadece belirli bir düzeyde, hiç kendini aşmamış ve birbirleriyle yarıştırılan, yarışta “duran adam” olmak da “kaçak sarayda konser verip, kutupları zıt olsa da payı paydası bir olmak” da 17 yaşında öldürülen çocuklar varken ve hatta “mahalledeki ilaçlama arabalarından atılan dumanla 90’ ve sonrası doğumlular hatırlar, sineklerin bizim eve dönmemizi beklerken bacaklarımız yara bere olana kadar kendimizden büyüklere meydan okuyup, oluşturduğum takım hiç yenilmez diye bir egoya kapılmadan, birbirini tanımayanlara pas atan, maçta yenilince en üst kattaki balkondan anne ya da baba, hangisi evdeyse ondan plastik şişede su alıp, bazen de 25 kuruşluk yumurtalardan, herkesin cebinde ne kadar varsa o kadar üst üste koyup, sevmediğimiz ama parkta, bahçede karafatmalar dolaşmaya başlamadan önceki dönemlere bakıp, bazen zamanımızı boşa değerlendirip değerlendirmediğimizi tek başıma sorgularken, anlattıklarımı ya kuru bir teşekkürle karşılayan ya da hatırlayanlarınsa takip radarına girip, yorulmadan az ve öz dinlenerek zamanı daha verimli kullanma adına öncelikle, her gün yeniden başlayan aydınlanma ve kararmayla; bitmeyen bir bireysellik ve bitmeyen bir özveri ortaya koyarken;
- Nasıl başlamış?
- Nasıl bitmiş?
Yani anlatının bir başı bir de sonu varmış şeklindeki yapılandırılan esere “Kaybedenler Kulübü” “bazen” diyerek veriyordu cevabını. Biz kaybedenler kulübünde değiliz. Patikada, deniz kenarında ya da ormanda… “yol hiç bitmez.”

3. Dünya Savaşı fiilen olmasa dahi, ekonomik açıdan bizim ülkemizi bir avuç çapsız daire (içi dolu olsa çember) yönetiyor gibi görünüyorsa bile, bir an olur, Ağustos’ta mı yağacak diye kendi kendine soran Tarkovski karakteri misali birileri masal anlatmak yerine, sahte olmayan, doğruluktan sapmayan adımlarla kendi kendini tartar.
Ne yazık ki; kısmen neşeli kısmen hüzünlü olsam da bugünlerde ne “şuanda kulüpte keyfim yerinde”, ne de “ararım seni her yerde” çalmıyor teybimde; daha açık kimin eli kimin cebinde belli olduğunda, Parlamenter, TBMM meclisine yetkilerin devredildiği, ve Cumhurbaşkanı 6’lı masadaki partilerden birinin lideri olacaksa ki muhtemelen belediyelerin korunması amaçlı öyle olacak. Bu durumda; kurucu parti çoğunluklu, ana muhalefetteki (reel muhalifler) denetleyici, yasama, yürütme, yargı tekrar bağımsız olursa diye düşünüp yani yenilenen iktidar, en tepedeyken halkı tekmeleyenlerden olmayan birilerinden sunulursa önümüze, ne Kurucu Cumhurbaşkanı ve liderimiz Atatürk’ten başka, partili cumhurbaşkanı olmaz, ne de isabetsiz ok atanla, tertemiz durumdaki ailelere haddini aşıp vergilerle borca soktukları yetmezmiş gibi. 10 yıldır, kaybettiğimiz onca küçüğümüz, akranımız ve yaşça büyüklerin kemikleri, bu dönem, bahar yarıyılında, Haziran Direnişinin 10, Cumhuriyet Bayramı’nın 100. Yılında sızlamamış olur, yağmur da yağar, kar da, toprak da biraz nefes alır.
Kaynakça
Grünberg, T. (1999). Anlama, Belirsizlik ve Çok Anlamlılık. Ankara: Gündoğan Yayınları.

Türkiye’nin Avrupa’ya Katıl(ama)ma ve Şarkı Yarışmaları Vizyonu – gündüzleri geceymiş gibi için bir cevap yazın Cevabı iptal et