
Onur Berkay SUİÇMEZ
17.06.2023 – Ankara
https://www.academia.edu/103456913/
ÖZ
İlke kelimesi “başlangıç noktası” anlamına gelir ve her eylemin resolve [Yunanca: ou eneka], ve eylem [Yunanca: othe ae kenaesis] diye adlandırılan başlangıcı vardır. İlkeler, Etik’in en karakteristik özelliğidir.[1]
Serpil Sancar Üşür’ün İdeolojinin Serüveni eserini bitirirken bahsettiği şekliyle (s. 143) başlayacak olursam;
“Metin çözümleme ve yorumlama yöntemi yaklaşımının katkısını kısaca değerlendirecek olursak, sürekli akıp giden bir anlamsal değişme denizinin ortasında ‘yorumcu’ özneye objektifleri çevirmenin yarattığı sonuçlara dikkat çektiğini belirtmek gerekir. Anlamsal değişme esastır ve bu değişmenin dinamiği de öznenin toplumsal dil pratiğidir. Buradaki özne, hiçbir merkezi, bütünleşik ve tutarlı bir belirlenme ilişkisine tabi olmaksızın parçalı, kaygan ve farklılıklarla kuşatılmış oluşumunu ve değişimini kendi toplumsal pratiği ile kuran ve bu süreçte de kendisi de yeniden ve yeniden kurulan bir öznedir. Post modem bu öznenin toplumsal değişmeyi kendi iradesi ile mi, yoksa varoluşun doğası gereği mi yasadığı sorusunu sormak ne kadar anlamlıdır? Böyle bir soru, zaten her şeyin başsız ve sonsuz, merkezsiz ve hedefsiz bir değişimden başka bir sey olmadığını söyleyen post modern bir bakıştan çok, bütün değişme görüntülerinin arkasında değişmeyen bir egemenlik ve tahakküm yapısı algılayanlar için anlamlı olacağı açıktır. İdeoloji ve söylem tartışmaları alanında sorun, zaten bu iki noktadaki toplumsal konumlanmanın karşılıklı konuşmasınındın başka bir şey değildir.”
Bunun yanında modern halkların pek çoğu; sesli ve sözlü sinemayı, çıkar çıkmaz; heyecan ve merakla bağrına basmışsa da, mesela Charlie Chaplin, sessiz filmlere kıyasla sözlüleri hiç sevmediğini, bu filmlerin dünyanın en eski sanatı olan pandomima sanatının sonu olabileceğini ve sessizliğin kendine özgü dokusuna zarar vereceğini düşünüyordu.
Kendini tanımlamak adına yabancılara bakmak ve ötekileri değerlendirirken kendi konumuna tamamen bağlı kalarak hareket etmek olarak da değerlendirebileceğim Bakhtin’in yaklaşım tarzında; her türlü bilmenin ön koşulu epistemolojik bir yaklaşımdır.[2]
Kahramanlara ihtiyaç duyan bir toplum ya da sınıf, mücadelelerden ve birlikten uzak; yanlı ve yanlış politikalarla yönetilmeye başlandığında, kahramanlardan çok anti-kahramanlar öne çıkarılmaktadır.
İçerdiği temsil dinamiklerinin yeni muhafazakârlığın psikolojik ilkelerine özel bir uygunluk taşıması nedeniyle, muhafazakârlığın zaferinin kendisini en derinden duyurduğu alanlardan biri fantastik filmler olmuştur.[3]
Deleuze, Difference et repetition (1968) eserinde bir felsefe kitabı bir bölümüyle çok özel türde bir polisiye roman, bir bölümüyle de bir nevi bilim-kurgu olmalı der. Polisiye roman derken kastettiği, yerel bir meseleyi çözmek için kavramların, faaliyet alanlarıyla birlikte, meseleye müdahil olmaları gerektiğidir. Problemlerle beraber kavramların kendileri de değişirler. Göreceğimiz gibi, problemler dramlarla ilişkili olarak ve belli bir vahşetle hareket ettikleri etki alanlarına sahiptir. Kendi aralarında bir tutarlılıkları olması gerekir ama bu tutarlılık onlardan gelmemelidir. Tutarlılıklarını başka yerden almaları gerekir. (Deleuze, 1968, s. 17)
Yine aynı kitapta, bilinçli insanın ancak bildiklerinin sınırında, bilgisini bilgisizliğinden ayıran ve birini diğerine geçiren bu en uç noktada yazabileceğinden bahseder. (Deleuze, 1968, s. 18) Ona baktığımızda, yaşayan insan, bir felsefe tarihi kitabını hayali ve numaradanmış gibi anlatmayı başarabilmelidir. Ya da hayatını bir felsefe kitabına konu edilecek şekilde yaşayabilmelidir.
van Dijk’ın sosyal-bilişsel söylem çalışmaları, karmaşık bir arayüz sayesinde söylem yapıları ile sosyal yapıları ilişkilendirir. Eleştirel söylem çözümlemesi yaklaşımları içerisinde yer alan söyleme bu yaklaşım, “Söylem-Biliş-Toplum” üçgeni tarafından karakterize edilmektedir. (Özer, 2020, s. 35)
Eleştirel söylem çalışmaları içindeki tüm diğer yaklaşımlar “söylem ve toplum” arasındaki ilişkiyi çalışırken, sosyobilimsel yaklaşım bazı ilişkilerin bilişsel olarak dolayımlı olduğunu ileri sürmektedir.[4] (van Dijk, 2015a: 64).
Söylemin eleştirel çalışması, sosyal yapılarla söylemsel yapıları açık olarak ilişkilendiren çok disiplinli bir kuram üzerine temellenmek zorundadır. (Özer, 2020, s. 35)
Sonuç
Sürekli her yeri işaretleriz ve başka işaretlerin peşinden koşarak yolumuzu bulmaya alışırız fakat işaretin dünyada hep bir simgeyle çoktan yer değiştirmiş olduğunu her zaman unuturuz. Bu yüzden insan bir ufkun peşinden koşar gibidir.[5]
Etik, büyük ölçüde ve merkezi olarak, ahlaki eğitim üzerine yazılmış ve yüzyıllar önce çalışılmaya başlanmış bir tezdir. Özellikle örgütlü toplumda doğru yaşam amaçlı, bir insanı iyi vatandaş yapan, nasıl yaratabileceği, nasıl gelişebileceği ve karşıt zorlukların nasıl önlenebileceğini tartışır.
Karakter üretiminin bireysel veya devlet eyleminin başlangıç ya da sonu sayılamayacağını baştan belirterek, basitçe; devlet tarafınca, izolasyondaki bireyin temel hak ve özgürlüklerini, bireysel şartların güvence altına alınmasıyla vatandaşların özlük haklarını korurken, eylem alanlarını daraltmadan toplumsal hayatın düzenlenmesini amaçlar.
Eylem alanlarında özgür ve yapıcı olması amaçlanan bilgi, tüketici formunda büyük devlet adamları dışında, halkın yasalar dahilinde mesleki çalışmalar dahilinde ve gündelik hayatı belirleyen politik koşulları denetleyecek şekilde, halkın huzur ve refahını eşitlik esasında mümkün hâle dönüştürmeyi amaçlar.
Etik hem bu noktaları takdir edecek kadar ortalama düzeyde bir eğitime sahip hem de olumlu ya da olumsuz alışkanlıklarıyla, sağlam bir temele sahip olduğu düşünülen öğrencilere yöneliktir. Başkalarınca kâr amacı düşünülüp gözardı edilebilmektedir.
Başarı ve başarısızlığı besleyip belirleyen ana faktör belirli güçlerin kazanılmasıdır. Hannah Arendt karanlık zamanlarda aydınları tasfir ederken şöyle bir açıklamada bulunur:
“Etkili bir kültürel temsil politikası olmadan yalnızca siyasal oluşumlar ve ekonomik programlarla dünyayı değiştirmek olanaksızdır.”
Solun popüler kültüre duyduğu geleneksel güvensizliğin üstesinden gelinmesi gerektiği öne sürülürken en az politik görünen korku ve gözlemleri bile politik anlamıyla okuyoruz.
Polisin yükselen mutlak gücünün ordunun eski gücünü geride bıraktııı modern polis devletlerini ve totaliter hükümetlere ilişkin deneyimlerimiz apolitik hayat karşısında iyimserliğimizi korumaya müsait değiliz. Çünkü “hiç kimse kendi ülkesinin vatandaşı olduğu şekilde dünya vatandaşı olamaz.” diye eklerken “bir ülkenin tarihindeki en ufak bir olay bile herhangi bir diğerinin tarihinde kenarda ve kıyıda bir rastlantı olarak kalamaz.” diyerek bitiriyorum.
Kaynakça
Aristoteles. (2020). Etikler (Birinci Basım b.). (E. Altunel, Dü., & K. Altundal, Çev.) Ankara, Çankaya: Gece Kitaplığı.
Deleuze, G. (1968). Difference et repetition (İkinci b.). (B. Yalım, & E. Koyuncu, Çev.) Istanbul, Beşiktaş: Norgunk. Şubat 2021
Özer, Ö. (2020). Eleştirel haber araştırmaları: eleştirel söylem çözümlemesi, britanya kültürel çalışmaları için bir yöntem midir? Smac Journal, 27-67.
Üşür, S. Serpil. (1997). İdeolojinin Serüveni. İmge Kitabevi
van DIJK, A. Teun 2015b). “Critical Discourse Analysis”, içinde Handbook od Discourse
Analysis, (Eds), D. Tannen, H. Hamilton ve D. Schiffrin, John Wiley and Sons,
[1] https://onurberkaysuicmez.wordpress.com/2022/07/18/kaynak-ve-erdem-etigi/
[2] Bakhtin, M. (2001). Karnavaldan Romana. (M. Küçük, Dü., & C. Soydemir, Çev.) Istanbul: Ayrıntı Yayınları.
[3] Ryan, M., & Kellner, D. (1990). Politik Kamera: Çağdaş Hollywood Sinemasının İdeoloji ve Politikası. Istanbul: Ayrıntı Yayınları.
[4] van DIJK, A. Teun 2015b). “Critical Discourse Analysis”, içinde Handbook od Discourse
Analysis, (Eds), D. Tannen, H. Hamilton ve D. Schiffrin, John Wiley and Sons, s. 466-485.
[5] (Alpay, İşaretler ve Simgeler, 2022) https://www.politikyol.com/isaretler-ve-simgeler/

Laktik Asit Fermantasyonu, Moment ve Yorgunluğa Dair – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et