Sempati Empati Senteziyle “Reklamlar” ve Yapıcı Yaratıcılık


https://www.academia.edu/109451528/


20.11.2023 – Ankara

Onur Berkay SUİÇMEZ


Temel olarak iletişim kavramı; dinamiktir. Devamlıdır ve döngüseldir, tekrarlanamaz, tersine çevrilemez. Sözlü ya da sözsüz, her nasıl kuruluyorsa kurulsun; geri alınamaz ve karmaşıktır. İlk izlenim çok önemlidir, olumlu ya da olumsuz, önyargıya dönüşebilir.

“Diyalektik ve Retorik dışında hiçbir sanat karşılar üzerinde bir fikir yürütmez. Birbirine zıt şeyler değerlendirilirken yine de tartışmaya taraf olan olgular eşit değerde değildir. İyi ve doğru şeylerin neredeyse tamamı daha kolay savunulur ve tanımlanır.”  (Aristoteles, Retorik, s.6)

Önceki yılın kasım ayında yazıp bireysel blogumda[1] ve Academia hesabım[2]da deneme şeklinde paylaştığım Sempati Empati Sentezi[3] denememin bu çalışmaya temel oluşturacağını belirterek söze, öncelikle ne bilime karşı, ne de örf ve ananelere karşı olmadan, yıkıcı ve dönüşü olmayacağını bilmeden rant adına binalar yapan patronlar tarafında olmadığımı da ekleyip, ülkede Karadeniz’de yaşayan yerli halkı HES’lerle, Yeşil Yol ’la kandıran beton zihniyetinin karşısında patikalara aşinayken halk arasında tesadüfen yaşayan milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından bilinçli bir birey olarak yaşadığımız hayatın; değil depreme hazırlıklı, her nerede olursak olalım öfke patlamalarına yakalanmama ve çıldırmamanın elimizde olmadığı böyle zamanlarda; ders dönemimin başlaması ve birinci dereceden bir yakınımı bu zaman aralığında kaybetmemek;  ve deprem zamanında yıkılan vatan toprağında sayılamayacak kadar çok kimsenin hayatını kaybetmesinden ve şimdiki zamanda 3. Dünya Savaşı çıksa katılıp katılamayacağımız bile şüpheli bir yönetilemeyen ülke konumunda bulunmamızdan dolayı üzüntümü dile dökemiyorum; ama yaşamaktan ve nefes alabiliyor ve üretebiliyor olmaktan dolayı, kendimi şanslı hissediyorum.

Voltairine de Cleyre, Anarşizm ve Doğrudan Eylem adındaki eserinde şöyle belirtiyor. Sosyal değişim, barışçıl da olsa, şiddet yanlısı da olsa, öncülerinin doğrudan eylemleri tarafından reelize edilir. İnsan bilinci, kültür bilinci, değişime duyulan ihtiyaçla uyanır. Siyasi eylemle olumlu bir sonuç alınamaz demektense; asla kitle isyanının talep ettiği bireysel isyan tarafından zorlan değil doğrudan hedefine kanalize olmazsa tamamlanamaz.

Bu sırada bir uluslararası uyanma meydana çıkıncaya kadar, hayatı anlayan, iyi niyetli insanların mücadelesi; kendileri dışından görüp göreceği, toplumsal histeriye rağmen, politikacıların her durumda çıkar sağlamasına ve ürkek liderlerin heybetli gösterilmesine karşın, devam edecektir çünkü yaşam, yaşama adına haykırır ve mülkiyet koşulları, yaşama özgürlüğünü kısıtlıyor gibi görünse de yaşama kavgası boyun eğmeyecektir. Eğmemelidir.

“Nereden başlayıp, nerelere vardım.” sözleriyle yükseldiği basamakları anlatarak övünen birileri tarihin her çağında vardı. Ancak, burada şöyle bir noktaya dikkat çekmek şart; öyle ki, doğal olan sonradan edinilene göre daha iyidir, çünkü onur elde etmek zordur.

İngilizce, Only (“tek”, “yalnız”). Almanca, Allein (“tek”, “yalnız”).

One and only (“tek”, “bir başına”).

İngilizce, “One of your friends is calling you one the phone”. Bizim dilde, “Arkadaşlarından biri seni telefona çağırıyor.” varsayımsal olarak bayadır duymadığım bir cümle bu.

Çokça zamandır tekim ve her aramayı yanıtlamak bir yana, herhangi bir aramayı bile kar elde etme, çıkar olasılığım olsa dahi düşünmeden, reddediyorum.

Fairclough ve Wodak (1997) eleştirel söylem çözümlemesinin ana ilkelerini şöyle özetlemektedir: (akt: van Dijk, 2015:467)

1.Eleştirel söylem analizi sosyal problemlere değinir.

2.Güç ilişkileri söylemseldir.

3.Söylem, toplum ve kültürü oluşturur.

4. Söylem, ideolojik çalışmadır.

5. Söylem tarihseldir.

6. Metin ve toplum arasındaki bağ, dolaylıdır.

7.Söylem çözümlemesi, yorumlayıcı ve açıklayıcıdır.

8. Söylem, sosyal eylemin bir formudur.          

Bir sonraki paragrafta ek olarak yer alan tabloda, Sibel Karaduman’ın Eleştirel Söylem Çözümlemesinin Eleştirel Haber Araştırmalarına Katkısı ve Sunduğu Perspektif adındaki çalışmasında yer alan tablo 1’de ilkeler ve ayrıntılarının Van Dijk’ın “gücün söylemsel yeniden üretim şeması” nda net bir şekilde açıklanmaktadır.

“Metaleps” tekniğine başvuran sanatçı gerçek yaşamla kurgusal yaratım arasındaki köprüleri bir biçimde dikkatli okurlarıyla paylaşır. Böyle bir durumda, aslında kurmaca yazımın kuramına bulaşmış sayılır.[4]

Rus düşünür, Michael Bakhtin; “The Dialogic İmagination: Four Essay” eserindeyse dilin diyalektik bir biçimde şekillendiği ve söylediğimiz şeylerin, söyleyeceğimiz ya söylenmesini beklediğimiz cümleleri de belirlediğini öne sürmüştür.

Tutumlar, ciddiyet, özgüven, deneyim ve motivasyon benzeri zihinsel kaynakların yanında çevresel, toplumsal ve kalıtsal öğeler de yeni tanıştığımız veya tanışmayı düşündüğümüz birini etkilemekle, bireysel düzlemde de kalabalıklara karışmak bağlamında da modern dünyada yaşadığımız her anı; sosyal hayatlarımız dahil; çalıştığımız kurumlar, okuduğumuz okullar, tuttuğumuz takımlar, dinlediğimiz şarkılar, seyrettiğimiz filmler ve bunun yanında kendimize ne kadar vakit ayırabildiğimizden de harici olmamak koşuluyla, kurduğumuz ve kurmaya çalıştığımız tanışıklıkların derinlik seviyesini belirler. Öncelikle belirteyim; kaynak ve alıcılar yani düşünce üreticileri ve düşünce alımlayıcıları arasındaki yansımalara yani kavramsal olarak feed back’lere tek başıma çalışmaya ve öğrenci çalışmalarım dışında hiçbir ticari ve maddi amaç gütmeden, bilim olarak iletişim nedir diye düşünüp, erteleye erteleye neyi, nereye bağladığımı, nerden nereye demeden ve dedirtmeden, yürüdüğüm yolda durduğum bir yerden yeniden başlarken, 20-25 yaşlarım arasında,  “İletişime Giriş” dersi almadan “İletişim Kuramları” dersi alıp, bilmediğim birilerine yazmadan, suskunluk sarmalına karşı korumacı bir yaklaşımla, sevdiğim ve sevenlerimle mesafeyi koruyup ve not kaygısı yaşamaktan başka derdi olmayan öğrencilerden de olmadan, İletişim Bilimleri Fakültesi, Sinema – Televizyon bölümünden sayısal olarak “2.6” harf olarak “CB”yle mezun olabilmiş ve yaklaşık üç yıl daha sonra hala öğrenciliğime devam etmekte olan bir adam olarak şimdi; karşıma aldığım “cin olmadan adam çarpmaya çalışanların” kişilikleri ve karakteristik referans çerçevelerine; tek bir kişi olarak bu kez de kavramsal olarak feed forward şeklinde, yankı odası ya da eskilerin tabiriyle kapalı devre, biriktirdiğim pek çok şeyi bütünsel bir halde, ritmimi yakalamışken, ya birkaç hafta ya da bir hafta sonu kendi kafamı dinleme molası bile vermeden; yürüdüğüm yollarda, yanımda aradığım kimseyle, yanında yürüdüğüm kimseleri şaşırmadığımı, tutarlılık ve dengelilik esasıyla; benimle sözlü veya sözsüz bir şekilde konuşana da konuşamayana da düşünme zamanı bırakmadığımı fark ettiğimde, yeni yeni hamleler yapmadan duramayacağım benim de aklımda.

Sinema tarihi her filmde her sahnede yeniden keşfedilmeye açıktır, ama sahnelerin sırasının bile büyük yapımcıların çalışmadığı fakat yaşayan ve üreten “Reality Creator” yönetmenlerin “Director’s Cut” bir diğer adıyla kendi çektiği filmin kurgusunu kendi yaptığı ve manevi değer taşımasının yanında maddi değeri, sadece sıradan platformlarda herkese açık paylaşılırken, “Reality Creator” literatürde “Auteur kavramı”yla da açıklanabilir yani kendi duygu ve düşüncelerini aktaran kişi. Ancak bu durumda, yaratıcı hem yazdım hem çektim hem yönettim hem de kurguladım egosunu sergilemeden; “metteur es scene” başkalarının duygu ve düşüncelerini sahneleyenlere benzer bir yaklaşımla; üretim, dağıtım ve yayın aşamalarından haberdar olamazsa; 15-20 sn’lık reklam aralarıyla, 3-4 saat herhangi bir dizi karşısında ekrana bağlı kalabilen kalabalıklara dahi kendi ürettiğini seyrettiremez, tok, üstünkörü, meraksızdır çünkü.

Nicel yöntembilimden nitel yöntembilimlere doğru yaşanan kayış; sosyal bilimler ağırlıklı bir «kitle iletişimi» sorunsalından, insani ve insana dair diğer bilimleri de barındıran disiplinler-arası kapsamlı bir «iletişim bilimleri» çalışmalarını yarattı.

Kitle iletişimde haber ve etkili politikalar, liberal ve eleştirel yaklaşımlar dahilinde; toplumsal güç ve iktidar ilişkilerinin medya ve haberlerin oynadığı rolde ve emek – sermaye- üretim koşullarına dair araştırmacı bir bakış açısı oluşturdu.

Dil, ideoloji ve anlam arasındaki ilişkileri ilk açıklamaya çalışan, göstergebilimsel ideoloji kuramının kurucusu, Valentin Nikolayeviç Voloşinov olarak anılmaktadır. Voloşinov’un dil ve ideoloji sorununun iki farklı yaklaşım değil bir bütün olarak kavranması gerektiğine ilişkin görüşleri, sonradan eleştirel dilbilim çalışması yapanları etkileyecektir. “Voloşinov nerde bir gösterge varsa, orada ideoloji vardır önermesini öne sürer ve ideolojik her şey göstergesel bir değere sahiptir tezini savunur. İdeolojik olan hem içinde yaşanılan gerçeğin bir parçası hem de buna ek olarak göstergeler sisteminin ona verdiği bir artı-değer’e sahiptir ve kendi dışında bir gerçekliğe de gönderme yapar, bu bileşim onu farklı kılar. Gösterge olmaksızın ideoloji de yoktur” (Voloşinov, 2001:48).

Lasswell’in geliştirdiği kitle iletişim etki araştırmaları çerçevesindeyse önemli olan “kim, neyi, hangi kanaldan, kime, hangi etkiyle aktarıyor” şeklindeki soru formu haberin gelişimi ve etkisi içinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu anlamda haberin hedef kitlesi yani etki edeceği kime sorusu ile ifade edilebilir. Haberin doğası ve yapısı zaten bir etki sebebi olarak görülebilir. Hayatın bir parçası olması onu hem uzun sürede hem de kısa sürüde etkili kılabilmektedir. Son olarak haberin, insanların dünyada olup bitenler hakkında bilgi edindiği en önemli kaynak; bir başka deyişle insanın dünyayı anlamlandırma kapısı olduğu söylenebilir. İnsanın vazgeçilmez unsurları arasında gösterilen haber; doğası gereği insanlar üzerinde belirli oranlarda insanların dünyevi görüşleri ve bilgi açlığıyla paralel bir şekilde etkiye sahiptir. Haberin etkisini gündeme getiren, önemini artıran ve etki konusunu ortaya çıkartan ise son noktada kitle iletişim araçları olmaktadır. Bu sebeple kitle iletişim ve haber arasındaki ilişki ilk günden beri önem atfedilen konu olmuştur.

Haberin etkisini anlamada başvuracağımız bir diğer kavram da haberin değeridir. “Haber değeri kavramını iletişim literatürüne kazandıran kişi Walter Lippmann’dır. Kamuoyu adlı kitabında gazetecilerin haber yapmayı düşündükleri olaylara bakışını analiz ederken “haber değeri/news value” tanımlamasını kullanan Lippmann, açıklık, sürpriz etkisi, coğrafi yakınlık, ilgi ve anlaşmazlık gibi unsurların haberin medyada yer bulmasında belirleyici olduğuna dikkat çekmektedir.

Kitle iletişim araçlarının en temel özelliği haber ve bilgi vermektir. Kitle iletişim araçları, verdikleri haberlerle yalnızca insanları aydınlatmakla kalmayıp, aynı zamandan da toplumun gündemini belirlemektedirler. Bu nedenden dolayı haberin değeri ile etkinin paralellik taşıyabilme olasılığını ifade ederiz. Etkinin şiddetinin artmasıyla ilgili önemli bir kavram ise haberin yayılmasıyla ilgili olmaktadır. Çünkü enformasyonun nüfus içerisinde çok kişiye ulaşması, o haberin haber değeri taşıdığının kanıtı ve etkinin bir göstergesi olduğunu gösterebilir.

Tüketim kendisini aldatmaca, yanılsama harici bütün bir eylem, eylemlilik olarak ortaya koymasaydı; problem yaratacak bir mesele olmayacaktı. Ancak haberler, reklam metinleri ve gerçek gündem ve tüketim arasında belirli sınırlar yoktur.

Sosyal bilimciler «öznenin» toplumsal ve tarihsel koşullardaki konumunu sorgulayabilirler fakat kendileri de «özne» dışında var-olamadıklarından, soyut bir nesnellik kurgusu nasıl toplumsal özne koşullarında düşünülemezse, araştırmacıların konum ve koşulları da bağlam dışlanarak değerlendirilemez.

Liberal ve eleştirel yaklaşımlar çağdaş toplum ve kültürün temel karakteristikleriyle ilgili olarak farklı ve karşıt argümanlar sunarlar. Bu iki yaklaşımın siyasal ve toplumsal alanlarda olduğu gibi medya ve kültür alanında çeşitli yansımalarını görebiliriz. Bu çalışmada, liberal ve eleştirel yaklaşımların kitle iletişim araçlarının toplumsal etkileriyle ilgili görüşlerini haberler üzerinden ele almaktadır. Bu iki yaklaşımın medyanın etkileriyle ilgili farklı ve karşıt görüşlerinin temelinde çağdaş topluma ilişkin değerlendirmeleri bulunmaktayız. Nitekim haber, kitle iletişim araçlarının topluma sunduğu en yaygın ve önemli enformasyonu oluşturmaktadır. Haberin insanlarca en çok tüketilen medya içeriği olması, haberi diğer medya içeriklerinden ayıran bir özellik olarak görülür. Haberin bu özelliği, onun toplum içinde yaygın bir etki alnının olduğunu da göstermektedir. Bu yaygın etkiyi, liberal yaklaşımlar demokratik toplumsal pratiklerin güç kazanması olarak görürken, eleştirel yaklaşımlar kapitalist toplumdaki egemenlik biçimlerinin pekiştirilmesi olarak ele alır.

Haber medyası, daha önce belirttiğimiz şekilde toplumsal olayları halka yansıtırken, aynı zamanda potansiyel, günlük pratiklerle zamansal ve mekânsal sınırlamalara karşı haber üretimini, Devletin İdeolojik Aygıtları’nın tepeden belirlediği gerçeklikle gerçekleştirmekteyken, sokaktaki haberlerin öznesi de nesnesi de haberi yapan gazeteci de kurumlara bağımlı bir noktada kalmaktadır.

Gazete, radyo, dergi ve televizyonda yayımlanan haberlerin gerçekte etki edip etmediğini ölçebilmek, birçok faktörü değerlendirmekten geçeceğinden zor bir süreç olarak görülmekte. Haberde etki şiddetini belirleyici olan faktörlerin başında bireyin içinde bulunduğu ruh hali, enformasyona karşı olan açlık, ideolojik görüş veya içinde bulunulan ortam gelmektedir. Haberin topluma ulaştırılması ve herkese uygun düzeye getirilmesinde bir ölçü var olabilir ama herkesi aynı düzeyde etkileyebilecek bir ölçüden bahsetmek olası değildir.

İçerik çözümlemesi öncelikle araştırmacının temel varsayımı çerçevesinde oluşturulan bir kategorileştirme kapsamındadır. Burada önemli olan nokta, kategorilerin varsayımlar ve araştırmacının kuramsal ve ampirik birikimleri doğrultusunda önceden oluşturulmasıdır. Örneğin; yazılı basında hangi konuların haber olduğuna dair bir çalışma yapılıyorsa bu çalışmada kullanılan kategoriler:

Iç-politika haberleri, dış-politika haberleri, ekonomi haberleri, polis adliye haberleri, sağlık, sanat, kültür haberleri ve spor haberleri şeklinde başlıklara ayrılabilir.

“Haberin iletişimi, haber göndereni iletisi olduğu kadar haberi alanın seçim, alımlama ve işleme süreci olarak da görülmelidir.” Burada iki versiyon ön plandadır. “Bunlardan biri iletim modeli diğeri alıcı tarafından işleme (ve yorumlama) modelidir. Bu iki bakış açısından hangisini seçersek seçelim haber iletişimi birbirini takip eden bir süreci içerir. Sürecin herhangi bir anında birçok bağlamsal ve önceki etmenden etkiler olacaktır” (McQuail & Windahl, 1993).

Eleştirel söylem çözümlemesinin temel meselelerinden biri gücün kötüye kullanması üzerinedir. Bu sebeple medya metinlerinde güç ve iktidar* söylemlerinin nasıl yeniden inşa edildiği sorusu eleştirel haber araştırmaları için önemli bir sorunsaldır. Özellikle toplumsal eşitsizliklerin (sınıf, etnisite, cinsiyet, ırk, güç, egemenlik bakımından) dil içerisinde nasıl yapılandığı ile ilgilenen eleştirel söylem çözümlemesi, söylem yapıları ya da söylem stratejilerini ortaya çıkarmayı, haber söyleminin ardalanında yatan yapının toplumsal dinamiklerini bulmayı amaçlamaktadır. Güç ve egemenliğin (dominance) konuşma ve metinlerde yeniden nasıl üretildiğini sorgulayan çözümleme, sembolik düzeyde üretilen güç ilişkilerinin ortaya çıkarılmasını olanaklı kılmaktadır.

*Foucault’a göre iktidar, kendi örgütlenmelerini kendileri oluşturan, güç ilişkilerini dönüştüren, güçlendiren ya da tersine çeviren bir süreç ve bu güç ilişkilerini etkili kılan stratejiler olarak anlaşılmalıdır. Güç ilişkileri eşitsiz olduğu için, ortaya sürekli bir iktidar durumu çıkar. İktidarın bir noktadan ötekine uzanan her ilişkide üretilmesinden dolayı, iktidar her yerdedir. İktidar, her yerden çıktığından dolayı ne bir kurum ne bir yapıdır; iktidar, toplumlarda bulunan bir karmaşık stratejik duruma verilen addır. (Canpolat, 2003:99).

Ayşe İnal’a bakıp vurguladığı önemli noktalardan birini yorumlayacak olursam; medya ve haberler; toplumsal güç ve/veya iktidar ilişkilerinde medya ve haberlerin belirlediği üretim süreçleriyle Devletin İdeolojik Aygıtları arasında ya da karşısında kurulmakta olan düzene, eleştirel yaklaşımla bakılması ve reel düzlemde objektifliği yitirmeden en temel başlıklardan, manşetlere kadar zamansal, mekânsal sınırlamalara karşı hem anaakım medyada hem de bağımsız kalmaya çabalayan medya çalışmalarında, kar amacı gütmeden, medyanın dördüncü güç olarak; yasama, yürütme, yargı mekanizmalarını özgürce denetleyebilirken değerlendirebilmesi  teknik olarak mümkün ve şarttır.

Son olarak; tarihte, birilerinin çıkarı diğeriyle çakışmadığında ona düşmanca bir saldırı yapmayı düşünmediği bir dünya ütopya olarak çok nadir zaman aralıklarında yaşanmışken; ve bunun yanında; hem Hitler Almanya’sının, hem Sovyet Rusya’nın hem de Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 100 yıl önceki tarihten bu yana bütün musibetlere rağmen, yıkılmayan sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını sürdürdüğü 21. Yüzyılda,  gelişmiş gelişmekte olan ya da standardın altındaki ülkelerin basın bültenlerinde farklılıklar şöyle de ön plana çıkabilmektedir. Örneğin; “iktidarın belirlediği” ana akım basında düşman ülkelerde yer alan protestoları sunarken basın polisin oradaki yerel halka müdahalesini olumsuz olarak ele alırken; kendi ve dış politikada eş zamanlı olarak kendine yakın saydığı ülkelerde polis müdahalelerini ya görmezden gelecek ya da meşrulaştırmaya çalışacaktır. Oysa özgür basının yasama, yürütme ve yargıyı denetleyebildiği tam bağımsız, demokratik, laik, sosyal, bir hukuk devletinde; şiddet ve vahşet memleketin dışarısında bırakılabilir, kendi kendine yeten, sağlıklı ve sosyal bir devlet düzenindeki hayat şartları Amerikalılardan ziyade biz Türklere özgü bir ütopya olarak varsayılıp değerlendirilmektense, seçimden seçime aynı yanlışları yapmaya devam edilmeyen bir düzen, plan ve programlı bir yöntemle, araçları doğru, dürüst vatandaşların kullanabildiği, liyakat ve alın terinin değerini elit olmayan, görgüsüz bir avuç azınlığın belirleyemediği bir ülke; halka halktan halkın dilinde haberleri verme amacıyla Anadolu Ajansı’nın kurulduğu yıllara benzer bir basınla beraber, Cumhuriyet’in ilk 10 yılındaki devrimler örnek alınıp tarihten ders çıkarılırsa, daha elit ve daha nitelikli bir toplumsal düzende yaşamak hayal değil, şimdiki zamanda realize edilebilir.

Kaynakça

İnal, Ayşe (1995) “Yazılı Basın Haberlerinde Yapısal Yanlılık Sorunu”, Toplum ve Bilim, Sayı: 67, Ankara

İnal, Ayşe. Haberi Okumak. Temuçin Yayınları. Istanbul. (1996)

Canpolat, Nesrin (2003) “Bilginin Arkeologu Michel Foucault”, içinde, Kadife Karanlık, Haz: N. Rigel, G. Batuş, G. Yücedoğan, B. Çoban, İstanbul: Su Yay.

MANİPÜLATİF DİL ÜZERİNE ELEŞTİREL SÖYLEM ANALİZİ (dergipark.org.tr)

McQuail, D. & Windahl, S. (1993). İletişim modelleri. (M. Küçükkurt, Çev.). Ankara: İmaj Yayınları

Eleştirel Söylem Çözümlemesinin Eleştirel Haber Araştırmalarına Katkısı ve Sunduğu Perspektif (dergipark.org.tr)

Frankfurt Okulu Bağlamında Eleştirel Teori ve Eğitim (dergipark.org.tr)Yurdakul, H. (2018). Kitle iletişimde haber ve etki: Liberal ve eleştirel yaklaşımlar. Nosyon: Uluslararası Toplum ve Kültür Çalışmaları Dergisi, 1, 62-77.


[1] Gündüzleri Geceymiş Gibi ● – “yeşil dallarız dünya ağacından” (onurberkaysuicmez.wordpress.com)

[2] Sempati Empati Sentezi- Onur Berkay SUİÇMEZ | Academia.edu

[3] Sempati Empati Sentezi (onurberkaysuicmez.wordpress.com)

[4] Mutlu, E. (2016). Globalleşme, Popüler Kültür ve Medya. Ankara: Ütopya Yayınevi.

s.575


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Sempati Empati Senteziyle “Reklamlar” ve Yapıcı Yaratıcılık” için 2 cevap

  1. […] dair düşünceler “Sinemayı Sanat Yapanlar”a dair düşünceler – II Sempati Empati Senteziyle “Reklamlar” ve Yapıcı Yaratıcılık “Filmler ve Rüyalar kitabına dair”- […]

    Beğen

  2. […] Sıcağı Soğuğu Yoktur Sempati Empati Senteziyle “Reklamlar” ve Yapıcı Yaratıcılık depremin üstünden daha bir yıl geçmeden, cumhuriyet’in ilk döneminden günümüze […]

    Beğen

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin