Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragmanlar ve “Sinemanın Biçimi ve Bilimi”

ONUR BERKAY SUİÇMEZ

21.06.2024 – SÜRMENE, TRABZON, TÜRKİYE

Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragmanlar ve “Sinemanın Biçimi ve Bilimi” – ONUR BERKAY SUİÇMEZ

Sinema, bugünü de yarını da anlatabilmekte kullancağımız yüce bir araçtır. Herhangi bir şeyi, herkesin gördüğü şekilde göstermek, hiçbir şey başarmamak demektir. Pudovkin’e göre (1965, s. 94-95), Gerekli olan, ilk, rastgele, salt yani yalnızca yüzeyde kalan bakışla sağlanmış olan malzeme değil, fakat kendisini dikkatli ve araştıran, daha derini görebilen ve görecek olan bakışa sırrını açan malzemedir.

“Filim sanatının temeli kurgudur.” Sovyetler Birliği’nin genç sineması, bu parolayla silahlanarak ilerlemesine başladı ve bu özdeyiş bugüne kadar anlamından da kuvvetinden de hiçbir şey yitirmedi. “Kurgu” deyiminin her vakit bütün özüyle yorumlanıp anlaşılmadığı da akıldan çıkarılmamalıdır. (1965, s. 15) Bazılarına kalsa bu terim safça, filim parçalarının kendilerine özgü zaman sırasına göre birbirine eklenmesinden başka anlama gelmez. Bazıları da ancak biri hızlı biri de yavaş olmak üzre iki çeşit kurgu bilirler. Fakat bunlar, ritmin (yani kesimde kısa ve uzun filim parçalarının sıralanmasıyla düzenlenen etkinin), kurgunun bütün olanaklarını hiçbir vakit tüketmediğini unutmaktadırlar ya da bunu hiçbir vakit öğrenmemişlerdir.

Herhangi bir nesnenin başka bir nesnenin önünde kendine özgü hareketi henüz perdedeki hareket sayılamaz. Böyle bir hareket çeşitli filim parçalarının bir araya getirilmesiyle, hareketin kurgu yardımiyle gelecekteki kuruluşunun ham maddesinden başka bir şey değildir. (1965, s. 17) Bu nesne ancak bir sürü öbür nesnelerle birlikte düzenlenirse, ancak başka başka görsel görüntülerin birleşimin bir parçası olarak sunulursa filimsel yaşama kavuşur. Her nesne perde üzerine öylesine getirilmelidir ki, artık fotoğraflık öz değil de sinemalık öz taşımalıdır. Böylelikle insanlar, kurgunun anlamının ve bunun yönetmenin karşısına çıkardığı sorunların çekimlerde kendiliğinden bulunan mantıklı zaman dizisiyle ya da bir ritim düzenlenmesiyle hiçbir vakit tükenmiyeceğini kavrar. Kurgu, temel ve yaratıcı kuvvettir. Bu gücün yardımiyle ruhsuz fotoğraflar sinematik biçime sokulur ve filim, ortaya çıktığı ilk yıllarda fotoğrafın yapamadığını, yani hareketleri saptamayı gerçekleştiren ilginç bir buluş olmanın ötesine geçer.

Çevrilmiş olan olguların filmsel anlatımını meydana getirmek üzre perdedeki bu görünüşleri yaratan, bu parçalardan başka bir şey değildir. Yani parçalar ayrı ayrı hiçbir anlam ifade etmesi de filim yönetmeninin malzemesi, gerçek uzay ve gerçek zamanda meydana gelen gerçek süreçleri barındırır. Zamanında buna örnek olarak, sokaktaki gösteriyi seyreden gözlemcinin durumunu ele alan Pudovkin (1965, s. 88): “Filim çevriminin sadece mercek önünde yer alan olayların olduğu gibi mercek önünde saptanması olarak kalmayıp, bu olayın özel biçimde anlatımı da olabileceğini ve doğal bir olayla bunun perdedeki görünüşü arasındaki başkalığın filmi sanat yapan başkalığın ta kendisi” olarak değerlendirir.

Filim yönetmeninin gerçeği aktarmak gibi bir derdi yoktur. Bu durumda yönetmen bir realiteyi yaratmakla işe başladığında, bu işlemin en büyük niteliği, en önemli yanı, gerçek durumlarda ve olaylar üzerinde çalışırken de değişmemesi ve kaçınılmaz olarak da uzay ve zaman kanunlarının kolaylıkla işlenebilir ve boyun eğdirilebilir kılınmasıdır.

Bu aşamada, çekimlerin ya da birleştirilecek filim parçaların sırasını ve bunların birleştirilmesi adına gerekli ritmi bulabilme sanatına da yönetmenin kurucu kurgusu adını veriyoruz.

Kuleşov da film çalışmasındaki malzemenin, filmin parçaları olduğunu, düzenleme yöntemininse bu parçaları özel, yaratıcı bir biçimde birbirine eklemek olduğunu söylüyordu. (1965, s. 181) Çünkü zamanı ve uzayı bir perdeye yansıtmak adına verilen emek ve zaman doğru kullanıldığında, filim sanatının, filim yönetmeninin çeşitli filim parçalarını birleştirdiği anda başlıyordu.

Son olarak da filimleri oluşturan bu parçalar, bir vagon penceresinin önünden, yolu tanıyan bir yolcunun kayıtsız bakışlarından herhangi bir görünüm gibi geçip gitmemektedirler. Bunlar, nesneyi ya da hareketi daha önce hiç kimsenin görmediği kadar açıklıkla algılayan, usta bir gözlemcinin hikayesi benzeri açılıp gelişmektedir.

Kaynakça

Pudovkin, V. L. (1965). Sinemanın Temel İlkeleri (Birinci basımdan tıpkı basım – Mart 1995 b.). (N. Özön, Dü.) Istanbul: Bilgi Yayınevi.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragmanlar ve “Sinemanın Biçimi ve Bilimi”” için 3 cevap

  1. […] Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragm… kimi gider batum’a, kimi gider mandıraya, bizlerin konumuysa her daim bellidir. yeniden ve tekrarlayacak şekilde… sanki sene 2002, avrupa şampiyonası yerine dünya kupası. olimpiyatlar sonrası a.k. partilileri geldikleri gibi giderse, asıl o zaman, ülkeyi saracak bayram havası. yine, yeni bir bayramda ankara trabzon yolculuğu. […]

    Beğen

  2. […] Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragm… dalgakıran – Sürmene sahilinden kolajlar arabesk kültür popülaritesine karşı yunan enstrümental parçalarını çok severim. ama rum değil, türkiyeli değil, trabzonlu ve türk’üz. Olası KPSS 2024 Türkçe netlerim vs. Yaratıcılar Sineması / Yaratıcılar Siyasası yemek yemek ve yanında emek yemeğe dair düşünceler ve makul insan olma(ma)nın zorlukları Zamanın değişen doğası ve anlamı “İHTİYACIMIZ OLAN FELSEFE” ye dair düşünceler […]

    Beğen

  3. […] Kuzey Yarım Kürede, yaz mevsimi gün dönümünde, gelecekte yapacaklarımın teminatı olan fragm… SOSYAL BİLİMLERDE NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TEMELİNDE KUVVETLER AYRILIĞI VE/VEYA BÜTÜN KUVVETLERİN YETKİSİZ BİR KİŞİDE TUTULABİLMESİNİN NEDENLERİNE DAİR ÖZNEL DÜŞÜNCELER önüne gelen takım tutar gibi parti tutuyor da “hacıyatmaz” devriliyormuş gibi görünüp hiçbir zaman devrilmiyor. bilin isterim […]

    Beğen

kendime hatırlatma: her yazımı öne çıkanlarıma eklemiyorum. ama, her öne çıkardığım da diğer yazılarımdan daha önemsiz ya da değersiz değil. – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin