ONUR BERKAY SUİÇMEZ
11.07.2024 – ANKARA
Birazdan okuyacağınız yazıma, son zamanlarda okuduğum ve etkilendiğim bir kitaptan alıntıladığım düşünceler ve BU düşüncelere dair ana fikir, konu bütünlüğü ve özetiyle başlıyorum yeni bir yöntem denemesi olaraktan:
Ana fikirler:
- Zamanın değişen doğası ve anlamı: Belge, zamanın Tanrı’nın ölümüyle birlikte bozulduğunu, diskroniye, yönü olmayan bir hızlanmaya ve amaçsız bir tekrara yol açtığını savunuyor.
- Yaşamın atomlaşması ve kırılganlığı: Belge, Tanrı’nın ölümünün insanların küçük bir benlikten başka bir şeye sahip olmadığı, ölümden uzun ömürlü hiçbir şey olmadığı ve yaşlanmadan yaş aldıkları bir atomlaşmış yaşama yol açtığını iddia ediyor.
- Tarihin sonu ve anlatının kaybı: Belge, Tanrı’nın ölümünün tarihin sonu anlamına geldiğini, çünkü artık bir miras veya bir hedef olmadığını, zamanın bir istikameti, bir ritmi, bir hakikati olmadığını, anlatının anlamı kurduğunu ve aynının ebedi dönüşünün yazgıyı eski haline getirmeye çalıştığını ileri sürüyor.
- Deneyim ve güzellik arayışı: Belge, zamanın bütün noktalarının birbiriyle aynı olduğu atomlaşmış zamandan kaçışın ancak deneyim ve güzellik arayışıyla mümkün olduğunu, deneyimin bir süreklilik, bir süre, bir bağlantı gerektirdiğini, güzelliğin ise geçmişle gelecek arasındaki geçişte, anımsamanın anlamlılığında ve son parıltıda ortaya çıktığını vurguluyor.
- Mitoloji dünyası ve anlamın kaynağı: Belge, mitoloji dünyasının anlamla dolu olduğunu, tanrıların ölümsüz anlam taşıyıcıları olduğunu, şeyler ve olaylar arasındaki bağlantıyı anlatarak dünyaya mana verdiklerini, zamanın bir düzen, bir adalet, bir tekrar olduğunu, insanın ise yazgısına tabi olduğunu anlatıyor.
- Özetin kaynağı ve yazarı: Belgenin kaynağı, Byung-Chul Han’ın 2023 yılında Metis Yayınları tarafından yayınlanan Zamanın Kokusu: Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme kitabıdır. Belgenin yazarı ise Onur Berkay Suiçmez’dir.
Bugünün zaman krizi hızlanma olarak nitelendirilemez. Hızlanma çağı çoktan bitti. Bugün hızlanma olarak duyumsadığımız şey, zamansal dağılmanın semptomlarından sadece biri. Zaman, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çekiyor. Bu yüzden de ölçüsünü kaçırıyor. Diskroni, bu zamansal bozulma, zamanın adeta dönüp durmasına yol açıyor. Hayatın hızlandığı hissi, amaçsızca dönüp duran zamanın yol açtığı bir duygu aslında. (2023, s. 9) Yaşamın atomlaşmasına, atomlaşmış kimlikler eşlik ediyor. İnsanın elinde kendinden, küçük bir benlikten başka bir şey yok. (2023, s. 9) Kırılgan bedenin sağlığı dünyanın ve Tanrı’nın yerini alıyor. Hiçbir şey ölümden uzun ömürlü değil. Dolayısıyla bugün ölmek, çok zor. Ve insanlar, yaşlanmadan yaş alıyor. (2023, s. 10) Tanrı’nın ölümünün en önemli sonuçlarından biri de tarihin sonu, yani “miras” ve “hedef” in sonudur. Tanrı zamanı dengeleyen unsurdur. Süremi olan, sonsuz bir şimdiyi sağlar. (2023, s. 13) Zaman bütün ritmini kaybettiğinde, herhangi bir dayanağı ya da istikameti olmadan açıklığa doğru akıp gittiğinde, doğru veya iyi zaman da ortadan kaybolur. (2023, s. 12) Doğru zaman veya doğru an, bir istikameti olan bir zamanın zamansal geriliminde ortaya çıkabilir ancak. Atomlaşmış zamandaysa zamanın bütün noktaları birbiriyle aynıdır. Zamandaki bir noktayı ötekilerden farklı kılan hiçbir şey yoktur. (2023, s. 13) Aynının “ebedi dönüşü” fikri, “kaderini sev” düşüncesinin ifadesi değildir sadece. Yazgıyı, hatta yazgının zamanını eski haline getirme çabasıdır tam da. (2023, s. 14)
Bugün zamanla bağlantılı olan şeyler eskisine göre çok daha hızlı eskiyor. Hızla geçmişte kalıyor ve böylece dikkatimizden kaçıyorlar. Zamanın bir çığ misali hızla yuvarlanmasının nedeni, kendi içinde bir dayanağı olmamasıdır. Aralarında zamansal bir çekim gücü kalmamış şimdiki zaman noktaları, zamanın ilerlerken bozulmasına, süreçlerin tam da yönsüzlük nedeniyle artık bir hızlanma niteliğini haiz olmayan yönsüz bir hızlanmaya tabi olmasına neden olur. Oysa esas anlamıyla hızlanma, yöneltilmiş hareket rotalarını şart koşar. Hakikat de bir zaman fenomenidir. Süregelen, sonsuz şimdinin bir yansımasıdır. Deneyimin öznesi de gelmekte olana, geleceğin şaşırtıcı ve belirsiz unsuruna açık olmalıdır. Aksi halde zamanı aralıksız çalışarak tüketen bir emekçiye dönüşüp katılaşır. Emekçi kendini değiştirmez. Değişimler emek sürecini istikrarsızlaştırır. Deneyim öznesi hiçbir zaman kendisiyle özdeş değildir. Geçmişle gelecek arasındaki geçişte ikamet eder. Deneyim geniş bir süreyi kapsar. Noktasal, zamandan yana yoksul olan hadiseden farklı olarak zaman açısından çok yoğundur. Bilgi de deneyim gibi zaman açısından yoğundur. Gücünü hem olmuş olandan hem de gelecekte olacak olandan alır. Güncellik noktasına indirgenmiş bir şimdiki zaman, eylem düzeyinde de uygunsuz zamanı öne çıkarır. Misal, vaat etme, adanmışlık ve sadakat sahici zamansal pratiklerdir. Şimdiki zamanı geleceğe doğru devam ettirip ona bağlayarak geleceği tutarlar. Böylece istikrar sağlayan bir zamansal süreklilik meydana getirirler. (2023, s. 15-16)
Mitoloji dünyası anlamla doludur. Tanrılar ölümsüz anlam taşıyıcılarından başka bir şey değildir. Dünyaya mana, anlam verir, onu insanlar için anlamlı kılarlar. Şeyler ve olaylar arasındaki bağlantıyı anlatırlar. Anlatılan bağıntı anlamı kurar. Anlatı hiçbir şeyden yola çıkıp dünyayı kurar. Tanrılarla dolu demek, anlamla, anlatıyla dolu demektir. Sağlam bir şekilde bir araya getirilmiş bir düzende (kosmos) her şeyin bir yeri, yani anlamı vardır. Herhangi bir şey olması gereken yerden uzaklaşırsa tekrar oraya yerleştirilir. Zaman onu düzeltir. Zaman düzendir. Zaman adalettir. Bir insan şeylerin yerini kendi başına değiştirdiğinde suç işlemiş olur. Zaman bu suçun kefaretini ödetir. Böylece ebedi düzeni tekrar tesis eder. Zaman adildir. Sadece aynının ebedi tekrarı, eskiden olmuş olanın, ebedi hakikatin yeniden üretimi anlamlıdır. Tarihöncesi insan, daimi bir şimdide yaşar. Devrim kavramının esas anlamı şimdiki zamanda üstlendiği anlamdan tamamen farklıydı. Bir süreçtir devrim, evet. Ama geri dönüş, tekrarlardan azade değildir. Revolutio esasında yıldızlarına yörüngelerini işaret eder. Tarihe uyarlandığında, sayıca sınırlı olan tahakküm biçimlerinin döngüsel bir şekilde tekrarlandığını demeye gelir. Tarihin seyrinde vuku bulan değişimler bir döngüyle bütünleştirilmiştir. Tarihin seyrini niteleyen şey ilerleme değil, tekrardır. İnsan da tarihin özgür öznesi değildir. İnsanın zamanla ilişkisini özgürlük değil, fırlatılmışlık belirler. Devrimleri yapan insanlar değildir. Aksine yıldızların yasalarına tabi oldukları gibi, devrimlere de tabidir insanlar. Zamanı doğal sabit değerler niteler. (2023, s. 23-24-25,)
Zamanın efendisi Tanrı değil özgür insandır artık. Fırlatılmışlığından kurtulmuş, gelmekte olanı tasarlamaktadır. Ama Tanrı’dan insana bu rejim değişiminin de sonuçları vardır. Zamanın dengesini bozar çünkü Tanrı egemen düzene bir nihailik veren, ona sonsuz hakikatinin damgasını vuran mercidir. Tanrı kalıcı bir şimdiyi temsil eder. Rejim değişikliğiyle birlikte, zaman değişime karşı direnç geliştiren bu dayanağı kaybeder. Büchner’in Fransız Devrimi’ni konu eden dramasında karakterler arasında şöyle bir diyalog vardır. “Akıl sağlığı denen şu sıradan sabit fikirlerin hepsi dayanılmaz derecede can sıkıcı. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olduğunu hayal edebilen kişi yeryüzündeki en mutlu insandı.”[1]
Tamamen tesadüfi bir şekilde, bir arada duran cümleler bir anlam ya da hikaye oluşturmaz. Bu nedenle de bağlantılandırma işlemi, anlatı düzenine uymayan şeyleri ortadan kaldırır. Anlatı bir anlamıyla kördür çünkü sadece tek bir yöne bakar. Dolayısıyla, her zaman bir noktası vardır. (2023, s. 61)
Hakikat, salt bir arada bulunmanın rastlantısallığın karşıtıdır. Hakikat bağlanma, ilişki ve yakınlık demektir. Tek başına yoğun ilişkiler şeyleri gerçek kılar: “Gerçeklik dediğimiz şey, bizi aynı anda sarmalayan bu izlenimlerle hatıralar arasındaki bağlantıdır. – bu bağlantıyı ortaya kaldıran basit bir sinematografik görüntü, kendini gerçekle sınırlandığını iddia ettiği ölçüde gerçekten uzaklaşır ve yazar cümlesinde iki farklı olguyu birleştirebilmek için bir benzeri daha olmayan o bağlantıyı tekrar bulmak zorundadır. Dolaysız haz güzel şeyleri deneyimleyemez çünkü bir şeyin güzelliği çok daha sonra, bir başka şeyin ışığında, anımsamanın anlamlılığında görünür olur. Güzelliği bir süreme derin düşünen bir, bir araya toplamaya borçluyuz. Anlık görkem veya cazibe değil, son parıltı ya da ışıldamasıdır güzel olan. (2023, s. 58)
Kaynakça
Han, B.-C (2023). Zamanın Kokusu:Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme. (Altıncı b.). (S. Sökmen, Dü., & Ş. Öztürk, Çev.) Istanbul: Metis Yayınları.
[1] Büchner, “Dantons Tod”, Werke und Briefe” içinde, Münih, 1965. s.58.

Yorum bırakın