ONUR BERKAY SUİÇMEZ
Önceki hafta, ben her ne kadar bilişim teknolojisi ve telekomünikasyondan anlamayan bir adam olsam ve Türkiye’deki tek iletişim bilimleri fakültesinden Ocak 2020’de mezun olduğumdan şimdiki zamana, her ne kadar bilgisayar doğduğumuzdan beri hayatımızın ortasında olsa bile, bütün Dünya’da bilinen ve kullanılan halen bir numaralı bilgisayar yazılım ve donanım firması olan Windows çöktü veya birkaç saatliğine kullanılamadı diye, hem ulaşım hem iletişim hem de hareket alanı kısıtlandığından dolayı bütün Dünya insanları özgürce hareket edemedi ve bu birkaç haber kuruluşu dışında anaakım medya kanallarının neredeyse hiçbirinin bültenlerine konu bile olmadı, insanlarımız aslında ağa bağlı yaşarken ve ağ üzerinde yaptığımız varsayılan bütün çalışmaların kişiye özel olarak depolanması bir yana, herkese kendi yaratıcılığını bahşeden, kişisel olarak inanmasam bile Tanrı’ya da, Tanrı’sız bir Dünya’ya, yaratıcılık yani insan yaratmak kadınlara mahsus bir vasıfken ve biz erkekler de onlara aşık olarak yaşaması lazımken kendi türlerimizle kapışıp kavga ediyoruz ve devamında da “3 çocuk politikası” ve “one minute” politikası harici hiçbir doğru hareketi olmayan biri tarafından yürütülürken ülkemiz, durduğumuz yerde potansiyel enerjimiz kesinlikle buz dağına çarpmadan batmakta olan, yabancılarca cennet denilen ülkemizin sahilleri çöpe dönüştürülüp en olmadık yerlerde yangın çıkarıp, yok teröristler yaktı, yok kibrit düştü kendi kendiliğinden yandı der durup dururken kendi kendini kandıranlara inanırken halkımız, bizlerse hayalleri yaşama tutunurken kurtarabileceğimiz kadar insan kurtarmak olan ve nuh nebi’den kalma bir küçük teknenin, düşman ordusu gemicikleriyle, yarışta bile olmadığımız vasıfsızlara da değil, sevdiğimiz kadınlara dert anlatan, onlar anlamadıklarında da yakalarını bıraktığımız zamanda onları da kendimi de özgür kıldığımı, değişen hayatlarımızla gördüğümden, her ne kadar daha da yalnızlaşsam bile bana bir teşekkür mesajı atıp atmamamın ziyadesi ancak sevdiğim bütün herkesin hayat standardının yükseldiği şartlar olgunlaştığında, fiziken bir arada olmasak da aynı gökyüzü altında, game of thrones’çuluk oynamadan yaşarsak ancak kültürün kendi ülkemiz ve değerlerini koruyacağımızda, mitolojik masalsı destanlarda da dahil olmak üzre üretilen sanat eseri veya hikayelerde teknoloji ve insanların çoğunluğunun ne yapacağını bilmeden herkesin kullanımına açılan yapay zekaya fazla güvenmeden herkesin kendi işine sımsıkı tutunması şart olduğu zamanlar, teknoloji elbette şart ancak minimum düzeyde kullanılarak yaşatılır ve sürdürülebilir hale dönüştürürsek çalışmalarımız amacına ulaşır.
Geleceğe, ya da geçmişe, düşüncenin özgür olduğu bir zamana, insanların birbirinden farklı olup yine de yalnız yapamadıkları, hakikatlerin var olduğu ve yapılanların geri alınamadığı bir zamana, “tek tiplik yalnızlık, büyük biradercilik, çift düşün çağından merhaba.” diye başlayabiliriz herhalde yeni güne. Çünkü hepimiz bilinçlenene kadar başkaldırmayacaklar, bizler başkaldırana kadar da bilinçlenemeyecekler.
Walter Benjamin’in, “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” başlıklı makalesinde auranın yitimi ve faşizm arasında kurduğu ilgi, sanat ve savaş arasındaki sürekliliği ortaya çıkarır. Benjamin, metnin sonsöz kısmında zamanının faşizmini “mülkiyet ilişkilerine dokunmadan kitlelerin seferber edilmesi” olarak tanımlar. Teknoloji ve teknik, insanın duyusal düzeneklerini yeniden inşa eder. Benjamin’in çıkarımı budur. Endüstri çağında yeniden üretim teknolojilerini sorgular. Pasajların ilk halinden kalma bir notunda bu ve bundan önceki çağda yaygın olan optiğe ilişkin araçların dünyayı nasıl yeniden şekillendirdiğinden bahseder.
19. yüzyılda çocukların bir araya getirerek resimler oluşturduğu kartlar “myrioramas” diye tanımlanmıştır. “Myriorama” adındaki kelime “myrid” (çok sayıda) resimler kalıbından türemiş ve zaman ilerledikçe devasa sahnelerin yeniden temsil edilmesi yollarının bir parçası olarak modern zamanın yeniliği ve illa olacaksa olsa olsa bu dünyanın temel koordinatlarının hareketli resimler, fotoğraflar ve devamında sinema filmlerinin tamamını oluşturan çekim parçalarının olması gerekli olduğunun düşünülmesinin lazım olduğunu belirtir.
Büyük ölçüde teknolojiye yönelik tutumu karşısında, aynı zamanda kendini antolojiye de saldırmak zorunda hisseden Walter Benjamin 1914-18 arasındaki savaştan 10 yıl sonraki edebiyat sahnesine sızan “savaş sonrası” nın edebi-felsefi savaş alanı içinde açıkça görülen faşist gündüz düşlerini tarih etmesi, savaş sonrası dönemde, teorik olarak yeniden savaşla yeniden karşılaşmadan özellikle sağ entelektüelin saldırılarınıysa yorumlama alanlarının yeniden ele geçirilme çabası olarak yorumlanabilir.
Benjamin Pasajlar’daki ilk notlarında, “Modern” olanı cehennemin zamanı olarak ifade eder. En modern teknolojik icatlar, kapitalist araştırma ve büyümenin ürünleri, savaş cezalarını askerler arasında paylaştıran en son askeri hileleri kuşatır. Benjamin’e göre, savaşın oynadığı rol, teknolojik gelişimin, yıkıcı ve yaşamı tüketen yönüne benzer. Ölüm ve üretim arasındaki ilişki, Benjamin’e tüketilen her şeyin acıya neden olabilecek koşullar altında üretilmiş olduğu uyarısını yapar. Çünkü, sermayenin tek hedefi teknik ve teknoloji aracılığıyla bedenleri bölmek ve parçalamaktır.
Çağdaş anlatı edebiyatı, konularıyla ve karmaşıklığıyla gerçekleri, fotoğraf benzeri, yeniden yaratabilmesiyle böyle sorunların olasılığını bile ortadan kaldırmaya çalışsa da bizlerle Eskiçağ arasındaki bir zaman ve mekânsal uzaklıkta yer aldığında her şeyi son derece sadeleştiren zamanın birleşimi, olguların karmaşıklığı üstünden derinlere gömülen bir nokta boyutudur diye varsayıldığında hem şemalar hem de yinelemeler bütün bu süreci kapsayacaktır.
Ancak şimdiki zamanda, bu ülkede yeni bir başlangıç olacaksa yeniden, tekrarlayacak şekilde veya değil, biçime değil öze bakıldığında en baştan, başlangıçtan sonra yeniden başlamaya dair hem bireysel hem de kişisel düşüncemin dile dökümü olarak değerlendirilebilir.

çok yalnızlık hiç yalnız kalamamaktan mı, yoksa çok konuşmak hiç konuşmamaktan mı daha iyidir? – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et