
ONUR BERKAY SUİÇMEZ
27.06.2025 – ANKARA
Ayna kuramı, fen bilimlerinde ışığın yansıması ve optik sistemlerin tasarımıyla ilgilenirken, sosyal bilimlerde bireylerin ve grupların toplumsal etkileşimler yoluyla kendilerini nasıl tanımladıklarını ve başkalarının gözünden nasıl algıladıklarını inceler. Her iki alanda da ayna kuramı, önemli ve geniş uygulama alanlarına sahip olup, fen bilimlerinde teknolojik gelişmelerin temelini oluştururken, sosyal bilimlerde bireylerin ve grupların kimlik ve toplumsal süreçlerini anlamada kritik bir araçtır.
Şimdiki zamanda insanlar birbiriyle yüz yüze görüştüğünde değil, birbirinden uzaktayken birbirinden haberdar olabildiği bir zaman dilimini el birliği ile yaratmışken; ister istemez de kendi zamanını kıymetli kılmaktan uzak bir duygu-durumunda yaşamaktadır.
Ayna kuramı, sosyal bilimlerde farklı, fen bilimlerinde farklı olarak, öğrencilere, çocuk yaşta değil, büyüdükten sonra aktarılmakta ve bundan dolayı da kişiler daha ilk öğrencilikten gelişkin çağa gelinceye kadarki dar ufkunu geliştirip geliştiremediğine bakılmaksızın, pek çok kişisel gelişim kitabında da belirtildiği gibi, kişilerin akıl seviyesi başka parametrelere hiç bakılmadan değerlendirilmekte; bunun sonucu olarak da en çok konuştuğu 5 insanın ortalaması kadar zeki olduğu düşünülmektedir.
Peki, biz insanlar yüz yüze ve sadece hem sesli hem de görsellik kaynağından ibaret basit bir iletişim kanalını oluşturmak zorluğunun farkında olmadan, iki ayrı duyu organımızla birbirimizi fark edip birbirimizden bütünüyle karşıt fikirli olduğumuz fikri, ya da, ortak yönlerimizi anlayacak şekilde iletişim kurabilir durumda mıyız şimdiki zamanda gerçekten?
Ben hayır diyorum. Çünkü, hiçbir şekilde iletişim kurma çabası bile göstermiyoruz çoğu zaman. Oysa özne olduğumuzda; gündelik hayatımızda kullandığımız bütün nesneler, zamanında; tek başına kalmamamız ve hiçbir insandan haberdar olmadan yaşayamamamız şeklinde tasarlanmış ve teknoloji geliştikçe de devamlı bir hızla, koşullar ne olursa olsun, insanlar tek başına kalmamalı yani birey olamamalı, birey olmadıkça nasılsa toplumsallaşma ya da toplumsal hafıza diye bir mesele de kimsenin aklına gelmez diye düşünülmekte bu yeni teknolojileri kullananlardan ziyade, üretenler tarafınca.
Belki de bu yüzden, işi, sadece başkalarının hayatını gözlemlemekten ve insanların üstüne pislemekten ibaret olan güvercin kuşları, herkese; onlara yem atsanız da atmasanız da eşit şekilde yakın durup da karşınızdaki kontra güçlere, sizi sizden hiçbir şekilde daha iyi değilse bile daha hızlı şekilde karşınızdaki taraf her kimse ona doğru uçup da haber uçurabilirken; kumru kuşları çok fazla kişiye görünmemektedir; Ankara’da, İstanbul’da yaşayan bir insan için “kumru” nasıl salam, sosis ve sucuktan oluşan ekmek arası bir yiyecekken; bir başka büyük şehir olan İzmir’de “ekmek arası domates ve peynir” olarak da görülebilmektedir.
Ayna kuramı, hem fen bilimlerinde hem de sosyal bilimlerde geniş uygulama alanlarına sahiptir. Fen bilimlerinde, ayna kuramı optik sistemlerin tasarımı ve geliştirilmesinde, ışık ve görüntüleme teknolojilerinde kullanılırken, sosyal bilimlerde ise bireylerin ve grupların toplumsal etkileşimlerini ve kimlik oluşum süreçlerini anlamada kullanılır.
Fen bilimlerinde, ayna kuramı optik aletlerin tasarımında ve geliştirilmesinde kritik bir rol oynar. Mikroskoplar, teleskoplar, lazer sistemleri ve fiber optik iletişim teknolojileri, ayna kuramının prensiplerine dayanarak çalışır. Aynalar, ışığın kontrollü bir şekilde yansıtılmasını ve odaklanmasını sağlar, bu da yüksek hassasiyetli görüntüleme ve iletişim sistemlerinin geliştirilmesine olanak tanır.
Sosyal bilimlerde, ayna kuramı bireylerin ve grupların toplumsal etkileşimlerini ve kimlik oluşum süreçlerini anlamada önemli bir araçtır. Kişinin kendini başkalarının gözünden nasıl gördüğü ve bu yansımanın onun özsaygı ve benlik algısı üzerindeki etkileri, ayna kuramının psikolojik boyutunu oluşturur. Ayrıca, toplumsal bilimlerde, bireylerin ve grupların başkalarının tepkilerini ve davranışlarını nasıl yorumladıkları ve bu yansımaların kimliklerini nasıl şekillendirdiği incelenir.
Ayna kuramının psikolojik ve sosyolojik boyutları, bireylerin ve grupların toplumsal çevrelerinde nasıl davrandıklarını ve kendilerini nasıl tanımladıklarını anlamada kritik bir rol oynar. Bu kuram, toplumsal etkileşimlerin bireylerin kimliklerine ve toplumsal konumlarına nasıl yansıdığını ve bu süreçlerin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini analiz eder.
Şimdi nerden başladık, nereye vardık demeden önceki ilk soracağımız soru şu:
- Birincisi, her kuşun eti yenir mi? İkinci olarak da bir insan memleketi ve kendisiyle ailesinin güvenliği için mi silahlanır, yoksa, ona herhangi birini vur deseler vurduracak kadar beyni yıkanmış ve vasat bir eğitim sisteminde var olmaktan başka tutunacak bir şeyi olmadığı için mi?
Yanıtlar hiçbir steril koşulda tutarsız olarak görünmeyecek bir değerlendirme fırsatı yakalarsak ve şöyle maksimum 15 saniyelik de yanıt süresi bıraksak. Birinci soruya evet veya hayır demenin süresi; ikinci soruda 15 saniyede herhangi bir şekilde yanıtlanamayacak kadar detaylı düşünme edimini şart koşmasak da başlangıçta, çoğu kimse yanıtını bu kadarlık bir sürede veremeyecektir.
Zaman zaman, tek bir ortak çatı altında bir olduğumuz yani demokratik cumhuriyetimiz, tek bir ortak dil olarak konuştuğumuz Türkçe ve tek bir ortak vatan olarak da ülkemiz; herkesin güvenliğini sağlamaktan sorumlu güvenlik görevlilerine verilen görevler sonucunda normal insanların hayatını istemsiz ve hiçbir şekilde yasal dayanağı olmadan müdahil olabileceği düşüncesini işlevsel kılıp kapalı bir devrede dönen hava çarklarına kendisinin herhangi bir şekilde ne hakkı ne de karşısındakinin izni olmadan duman ya da sis püskürttüğü durumlar da yaşanabilecek mümkün birkaç durum olarak değerlendirilebilir.
Konfor alanına müdahale anlamında, bizim neslin eskiden çimeni yoğun, ağaçlar arasında, bir direk koyduğumuz taş, bir direk de kökü yerde gövdesi dışarıda bir ağaç olacak şekilde rakip kalelere şut çekip maç yapabildiğimiz kaleler ve sahalar şimdilerde nerenin suyunu nereye aktarabileceğini şaşırmış fıskiyelere bırakılmış ve eski oyun alanımız ayaklarımızın altından çekilmiş de beton dökülmüş durumda ve özellikle akşamları, kafamızı yukarı kaldırdığımızda yıldızdan çok, yapay ve parıltısız uydu teknolojilerini düzenleyici teknolojik araçlardan başka görecek bir şey de yok.
Kim ne kadar uyabilir böyle bir düzende; astığım astık kestiğim kestik, ne dediğim belli ne yediğim belli demekten başka hizmetine yapılan; adı bile özenti bir saraya çalışan kalabalıklar bizi onlardan ayrı görsün diye çalışmaktan başka yandaş ve yancı aramaktan alıkoyan bütün değerlerimizin öz ve kütükten geldiğini defalarca belirtmemize rağmen.
Bugünlerde yaz mevsimindeyiz, televizyonu kapatıp, bilgisayarı kapatıp, telefonları kapatıp dışarlarda birlikte zaman değerlendireceğimiz insanlar hem telefonun öteki ucunda sürekli bir etkileşim içerisinde bizleri bekliyora benzer bir durum var gibi görünüyor; hem de ismen ve cismen varsak da hepimiz birbirimizi onlara verilerimizi işleyen; adı değişken, ama, özü sadece farklı farklı iletişim formlarını kaynaktan alıcıya ve alıcıdan kaynağa doğru aktararak çift taraflı etkileşimliliğe yarayan aracı ekran uygulamalarının algoritmalarını kullanıcı olarak değiştirme şansımız ve olanağımız olmadığını bilip yine de herkes tarafından her anda ulaşılabilir bir durumda kalmanın acizliği düşünülmüyorken hem de.
Düşünün, belki 1 bir belki 10 yıl sonra başka bir düzene ayak uydurmamız bekleniyor olucak bizlerden; bu bilgiyi işleme hızına bağlı olarak performansı değişen bilgisayar ve telefonların kalitesinin sadece alırken bir defalığına mahsus ödediğimiz alım ücretinden değil, bilginin kullananından kullanamayanına ne kadar ve ne derecede öğretilebilinir ve aktarılabilinir olduğu sorunsalını da birlikte düşünmemizi şart koşuyor.
Her gün binlerce virüs yüzünden insanlar ölürken; insanların kullandığı teknolojik araçlara bulaşmış virüsler de; aynı, organik veya insanların üretimi olan böceklerin oturma odalarımızı işgalinden tutup salon ve odalarımızı işgale gelmiş kimliksiz virüs ya da böceklerin istilasından arındıramayacak kadar kuvvetli bir düzen savunucusu kontrol ve ilgi manyağı, zamanımızdan çalan kalabalıklar olarak çoğunluktayken şimdiki zamanın tanığı değil hırsızı olarak da varlığını bizlerden alacakları herhangi bir enformasyona bağlı bir şekilde kendi ekseni etrafında kısmen 90, 180, 270 ya da 360 derece dönse bile, kendisi üretmediğinden kendisi öğrenemeyecek olan bilginin sonraki tahmin edilebilir durumuna biraz daha aşina ama doyumsuzluğu tatmin edilemez bu zavallı böceklerin anlık ya da zamansız trol ağlarına sızıntı yapmak harici ve dahili olarak da, bu ülkenin insanının değerlerini özü nedir bilinmeyen başkalarıyla, anonim ya da kimliksiz olarak onaylanma isteği sonucu değerlendirmelerine sunduğu üstlerinin herhangi birinden alacağı bir tebrik ve sonrasında çıkaracağı gazdan, osuruğu oturduğu yerden havalanıp bulunduğu odayı kokutması dışında da her şeyi başkalarından aldığı halde, sürekli bir mama bekleyen köpek gibi ödülünü almak yada alkışlanma istemiyle ne iş olsa yaparım kafasına arsızca başkalarının değerlerini yiyebilmeyi dahil edebiliyorlar bu kalabalıkları oluşturan ama aslen miniminnacık kalan böcek dostlarımız.
Bir böcek koleksiyoncusu olma arzusunu ya da insanları izinsiz dinlemekle seyretmeyi bir kenara bırakın da, böcek severlere hiç katılmadığım bu zamanda; ayna kuramı sosyal bilimlerde nedir, fen bilimlerinde nedir? Bunu da son paragraf olarak ekleyip bugünlerde tek bir şarkıyla bile eşlik etmemenizdense; kendi bulunduğunuz ortamda hakkımda konuşmak yerine, bana, benim de bulunduğum herhangi bir ortamda bok ya da ok atmadan konuşabilmeniz yetisini kazanabilme olasılığını varsaydığım uzun yaz akşamları kadar, zamanı iyi değerlendirme konusunda kişisel olarak da biraz daha düzenli uyku ve aktif dinlenme yaparak sosyalleşme adına kendime ve sizlere zaman yaratabilirim belki ben de.

“derdimi dökersem derin dereye, korkarım yâr benden yoz olur gider” mi halen daha? 2025, onurberkaysuicmez special edition – gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından için bir cevap yazın Cevabı iptal et