bir başlığın gölgesinde kalmak: “neden tarkovski olamıyorum?” filmi üzerine..


Onur Berkay SUİÇMEZ

17 Ağustos 2026 – Trabzon


https://boxd.it/fRO0Tn

Türk sinemasında bazı filmler vardır ki, daha izlenmeden önce adlarıyla hafızaya yerleşirler. Murat Düzgünoğlu’nun *Neden Tarkovski Olamıyorum?* filmi de bunlardan biridir. Bu başlık, yalnızca bir film adı değildir; aynı zamanda bir itiraf, bir meydan okuma ve bir sanatçı vicdanının kendi kendine yönelttiği ağır bir sorudur. Başlığın içinde hem hayranlık hem aşağılanma duygusu, hem özlem hem de başarısızlık korkusu vardır. Seyirci daha filmi izlemeden, Tarkovski gibi bir sinema anlayışının neden mümkün olmadığını sorgulamaya başlar.Ancak filmin yarattığı en büyük problem de tam burada ortaya çıkar: Başlığın vaat ettiği düşünsel ve estetik derinlik ile filmin ulaştığı yer arasında belirgin bir mesafe vardır.

Film, ilk bakışta Tarkovski üzerine bir film gibi görünür. Açılışındaki rüya sekansları, *Stalker* ve *Nostalghia* gibi filmlere göndermeleri, yönetmenin bilinçli referansları ve başkarakter Bahadır’ın Tarkovski hayranlığı bu beklentiyi güçlendirir. Özellikle başlangıçtaki atmosfer, seyirciye sinema sanatı üzerine büyük bir hesaplaşmanın kapısını aralamış hissi verir. Ne var ki bu vaat kısa süre sonra geri çekilir ve film başka bir hatta ilerlemeye başlar.¹

Bahadır’ın hikâyesi, estetik bir sorgulamadan çok, Türkiye’de bağımsız sinema üretmeye çalışan bir yönetmenin gündelik sıkışmışlığına dönüşür. Fon bulma çabaları, geçim problemleri, istemediği işler yapmak zorunda kalması, aile baskıları, özel hayatındaki sorunlar ve mesleki hayal kırıklıkları anlatının asıl yükünü taşır. Yönetmenin de çeşitli söyleşilerinde belirttiği gibi filmin merkezinde, doğrudan Tarkovski sinemasını tartışmaktan çok, insanın ilkeleriyle hayat arasındaki çatışma yer alır.² ³

Oysa başlığın çağırdığı soru daha büyüktür.”Neden Tarkovski olamıyorum?” sorusu, üretim koşullarından önce sanata, yaratıcılığa ve hakikate ilişkin bir sorudur. Tarkovski’nin sineması yalnızca uzun planlardan, yavaş tempodan ya da metafizik imgelerden ibaret değildir. Onun sineması, dünyaya belirli bir bakış biçiminin ürünüdür. Böyle bir başlık, seyirciyi kaçınılmaz olarak sanatın özü üzerine bir tartışma beklemeye yönlendirir. Film ise bu tartışmaya tam olarak girmez. Tarkovski’yi daha çok bir sembol, ulaşılamayan bir ideal, bir vicdan ölçüsü olarak kullanır.Bu noktada film ile başlık arasındaki gerilim belirginleşir. Çünkü film, “Neden Tarkovski olamıyorum?” sorusuna çoğu zaman şu cevabı verir: Çünkü şartlar uygun değildir. Çünkü para yoktur. Çünkü yapımcılar risk almak istemez. Çünkü sektör yüzeyseldir. Çünkü hayat ağırdır. Bunların hiçbiri yanlış değildir. Aksine film, Türkiye’de sanat filmi üretmenin güçlüklerini samimiyetle ortaya koyar. Fakat bütün bu açıklamalar, başlığın açtığı felsefi ufku doldurmaya yetmez.⁴

Filmin en ilginç tarafı da aslında burada saklıdır. Belki de film, farkında olmadan kendi sorusunun cevabına dönüşür. Bahadır nasıl hayalini kurduğu filmi çekemiyorsa, *Neden Tarkovski Olamıyorum?* da adının vaat ettiği büyüklükte bir filme dönüşemez. Film, anlattığı karakter gibi sürekli bir eşikte durur; büyük bir estetik hamle yapacakmış hissi uyandırır ama son anda gündelik gerçekliğe geri çekilir. Böyle bakıldığında eser ile kahramanı arasında ironik bir benzerlik oluşur.Bu nedenle film başarısız olduğu için değil, kendi ufkuna tam olarak ulaşamadığı için tartışmalıdır. Yer yer son derece sahici gözlemler içerir. Türkiye’deki kültürel üretim ortamını, idealler ile zorunluluklar arasındaki çatışmayı ve sanatçının yalnızlığını inandırıcı biçimde yansıtır. Ancak bütün bunlar, filmin adının taşıdığı şiirsel ve düşünsel ağırlığın altında kalır.

Sonuçta *Neden Tarkovski Olamıyorum?*, Türk sinemasının belki de en güzel başlıklarından birine sahip filmlerinden biridir. Fakat filmin kendisi, bu başlığın açtığı sonsuz sorular evrenine tam olarak giremez. Seyirci salonu terk ettiğinde aklında en çok kalan şey filmin sahneleri değil, filmin adıdır. Ve bu durum, bir film için hem büyük bir başarı hem de sessiz bir eksiklik olarak okunabilir. Çünkü bazen en etkileyici eser, perdede görünen değil, başlığın zihinde kurduğu filmdir.


[1]https://www.perasinema.com/neden-tarkovski-olamiyorum-ilkelerine-bagli-kalmanin-zorlugu/

[2]https://www.sinematurk.com/icerik/4065-neden-tarkovski-olamiyorum-yonetmeni-murat-duzgunoglu-insanin-etrafina-baktigi-kadar-donup-kendine-bakmasidir-temel-mesele/

[3]https://www.bisav.org.tr/art/Bulten/258/1567/neden_tarkovski_olamiyorum/

[4]https://www.beyazperde.com/filmler/film-231007/elestiriler-beyazperde/


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin