kaç tane türk sineması var


Onur Berkay SUİÇMEZ

17 Ekim 2026 – Trabzon


Ya da daha basit bir soruyla başlayalım:

Bir Cem Yılmaz filminde kaç tane Cem Yılmaz vardır?

Soru ilk bakışta bir komedi gibi görünür. Sonuçta aynı oyuncunun birden fazla karakter canlandırdığı örnekler dünya sinemasında da vardır. Ancak Türkiye’de mesele teknik bir oyunculuk gösterisinin ötesine geçer. Çünkü çoğu zaman ekranda çoğalan şey karakterler değil, aynı yıldızın farklı varyasyonlarıdır.

Bu yüzden “bir Cem Yılmaz filminde kaç Cem Yılmaz var?” sorusu aynı zamanda “bir filmde kaç karakter var?” sorusudur. Ve daha önemlisi:

Bir filmde gerçekten film mi izliyoruz, yoksa tek bir persona’nın farklı kostümler giymiş hâllerini mi?

Türkiye sinemasının önemli bir bölümü uzun süredir yıldız figürleri etrafında dönüyor. Şener Şen filmlerinde Şener Şen’i, Kemal Sunal filmlerinde Kemal Sunal’ı, günümüzde ise Cem Yılmaz filmlerinde Cem Yılmaz’ı izliyoruz. Karakterlerin adları değişiyor fakat temel jestler, mizah anlayışı, dünyaya bakış ve hatta ses tonu aynı kalıyor.

Bu durum bir noktadan sonra ilginç bir çelişki yaratıyor. Sinemanın temel gücü farklı hayatları görünür kılmakken biz giderek daha fazla aynı kişiyi farklı şekillerde izlemeye başlıyoruz. Belki de bu yüzden bazı filmlerde aynı oyuncunun birden fazla rol üstlenmesi yalnızca bir tercih değil, sistemin mantıksal sonucudur. Eğer seyirci filme karakter için değil de oyuncu için gidiyorsa, neden bir Cem Yılmaz yetinsin? İki Cem Yılmaz, üç Cem Yılmaz, hatta filmin tamamını dolduracak kadar Cem Yılmaz üretilebilir. Burada mesele oyuncunun yeteneği değil.Asıl mesele, karakter üretiminin yerini persona üretiminin almasıdır. Bu noktada Peter Pan Sendromu ya da Jung’un “puer aeternus” kavramı ilginç bir okuma sunar. Puer aeternus büyümek istemeyen çocuktur. Kendini sürekli yeniden kurar fakat hiçbir zaman dönüşmez. Sürekli yeni bir maceraya atılır ama gerçek bir değişim yaşamaz. Cem Yılmaz sinemasındaki birçok figür de buna benzer. Arif uzaya gider, taş devrine gider, geleceğe gider; fakat pek büyümez. Sanki her film aynı kahramanın yeni bir kostüm giymiş versiyonunu sunar. Karakter gelişimi yerine karakter çoğalması vardır.

Türkiye sinemasında da benzer bir durum görülür. Yeni karakterler yaratmak yerine mevcut figürlerin sonsuz kopyalarını üretme eğilimi baskındır. Bu yüzden bazen bir filmin afişine bakınca şu soruyu sormak gerekir:

Acaba burada kaç karakter var, yoksa tek bir karakterin çeşitli yansımaları mı var?

İşin daha polemik tarafı ise şudur:Belki de Türkiye’de sinema krizi senaryo krizi değildir.Belki karakter krizidir.Hatta daha sert söyleyelim:Belki de yıldızlarını aşamayan bir sinema hâlâ kendisini kuramamış bir sinemadır.Bu nedenle yazının başlığındaki soruya geri dönebiliriz:

Kaç tane Türk sineması var?

Yanıtlarımız ister istemez sayılı olarak birkaç tane olacaktır.

Festival sineması var. Popüler sinema var. Bağımsız sinema var. Ama bunların önemli bir kısmı hâlâ güçlü karakterler değil, güçlü figürler üretiyor.

Bu yüzden bir Cem Yılmaz filminde kaç tane Cem Yılmaz olduğu sorusu aslında tek bir oyuncuya dair değildir. Türkiye sinemasının kendi üzerine düşünmesi gereken yapısal bir sorudur. Çünkü bazen bir filmde gördüğümüz üç Cem Yılmaz değildir.Karakter yaratmak yerine yıldız çoğaltan bir sinema anlayışının kendisidir.

Ve belki de asıl sorun budur: Bir ülkede aynı oyuncunun kaç rolü oynadığı mesele değil, o ülke sinemasının aynı yüzlerin dışına ne kadar çıkabildiğidir asıl mesele.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Yazın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin