DM’ler ve Duvarlar: Dijital Dünyanın Özelleştirme ve Kamulaştırma Hikâyesi


Onur Berkay SUİÇMEZ

4 Kasım 2026 – Ankara


İletişim Bilimleri Fakültesi’nden 6 yıl önce mezun olmuş ve hâlen öğrenimini sürdürmekte olan biri olarak bu denememi şimdiki zamanda yaşayan bütün anlaşamadığım sevenlerime adıyorum.

Bir zamanlar kasaba meydanları vardı. İnsanlar orada tartışır, dedikodu yapar, duyurular asar, birbirlerini ikna etmeye çalışırdı. Bugün ise meydanların yerini sosyal medya duvarları aldı. Fakat dijital çağın ilginç bir çelişkisi var: İnsanlar kamusal bir alanda yaşadıklarını düşünürken giderek daha fazla özel alanlara çekiliyorlar.

Belki de sosyal medyadaki “DM” ile “hikâye paylaşımı” veya “duvar gönderisi” arasındaki farkı, özelleştirme ve kamulaştırma kavramlarıyla okumak mümkündür.

DM, yani doğrudan mesaj, dijital dünyanın özelleştirilmiş alanıdır. Bir düşünceyi, duyguyu ya da bilgiyi yalnızca seçilmiş kişilere ulaştırır. Tıpkı kamusal bir parkın kapatılıp özel bir sitenin bahçesine dönüştürülmesi gibi. İçeri girebilmek için davet gerekir. Erişim sınırlıdır. Dolaşım kontrollüdür.

Buna karşılık kişisel duvarda yapılan paylaşım, bilginin kamulaştırılmasıdır. Bir fikrin görünür kılınması, tartışmaya açılması ve denetlenebilir hale gelmesidir.

Sosyal medyada bir gönderi paylaşmak, dijital bir meydana çıkıp konuşmaya benzer. Kimlerin duyacağını tam olarak bilemezsiniz. Destek de alabilirsiniz, itiraz da.İlginç olan, son yıllarda dijital toplumun ters yönde hareket etmesidir. Sosyal medya platformları büyüdükçe kullanıcılar kamusal paylaşım yapmaktan çekinmeye başlamıştır. Eskiden insanlar akşam yemeğini, siyasi görüşünü veya günlük hayatını duvarlarda paylaşırken bugün aynı içerikleri birkaç kişilik grup sohbetlerinde veya DM kutularında paylaşmaktadır.

Bu durum, ekonomideki özelleştirme süreçlerine benzer. Nasıl ki bir dönem kamusal hizmetler piyasanın kontrolüne bırakıldıysa, sosyal ilişkiler de kamusal zaman çizelgelerinden özel mesaj kutularına çekilmektedir. Dijital kamusal alan küçülürken dijital özel alan genişlemektedir.

Bunun bir nedeni görünür olmanın maliyetinin artmasıdır. Kamusal alanda söylenen her söz kayıt altındadır, yargılanabilir, linç edilebilir veya yıllar sonra yeniden dolaşıma girebilir. DM ise daha güvenli, daha kontrollü ve daha kişisel görünür. İnsanlar tıpkı kalabalık meydanlardan alışveriş merkezlerine kaçtıkları gibi, duvarlardan mesaj kutularına sığınmaktadır.

Ancak burada bir paradoks ortaya çıkar. Toplumun ortak hafızası kamusal paylaşımlar sayesinde oluşur. Her şey DM’lere taşındığında fikirler daha özgür dolaşıyor gibi görünse de aslında ortak tartışma zemini daralmaya başlar. Meydan boşalır, kalabalık dağılır, herkes kendi küçük odasında konuşur hale gelir.

Bu yüzden bir sosyal medya gönderisi yalnızca içerik paylaşmak değildir; aynı zamanda bir kamusallık tercihidir. Birine DM atmak ise yalnızca iletişim kurmak değil, o iletişimi özelleştirmektir.

Belki de çağımızın en büyük dönüşümlerinden biri budur: Devletlerin özelleştirdiği hizmetlerden sonra insanların da düşüncelerini özelleştirmeye başlaması. Dijital dünyanın meydanları hâlâ yerinde duruyor. Fakat giderek daha az insan o meydanlarda konuşuyor, daha çok insan fısıltıyla haberleşiyor.Ve bazen bir toplumun hikâyesi, insanların neyi yüksek sesle söylediğinden çok, neyi DM’de konuştuğuyla anlaşılır.


gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Yazın

gündüzleri geceymiş gibi ● yeşil dallarız dünya ağacından sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin